| Türkiye’de her 6-7 erişkinden biri böbrek hastası |
|
Türk Nefroloji Derneği’nin (TND) düzenlediği 28. Ulusal Nefroloji, Hipertansiyon, Diyaliz ve Transplantasyon Kongresi ile 21. Ulusal Böbrek Hastalıkları, Diyaliz ve Transplantasyon Hemşireliği Kongresi 19-23 Ekim tarihleri arasında Antalya’nın Belek beldesindeki Maritim Pine Beach Otel Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Kongre kapsamında, düzenlenen basın toplantısına; TND Başkanı Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, Kongre Genel Sekreteri Prof. Dr. Turgay Arınsoy, Prof. Dr. Cengiz Utaş, Prof. Dr. Bülent Altun, Prof. Dr. Kenan Ateş, Prof. Dr. Tevfik Ecder ve Prof. Dr. Kamil Serdengeçti katıldı. Konuşmacılar, Türkiye ve dünyadaki son gelişmeleri, yapılan araştırma ve istatistikleri ilk kez kamuoyu ile paylaştılar. Kronik böbrek hastalığının, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de adeta salgın halini almış olan önemli bir halk sağlığı sorunu olduğunu söyleyen Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, “Basit ve ucuz bazı idrar ve kan testleri kullanılarak erken belirlendiğinde önlenebilir veya ilerlemesi geciktirilebilir olmasına karşın, farkındalığının ve erken tanısının düşük olması birçok olguda buna imkân vermemektedir. Hastalık sıklıkla son dönem böbrek yetmezliği evresine ilerlemekte, yüksek sakatlık ve ölüm oranları ve kötü yaşam kalitesi ile hasta sağlığını, uygulanması gereken yüksek maliyetli diyaliz ve böbrek nakli tedavileri ile sağlık bütçesini ciddi bir şekilde tehdit etmektedir. Halen tüm dünyada 2 milyonu aşkın kişi diyaliz ve böbrek nakli tedavileri ile hayatını sürdürmektedir. Yıllık % 6-8’lik artış oranı ile gelecekteki 10 yıl içinde bu sayısının iki katına çıkması ve toplam tedavi maliyetinin 1.5 trilyon dolara ulaşması beklenmektedir. Bu şekilde, yakın gelecekte gelişmiş ülkelerin sağlık bütçelerini ciddi olarak zorlayan, daha düşük gelir düzeyine sahip ülkelerde ise altından kalkılması mümkün olmayan bir ekonomik yük ortaya çıkacaktır. Türk Nefroloji Derneği verilerine göre ülkemizde diyaliz uygulanan veya böbrek nakli yapılmış yaklaşık 60.000 hasta bulunmaktadır. Bu sayının, gelişmiş birçok ülkenin neredeyse 2 katı olan yıllık % 10 artış oranı ile 2015 yılında 100.000’i aşacağı ve halen 1.5 milyar dolar olan tedavi maliyetinin iki katına çıkacağı tahmin edilmektedir. Aslında son dönem böbrek yetmezlikli hastalar, kronik böbrek hastalığı sorununun buz dağının su üstündeki kısmını oluşturmaktadır. Tüm dünyada erişkinlerin yaklaşık % 10’unda böbrek hastalığı bulunduğu tahmin edilmektedir” dedi. Türk Nefroloji Derneği tarafından 23 ilde 10.750 erişkinin katılımı ile yapılan CREDIT çalışması hakkında bilgi veren Prof. Dr. Süleymanlar şöyle konuştu: “Türkiye’de erişkinlerin % 15.7’sinde çeşitli evrelerde kronik böbrek hastalığı varlığını göstermiştir. Bu oran, basit bir hesapla ülkemizde 7.5 milyona yakın kronik böbrek hastası bulunduğu, yani her 6-7 erişkinden birinin böbrek hastası olduğu anlamına gelmekte ve sorunun boyutunun tahmin edilenin çok üzerinde olduğuna dikkat çekmektedir. Kronik böbrek hastalığı için risk faktörlerini tanımlamak gerek yüksek risk grubundaki bireylere yapılacak tarama testleri ile hastalığın erken evrede belirlenmesi ve ilerlemesinin engellenmesi, gerekse risk faktörlerini ve böbrek hastalığı gelişimini azaltmak için toplumun neler yapması gerektiği bakımından son derece önemlidir. Kronik