| Kullanılan bazı dezenfektanlar yeterince güvenli değil |
|
| 12 02 2010 | |
|
Firmanız ne zaman kuruldu? Antiseptik ve dezenfektan üretiminde 76. yılına giren Merkez İlaç; 1934 senesinde Ecz. Emin Eman tarafından kurulmuş olup, Türkiye’nin modern anlamda ilaç üretimi yapan firmalarındandır. Biz 1974 yılında Merkez İlaç’a ortak olarak katılarak, 1982 yılında da Anonim Şirket haline geldik. Daha sonra ayrılmalar ve vefatlar oldu. Şu anda firmanın Yönetim Kurulu Başkanlığını yapıyorum. Üretim tesislerinizden bahseder misiniz? Merkez İlaç; 2002 yılında kendi arazisine yaptırmış olduğu, 4000 metrekare kapalı alanlı, modern üretim tesislerinde, ürünlerini üretmektedir. Üretim, Sağlık Bakanlığı’nın denetimi ve kontrolünde, EN ISO 13485:2003 (Tıbbi Cihazlar Kalite Yönetim Sistemi), EN ISO 9001:2000 (Kalite Yönetim Sistemi), GMP (İyi İmalat Uygulamaları) standartlarına sahip tesislerinde CE işareti ile üretilmektedir. Firmamızın özel ihtisas alanı antiseptik -dezenfektan ürünler ve gamma steril -non steril tıbbi bezler üretimidir. Antiseptik dezenfektan konusunda Türkiye’nin en geniş üretim potansiyeline ve formül genişliğine sahip olan bir firmasıdır. Firmamız bu ürün gamına ilaveten; araba, ev, işyerleri ve okullarda kanunen bulunması zorunlu olan İlkyardım Çantalarını, İlaç Dolaplarını, TSE, TSK, Karayolları Standartlarına uygun olarak üreten Türkiye’deki ilk ve tek üreticidir. Üretim alanınızı genişletiyorsunuz galiba? Evet. Sağlık Bakanlığı bu yıl “bu kadar mekân yaptığınız üretim için yeterli değil, azdır” anlamına gelen bir emirle fabrikamızın büyütülme takvimini bizden istedi. Bizde fabrikamızın yanında 3 bin metrekarelik bir hafriyata başladık. Ek inşaat sonunda oluşacak 7 bin metrekarelik üretim alanı bizim sektörümüzde çok önemli bir metrajdır. Bizim gibi şu anda 4 bin metrekarede bu ürünleri yapan ikinci bir firma da yoktur. Çok daha küçük yerlerde üretim yapmaktadırlar. Merdiven altı üretim çoktur. Biz firmamızı Türkiye şartlarına ayarlamıyoruz, dünyada rekabet edebilecek bir noktaya getiriyoruz. 7 bin metrekarede üretim yaparken, 100-200 metrekarede üretim yapanlarla rekabet edemeyeceğimizi Sağlık Bakanlığı’na bildirdik. Bakanlık da sektörde üretim yapan firmaları kendilerine bildirmemizi istedi. Bakanlığa, Türkiye genelinde üretim yapan 94 firma adresini bildirdik. Bakanlık bu firmaları 2010 yılı itibariyle GMP denetimine aldı. Antiseptik-dezenfektan konusunda ciddi bir denetim boşluğu mu var? Tabiî ki. Türkiye’de hastanelerde kullanılmakta olan antiseptik dezenfektanlar güvenli değildir. Alımı da güvenli değil, üretimi de güvenli değil. Biz bunu bir yazı ile Sağlık Bakanlığı’na da bildirdik. Mevzu bahis olan hijyen ve dezenfeksiyon ise gerisi teferruattır.. Türkiye’de koruyucu hekimliğe önem vermediğimiz için en fazla kullanılan ürün antibiyotiklerdir. Hiçbir gelişmiş ülkede antibiyotik tüketimi Türkiye’deki gibi 1. sırada değildir. Antibiyotik tüketimini ortadan kaldıracak panzehir antiseptiktir. Bebek ölümlerinin altında da hastanelere güvensiz antiseptik alımı ve bilinçsiz antiseptik kullanımının yattığına inanıyoruz. Güvensiz Antiseptik-Dezenfektan alımı ve kullanımı konusunu biraz açar mısınız? Hangi ürün olursa olsun bu ürünlerin GMP (iyi imalat uygulamaları) standardına uygun ve Sağlık Bakanlığı tarafından belgelendirilmiş üretim yerlerinden yapılması zorunluluğu vardır. 