Sektör

Avrupa Robotik Üroloji Kongresi’nden ödülle döndüler

Koç Üniversitesi Hastanesi Üroloji Kliniği Prof. Dr. Erdem Canda ve ekibinin yürüttüğü prostat kanseri robotik cerrahisi ile ilgili çalışma Almanya’nın Dusseldorf kentinde düzenlenen Avrupa Robotik Üroloji Kongresinde (ERUS) ikincilik ödülü aldı.

Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanser türü.  Erken tanı sonrası en sık uygulanan tedavi yöntemi ise ameliyat. Günümüzde prostat kanseri için en çok robotik cerrahi ile yapılan ameliyatların uygulandığını söyleyen Koç Üniversitesi Hastanesi Üroloji Kliniği Prof. Dr. Erdem Canda, “Robotik cerrahide karın bölgesinden 5 adet 1 cm’den ufak kesiler yapılarak robotun kolları ve kamerası karın içine gönderilmektedir. Cerrah konsol adı verilen yerden robotun tüm kollarını ve kamerasını kontrol ederek ameliyatı oturarak yapmaktadır” dedi. Prof. Canda ve ekibinin yürüttüğü prostat kanseri robotik cerrahisi ile ilgili çalışma Almanya’nın Dusseldorf kentinde düzenlenen Avrupa Robotik Üroloji Kongresinde (ERUS) ikincilik ödülü aldı. Türkiye’de sadece Koç Üniversitesi Hastanesi’nde uygulanan çalışmada Canda’ya Koç Üniversitesi Hastanesi Girişimsel Radyoloji bölümünden Prof. Dr. Barbaros Çil eşlik etti.

Ameliyatın başarı oranı bu yöntemle artıyor

Prof. Canda, “Prostat kanseri, prostatın çevresindeki lenf bezlerine sıçrama yapabiliyor. Bunu ameliyat öncesi PET ya da MR ile saptayabiliyoruz. Ancak hem PET hem de MR bu sıçrama durumunu göstermede yetersiz kalıyor. Bizim çalışmamızda robotik cerrahide kullandığımız ICG Floresan yöntemi ile prostat kanserinin sıçrayabileceği lenf bezlerini çok daha iyi saptayabildiğimizi gördük. Böylece bu lenf bezlerini robotik cerrahi ile hasta vücudunda bırakmadan çıkarabiliyoruz. Dolayısı ile prostat kanserinden kurtulma oranı ve robotik ameliyatın başarı oranı bu yöntem ile daha da artıyor” açıklamasını yaptı.

Prof. Canda çalışma ile ilgili şu bilgileri verdi:

“Robotik kamera 3 boyutlu ve büyüterek görme olanağı sunmaktadır. Bu şekilde anatomik yapılar çok daha detaylı olarak görülebilmektedir. 8 mm’lik robotik cerrahi enstrümanlar ile (makas, doku tutucu ve dikiş atmaya yarayan entrümanlar gibi) insan elinin ulaşmada zorluk yaşayabileceği vücut içindeki en uç noktalara büyük büyütme altında ulaşarak robotik ameliyatlar yapılmaktadır.

Bu nedenlerle robotik cerrahi ameliyatlarında daha az kanama, daha az komplikasyon, daha az kan verme gereksinimi, daha ufak kesiler, daha az ağrı, daha az ağrı kesici gereksinimi, daha hızlı iyileşme, daha hızlı taburculuk ve daha çabuk günlük yaşama dönme gibi birçok avantaj bulunmaktadır. Özellikle prostat kanseri ameliyatlarında, prostat çevresinde bulunan idrar tutmayı ve erkeklik fonkisyonu işlevlerinde önemli olan sinirler robotik cerrahide çok daha iyi görünebildiği ve korunabildiği için ameliyat sonrası bu fonksiyonları çok daha iyi korunması beklenmektedir.

Prostat kanserleri, bu bölgedeki lenf bezlerine de sıçrayabilmektedir. Robotik ameliyatlarda bu lenf bezlerini de çıkarmaktayız. Ancak, hangi lenf bezine sıçramış olduğunu saptamak çok kolay değildir çünkü tüm lenf bezlerinin görünümü birbirine benzemektedir. Ayrıca, bu lenf bezleri vücut içinde derinde ve damarların arasında gizlenebilmektedir. Çalışmamızda, prostat kanseri için robotik cerrahi ameliyatı yaptığımız ameliyatlarda, ameliyat sırasında lenf bezlerini robotik cerrahi ile çıkartırken, kanserin sıçrayabileceği lenf bezlerini saptamaya yönelik özel bir teknik kullandık.

Bu teknikte ameliyatın başında Girişimsel Radyoloji bölümü öğretim üyemiz Prof. Dr. Barbaros Çil prostat kanseri bölgesine ultrason eşliğinde ICG (indo-cyanine green) isimli özel bir madde enjekte etmektedir. Bu madde prostat içindeki kanser bölgesinden lenf damarları ile kanserin sıçrayabileceği lenf bezlerine yaklaşık 15 dakika içinde ulaşmaktadır. Bu lenf bezlerini görebilmek için de robotik sistemin flöresan üç boyutlu lens ile görüntüsü oluşturma ve böylece anatomik yapıları çok daha detaylı olarak gösterebilme özelliğinden yararlandık. Bu lenf bezleri robotik ameliyatlarımız sırasında fosforlu yeşil renkte görüldüğü için kolayca saptanabilmekte ve bu nedenle çıkarılabilmektedir. Böylece kanserin sıçrama yapacağı lenf bezlerini görebilir hale geldiğimiz için bunları kolayca çıkarabildik.

Ameliyat öncesi hastalarımıza çekilen PET görüntüleme yöntemi ile bu lenf bezlerini saptamak da mümkün olmaktadır. Ancak, PET yöntemi özellikle prostat kanserinin sıçramış olabileceği lenf bezlerinin hepsini göstermede yeterli değildir. Çalışmamızın sonuçlarına göre uyguladığımız ICG flöresan yöntemi, ameliyat öncesi yapılan PET’e göre prostat kanserinin sıçradığı lenf bezlerini daha iyi saptamakta ve göstermektedir. Uyguladığımız bu yöntem, bu lenf bezlerini hasta vücudunda bırakmadan çıkarabilmemizi sağlamaktadır. Böylece robotik prostat kanseri ameliyatının başarısını daha da arttırmakta, hastalarımızın vücudunda kanserin sıçramış olabileceği lenf bezlerini bırakmadan ameliyatı tamamlama olanağı sunmaktadır. Bu nedenlerle çalışmamız Avrupa Robotik Üroloji Kongresinde (ERUS) 2.lik ödülüne layık görülmüştür.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu