Tetramed Medikal: “İthalat geçici bir araç, yerli üretimi kalıcı hedef”

Tetramed Medikal, üretim ile ithalatı aynı bileşenler içinde yürütürken ikisi arasında bir denge kurmuş. İthalatı geçici bir araç, yerli üretimi kalıcı hedef olarak benimsediklerini söyleyen Tetramed Medikal Yönetim Kurulu Başkanı Murat Canöz, uzun vadede akıllı yatak sistemlerini, veri analitiğiyle desteklenmiş hastane otomasyon çözümlerine dönüştürmeyi hedeflediklerini belirterek çalışmaları hakkında bilgi verdi.
Üretim ile ithalatı bir arada yürütürken, yerli üretim ile ithal ürünler arasında firmanızın stratejisini nasıl tanımlıyorsunuz? Hangi kriterlerle hangi ürünleri ithal edip hangi ürünleri kendi üretiminize yönlendiriyorsunuz?
Tetramed Medikal olarak, yerli üretimi ülkemizin gücü, ithalatı ise teknolojik gelişime açılan kapı olarak görüyoruz. Üretilebilir olanı Türkiye’de üretiyor, henüz altyapısı oluşmamış ileri teknolojileri ise dünyanın en güvenilir markalarından getiriyoruz. Kısacası; ithalatı geçici bir araç, yerli üretimi kalıcı hedef olarak benimsiyoruz.
Ürünleriniz arasında “motorlu hasta bakım yatakları” gibi ileri teknoloji gerektiren sistemler yer alıyor. Bu tür ürünlerin üretiminde kalite güvence, elektronik ve mekanik entegrasyon gibi süreçler bulunuyor. Sizce bu alanda Türkiye şartlarında karşılaşılan en büyük teknik veya tedarik sorunları nelerdir ve firmanız bunu nasıl aşmaktadır?
Türkiye’de motorlu hasta yatakları gibi ileri teknoloji ürünlerin üretiminde en büyük zorluk, elektronik komponent tedariki ve standartlara uygun kalite sürekliliğini sağlamaktır. Özellikle pandemi sonrası dönemde mikroçip, motor ve sensör gibi parçaların tedarik zinciri sık sık aksıyor.
Tetramed olarak biz bu sorunu iki şekilde aşıyoruz:
- Yerli Ar-Ge ve modüler tasarım: Kullandığımız sistemleri modüler yapıyoruz; yani bir parçanın tedariki gecikirse üretim tümden durmuyor.
- Kalite ve test laboratuvarı: Her üretim aşamasında ISO 13485 standartlarına uygun elektriksel güvenlik ve dayanıklılık testleri yapıyoruz.
Kısacası; tedarik sorunlarını esnek tasarımla, kalite sorunlarını ise yerinde test ve mühendislik disipliniyle çözüyoruz. Bizim için “ürün satmak” değil, hastanın konforuna güvenle hizmet etmek asıl başarıdır.
Yerli üretim oranınızı artırmak için hangi adımları attınız ve ileri teknoloji ithal bileşenler ile yerli üretim arasındaki dengede nasıl bir yol izliyorsunuz?
Tetramed Medikal olarak yerli üretim oranımızı artırmak için elektronik kart, metal aksam ve yazılım süreçlerini Türkiye’ye taşıdık. İthal bileşenlerde ise sadece yüksek teknoloji ve kritik güvenlik gerektiren parçaları kullanıyoruz. Amacımız, her yeni ürün serisinde ithal bağımlılığını azaltarak, %100 yerli mühendislik altyapısına adım adım yaklaşmak.
Yani bizde formül basit: “Teknolojiyi dışarıdan al, bilgiyi içeride büyüt.
Üretim ve ithalat operasyonlarını tek bir merkezden yönetmek hangi lojistik ve operasyonel avantajları sunuyor; aynı zamanda hangi zorlukları doğuruyor?
Tek merkezli yönetim bize büyük avantajlar sunuyor:
- Koordinasyon kolaylığı: Üretim, ithalat ve satış ekipleri aynı çatı altında olunca karar süreçleri çok daha hızlı ilerliyor.
- Maliyet ve stok kontrolü: Depo, sevkiyat ve kalite süreçleri entegre olduğu için hem zaman hem maliyet tasarrufu sağlıyoruz.
- Tek elden kalite standardı: Ürün ister yerli ister ithal olsun, aynı kalite kontrol sisteminden geçiyor.
Ama tabii zorlukları da var:
- Yoğun planlama gereksinimi: Farklı tedarik zincirlerini aynı anda yönetmek ciddi bir koordinasyon istiyor.
- Operasyonel yük: Küresel tedarik aksamaları tek merkezli sistemi doğrudan etkileyebiliyor.
Biz bu dengeyi dijital takip sistemleri ve güçlü bir lojistik ekibiyle koruyoruz.
Kısacası; zorluk yönetilebilir, avantaj kalıcı.
İthal edilen ürünlerde hangi kriterler (örneğin teknoloji, fiyat, kalite vb.) sizin için belirleyici oluyor? Ayrıca bu ürünlerin üretim hattınıza entegrasyonu nasıl sağlanıyor?
Gayet yerinde bir soru, teşekkür ederim.