4 bin metrekare üretim alanı olması limitini Sağlık Bakanlığı kendisi koymuştur. Doğru bir limittir. Bu metrekarenin altında bir yerde bu tür bir üretimi GMP’ye uygun bir şekilde yapamazsınız. İlaç fabrikalarında bizler ürünümüzün son adedi ya da son damlası tükeninceye kadar o ürünümüzden Geri Çekme Yönetmeliğine göre teknik olarak sorumluyuzdur. Üretici, son kullanma tarihi gelmeden her ne sebeple olursa olsun bir şekilde olumsuzlukla karşılaşıldığı anda o ürünü ve o serisini hangi hastanede olursa olsun toplamakla yükümlüdür. Tüm bunları kontrol etme adına da çok ciddi bir sisteminizin olması lazım. Bu sisteminizi uygulayabilecek alet ve ekipman ile insan kaynağına sahip olmanız gerek. Şu anda firmamızda 15 kimyager, kimya mühendisi, eczacı, biyolog dediğimiz teknik eleman var. Firmamız ise şu anda maalesef yüzde 30 kapasite ile çalışıyor. Merdiven altı firmalarla rekabet edemediğimiz için bu kapasite ile çalışıyoruz. Merdiven altı dün de vardı, bugünde vardır, yarın da olacak. Ama bu ürünleri satanlar var, bu ürünleri alan hastaneler var. Ve bu firmaları görmesi gereken bürokratlar var. Ama bunlar bunları görmüyorlar. Türkiye’de bürokratın görmediği, göremeyeceği hiçbir kuş uçamaz. Şu anda İstanbul’da çok önemli hastanelerde bu tür ürünler kullanılıyor. Bilinçli mi kullanılıyor? İster bilinçli ister bilinçsiz olsun bu ürünler kullanılıyor. Doktorun ameliyata girdiğinde elini yıkadığı üründeki etken madde yarı yarıya. Ve bu ürün bu hastanede ithal ürünmüş gibi kullanılıyor (Bu hastanelerden birisi yakın bir zamanda hastanede enfeksiyon oluştu diye gazetelere manşet olmuştu). Halbuki ithal ürün de değil. İthal olarak gelen ürünün ithal olup olmadığı çok kolay anlaşılır. Bahsettiğimiz tüm antiseptik dezenfektanlar Sağlık Bakanlığı İlaç Eczacılık Genel Müdürlüğü tarafından ruhsatlandırılması gereken ürünler. El ve cilt antiseptikleri genel müdürlük tarafından ruhsatlandırılır. Üretim yeri izin belgesi verilmiş fabrikalarda üretilmesi gereken ürünlerdir. Hastanelerin iki alım listesi var. Birisi tıbbi malzeme listesi diğeri ilaç listesi. Tıbbi sarf listelerinde tıbbi malzemenin özelliği gereği ikinci kalitesi olabilir. Onun için o ürünlerde hastane istediği kaliteyi belirleyen özel şartname hazırlar. Ama bu antiseptik-dezenfektanlar olması gerektiği gibi ilaç listelerinde alımı yapılırsa şartnameye gerek yoktur, zira ilacın ikinci kalitesi olamaz. Halbuki bu ürünler tıbbi sarf malzeme listesinde çıkarıldığı için özel şartname hazırlanabiliyor. Tıbbi sarf malzeme ihalelerine medikal firmalar katılır. İlaç ihalelerine ecza depoları katılır. Öyle şartnameler hazırlanıyor ki marka belirtilmeden marka tarif ediliyor. Örneğin deniyor ki DGHM (Almanya’da üretilen ürünlerin girdiği bir liste) listesinde ismi olsun. AFNOR (Fransa) listesinde olsun deniyor. Böyle dendiği zaman hastane demek istiyor ki ‘ben yerli ürün almayacağım’. Ben yerli üreticiyim benim Almanya ile Fransa ile ne ilgim var. Bu ihaleye girdiğinizde tabiî ki ihaleyi kaybediyorsunuz. Biraz önce bahsettiğim hastanelere bu ürünler böyle giriyor. Bu ürünler olması gerektiği gibi ilaç listelerinde çıkarsa ısmarlama şartnameler gerçekleşemez. Olur olmaz firmaların ürünleri hastanelere giremez. Sağlık Bakanlığı ve hastaneler bizi eleştirsinler ama acımasız olmasınlar. Bizi, Elma ile Armut’u karşılaştırıyor noktasına getirmesinler. Bu konuda Sağlık Bakanlığı’nda konuştuğum bir yetkiliden merdiven altı üretim yapanlara karşı bir kontrol mekanizmasının uygulanacağı izlenimini edindim. Ürün fiyatları nasıl? Sizin fiyat politikanız ne? Şu anda başka bir firmanın ithal ettiği bir cilt ve mukoza antiseptiği var. Bunun Kg’ı 80 TL’den veriliyor. Bir hastanenin bu üründen 15 ton aldığını gördüm. Şartname adrese teslim olarak hazırlanmıştı adeta. 