böbrek hastalığı için en yüksek risk grupları şeker hastalığı, tansiyon yüksekliği, kalp-damar hastalığı ve ailesinde böbrek hastalığı olanlar ile yaşlılardır. Diğer risk faktörleri arasında obezite, sigara, böbrek taşı, tekrarlayan idrar yolu infeksiyonları, sık ağrı kesici kullanımı, bağ dokusu hastalıkları ve düşük doğum ağırlığı sayılabilir. Kronik böbrek hastalıklı bireylerde sakatlık ve ölüm oranları sağlıklı kişilere göre 10-30 kat daha yüksektir. Bu hastalarda ölümlerin yaklaşık yarısından kalp ve damar hastalıkları sorumludur. Bu nedenle, kronik böbrek hastalığının erken tanısı ve önlenmesi, kalp sağlığının korunması bakımından da son derece önemlidir.” Prof. Dr. Tevfik Ecder ise, şeker hastalığının ve hipertansiyonun böbrek rahatsızlığına sebep olduğunu söyledi. Prof. Dr. Ecder, “Diyabet rakamları çok ürküttü. Son 10 yıl içinde % 6’dan % 12’lere çıkmış durumda” dedi. Prof. Dr. Kenan Ateş de, “Toplumu ilgilendiren sosyal sorumluluk projelerinde aktif rol almayı ilke edinmiş olan Türk Nefroloji Derneği kuruluşunun 40. yılında böbrek sağlığı ve hastalıkları konusunda toplum bilincini ve farkındalığı artırmak, erken tanının önemini vurgulamak ve kronik böbrek hastalığının insan sağlığı ve ülke ekonomisi üzerindeki ağır yükü hakkında kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla ‘Böbrek Sağlığı Otobüsü’ projesini gerçekleştirmiştir” dedi. Kenan Ateş, 23 Eylül 2010 tarihinde Antalya’da başlayan ve 5 Aralık 2010’da İzmir’de biten 75 günlük proje boyunca toplam 21 ile gidilmiş ve otobüsü ziyaret eden yaklaşık 50 bin kişiye broşür dağıtımı, video gösterimi ve bilgilendirme toplantıları ile böbrek sağlığı ve hastalıkları konusunda bilgi verildiğini söyledi. Böbrek Sağlığı Otobüsü projesinin bir diğer amacının da böbrek sağlığıyla ilgili kontrollerini yaptıramayan vatandaşlara bu tahlilleri kolayca yaptırma imkânı sunmak olduğunu anlatan Prof. Dr. Ateş, şöyle konuştu: “Bu bağlamda toplam 6 bin 483 kişiye tarama yapılmış ve ülkemizde böbrek hastalığı, hipertansiyon, şeker hastalığı ve obezite gibi kronik hastalıkların boyutu hakkında önemli bilgiler elde edilmiştir.” “Tuz kullanımı azaltılmalı” Prof. Dr. Bülent Altun ise, hipertansiyonun gelişiminde tuz kullanımının önemine değindi. Çok fazla tuz tüketiminin hipertansiyon ve kalp rahatsızlığına sebep olduğunu anlatan Prof. Dr. Altun, Avrupa ülkelerine göre 2-3 kat daha fazla tuz tükettiğimize dikkat çekti. Beslenme tarzımızı değiştirmemiz gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Altun, “Tuzun masalardan kaldırılması lazım. İlkokul öğrencilerine tuz tüketiminin azaltılması konusunda bilgilendirmeler yapılmalı” dedi. Prof. Dr. Turgay Arınsoy da konuşmasında, 2010 yılı sonu itibariyle ülkemizde diyaliz transplantasyon tedavisi gören hasta sayısının 62.900 olduğunu, bunun 49.705’inin hemodiyaliz tedavisi gördüğünü, 5.500’ünün de periton diyaliz tedavisi gördüğünü ifade etti. Son yıllarda transplantasyon sayısının arttığını anlatan Prof. Dr. Arınsoy, “2006’da 830 iken, 2010’da 2445 transplastasyon yapıldı. Bunun % 76’sı canlıdan, % 24’ü kadavradan. Kadavra bağışı özendirilmeli” şeklinde konuştu. Prof. Dr. Cengiz Utaş da, yeterince verici olmadığı için hastalara diyaliz tedavilerinin uygulandığını belirtti. |





Prof. Dr. Gültekin Süleymanlar, böbrek hastası sayısının 2015 yılında 100 bini aşacağı ve halen 1.5 milyar dolar olan tedavi maliyetinin iki katına çıkacağını söyledi.