İthal ürün seçiminde bizim için üç ana kriter belirleyici:
1.Teknoloji seviyesi: Ürünün Türkiye’de üretilemeyen veya ileri mühendislik gerektiren bir teknolojiye sahip olması.
2.Fiyat–performans dengesi: Sadece ucuz değil, uzun ömürlü ve servis desteği güçlü ürünleri tercih ediyoruz.
Bu ürünleri üretim hattımıza entegre ederken, önce teknik uyumluluk testleri, ardından kalite güvence onayları yapıyoruz. Yani ithal ettiğimiz hiçbir parça “direkt monte edilmez”; önce Tetramed’in sistemine uyum sınavından geçer diyebilirim.
Firmanız hangi kalite standartlarını kullanıyor ve ithal/üretim süreçlerini bu standartlara nasıl uyarlıyorsunuz?
Çok güzel bir noktaya değindiniz. 🌿Tetramed Medikal olarak üretim ve ithalat süreçlerimizin tamamı ISO 13485:2016 Tıbbi Cihaz Kalite Yönetim Sistemi’ne göre yürütülüyor. Buna ek olarak, ürün gruplarına göre CE sertifikasyonu, IEC 60601 elektriksel güvenlik standartları ve ISO 9001 kalite yönetimi de uygulanıyor. İthal ürünlerde üretici firmalardan bu sertifikaları talep ediyoruz, ardından kendi laboratuvarımızda doğrulama testleri yapıyoruz. Yerli üretimde ise kalite sürecini baştan sona biz kontrol ediyoruz — tasarımdan son test aşamasına kadar. Kısacası; ister Türkiye’de üretilsin ister yurtdışından gelsin, her ürün önce Tetramed standardını, sonra uluslararası kaliteyi geçmek zorunda.
Sektörde hızla dijitalleşme, uzaktan izleme, IoT ve akıllı sistemler öne çıkıyor. Tetramed olarak bu trendleri nasıl takip ediyorsunuz? Ürün portföyünüzde “akıllı hasta yatağı” veya entegre sistemler gibi çözümler bulunuyor mu?
Tetramed Medikal olarak dijitalleşmeyi sadece bir trend değil, sağlıkta dönüşümün kalbi olarak görüyoruz. Bu kapsamda Ar-Ge ekibimizle birlikte IoT tabanlı hasta izleme sistemleri ve akıllı hasta yatakları üzerinde aktif olarak çalışıyoruz.
Bu yataklar;
- Hastanın pozisyonunu, nabzını ve hareket durumunu sensörlerle izliyor,
- Verileri hem hemşire istasyonuna hem de mobil uygulamaya aktarıyor,
- Gerektiğinde alarm sistemiyle sağlık personelini uyarıyor.
Ayrıca uzaktan erişim altyapımız sayesinde teknik servisimiz cihazlara çevrimiçi teşhis yapabiliyor. Yani özetle: Tetramed artık sadece cihaz üretmiyor, akıllı sağlık çözümleri geliştiriyor. Bizim vizyonumuz, “bakımı kolaylaştıran değil, bakımı dijitalleştiren teknoloji.
İhracat veya dış ticaret açısından firmanızın hedef coğrafyaları nelerdir? İthalat ve üretim kombinasyonunuz bu hedefleri gerçekleştirmede nasıl bir avantaj sağlıyor?
Tetramed Medikal olarak ihracatta öncelikli hedefimiz Orta Doğu, Balkanlar ve Kuzey Afrika pazarları. Bu bölgelerde hem sağlık yatırımları artıyor hem de Türk medikal teknolojisine güven oldukça yüksek.
İthalat–üretim kombinasyonumuz burada büyük avantaj sağlıyor:
- İthal ürünler, teknolojik güven ve referans oluşturuyor.
- Yerli üretim ise rekabetçi fiyat ve hızlı servis avantajı sağlıyor.
Bu denge sayesinde yurtdışında “Türk kalitesi + global teknoloji” anlayışını temsil ediyoruz. Kısacası hedefimiz sadece ihracat yapmak değil, Türk medikal markasını global arenada kalıcı hale getirmek.
Uzun vadeli hedefleriniz nelerdir? Özellikle üretimde kapasite artırımı, yerli bileşen oranının yükseltilmesi, sürdürülebilirlik veya çevresel/etik üretim gibi alanlarda hangi yenilikçi adımları planlıyorsunuz?
Uzun vadede Tetramed Medikal olarak üç ana hedefimiz var:
1.Yerli bileşen oranını %80’in üzerine çıkarmak: Elektronik kart ve motor gruplarında tamamen yerli tedarike geçmek için yeni üretim hattı yatırımı planlıyoruz.
2.Sürdürülebilir üretim: Üretim tesisimizde enerji verimliliği sağlayan sistemlere geçiyoruz; geri dönüştürülebilir malzeme kullanımını artırıyoruz.
“Yeşil üretim – temiz sağlık” bizim yeni mottolarımızdan biri. 🌱
3.Dijital dönüşüm ve akıllı ürünler: Akıllı yatak sistemlerini, veri analitiğiyle desteklenmiş hastane otomasyon çözümlerine dönüştürmeyi hedefliyoruz.
Kısacası; Tetramed’in geleceği sadece daha çok üretmek değil, daha akıllı, daha çevreci ve daha yerli üretmek.