80 TL olduğu için etkili mi? Bunu da sorgulamak lazım. Bu bedeli bu ülke ödememeli. Bu ürünün ruhsatı bana verilsin ben 20 TL’den bu ürünü satayım. Sağlık Bakanı veya İlaç Eczacılık Genel Müdürü beni çağırıp, ‘Mehmet Bey bu ürünü sen benim yerli firmam olarak yapacaksın. Geri kalan her şeyi ben çözeceğim’ demesini beklerim. Birileri birileri ile işbirliği halinde ülkemizin değerlerini ve halkın sağlığıyla oynamak pahasına bir yerlere götürüyor. Açıkçası isyan içerisindeyim, ama umutsuzluğum yok. Fiyat politikamıza gelince. “Birinci kalite olması zorunlu olan ilaç aynı zamanda ekonomik de olabilir” prensibi ile çalışıyoruz. Örneğin benzerleri 8-9.5 TL arasında satılan İsosol antiseptik solüsyon 100 ml adlı ürünümüzün perakende fiyatı KDV dahil 4 TL dir. Doktor hastanede bizim ürünümüzü kullanır, ama 4 TL’lik ürünümüzü reçetesine yazmak yerine 9.5 TL’lik benzerini yazdığı için bir bakıma vatandaşın cebinden haksız olarak aradaki fark olan 5.5 TL’nin çıkmasına neden olur. Halbuki ekonomik fiyatlı ürün reçeteye yazılsa rekabet olacak ve hiç şüpheniz olmasın diğer firma da fiyatını indirecektir. Zaten biliyorsunuz Sağlık Bakanlığı son kararı ile anormal yüksek olan ilaç fiyatlarının düşmesi için düğmeye basmıştır. Bugün birçok ilaç 5 sene önceki fiyatından daha aşağıya inmiştir. Daha ineceği çok ciddi bir miktar olduğunu da söyleyelim. Ürün gruplarınızdan bahseder misiniz? Markalarınız neler? Galenik preparatlar, tıbbi bezler, ilk yardım çantaları, ilk yardım dolapları, cilt antiseptikleri, susuz antiseptik-dezenfektanlar, antiseptik sıvı sabunlar, cilt antiseptikleri ve alet dezenfektanları, antiseptik gargaralar, antiseptik merhemler, kozmetik, damla ve spreyler, toz dolumlar, şurup, mendil gurupları. Markalarımız; Dr. Hijyen seti, İsosol alkollü çözelti, İsosol antiseptik çözelti, İsosol merhem, Klorheksol köpük, Klorheksol oral sprey, Klorheksol scrub, Opakjel, Opakjel köpük, Opakjel antiseptik mendil, Opakjel susuz antiseptik-dezenfektan, Savonol 2, Savonol5, Savonol konsantre antiseptik çözelti, Starbaz krem, Tentürdiyot, Mersol, Oksijenli su, Vazelin katı, Zefort antiseptik-dezenfektandır. Ayrıca, sektörümüzün temsilcilerine Solüsyon, Şurup, Pomat, Toz, Tablet, Kapsül olarak fason üretim de yapmaktayız. SANTEZ Projesi çerçevesinde Morfin Sülfat üretmek için bir çalışmanız olmuştu. Bu çalışma ne aşamada? 2008 yılında Gazi Üniversitesi Eczacılık Fakültesi-Sanayi Bakanlığı-Merkez İlaç işbirliği ile SANTEZ projesi kapsamında “Morfin sülfat denetimli salım yapan tablet” projesine başlamıştık. 2 yıllık bir sürecin sonunda dünyada 7 ülkede izni bulunan ve ekim alanlarının yarısının ülkemizde bulunduğu Haşhaştan üretilen Baz morfinin şimdiye kadar Dünyaya ham olarak 350 Dolar/Kg’dan ihraç edilip (Afyon Alkaloit Fabrikası), bitmiş ürün Morfin Sülfat uzun salımlı tablet olarak 17000 Dolar/Kg’dan ithal edildiği ve bize göre şimdiye kadar hem Bilim adamları, hem İlaç sanayicileri hem de Devletimiz için küçültücü bir durum olan bu çok önemli endüstriyel hammaddemizin tüm katma değerinin ülkemizde kalmasında katkı sağlayacak bir firma olabilmenin onur ve heyecanını yaşamaktadır. Projenin Ar-Ge çalışmaları sürüyor. Bu çalışmalar bittikten sonra Sağlık Bakanlığı burada bize bu ürünün tablet ruhsatını verecek. Bizim umudumuz 2010’un sonu veya 2011’in başlarında bu ürünü ülkemize kazandırmak. Türkiye artık baz morfini bitmiş ürün olarak ihraç etmiş olacak. Haşhaş çiftçisi de ciddi bir gelir artışına sahip olacak. Morfin sülfat, kanser hastalığında Dünya Sağlık Örgütü’nün ağrıyı kesmek üzere önerdiği yegâne ilaç. Hastaya bir tablet verildiğinde 12 saat kanser ağrısını kesiyor. Hepimizin yanlış bildiği gibi bağımlılık da yapmıyor. Morfin sülfat ürettiğimizde Merkez İlaç artık bizim olmaktan çıkacak ülkenin firması olacak. Bunun için yüzde 30’luk kapasitemizin yüzde 100’lere çıkması lazım. Fiyatlarımızı en azından kâr edilebilir noktalara getirmemiz lazım. |
| < Önceki | Sonraki > |
|---|