Varis sadece bacaklarınızı değil, tüm hayatınızı etkiler

0
131

Varislerden tamamen kurtulmak mümkün mü, Tedavi seçenekleri neler, Hangi tedavi kimin için uygun? Sorularının yanıtlarını ve çok daha fazlasını Prof. Dr. Semih Barlas’tan aldık.

Varis her ne kadar bir sağlık problem olsa da psikolojimizi de etkiliyor. Varis sorunu yaşayanların, oluşan görüntüden duydukları memnuniyetsizlik bütün hayatlarını olumsuz etkileyebiliyor. Prof. Dr. Semih Barlas, MedikalPlus okuyucuları için ‘varis nedir, tedavisi nasıl yapılır ve varis hakkında doğru bilinen yanlışlar nelerdir?’ gibi pek çok sorunun yanıtını verdi. Varis tedavisinde gelinen son noktayı da bizlerle paylaştı.

Sizi biraz tanıyabilir miyiz?
English High School’un ardından 1986 yılında Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. İstanbul Tıp Fakültesi Göğüs Kalp Damar Cerrahisi Anabilim Dalı’ndan uzmanlığımı aldım. İngiltere’de, Newcastle-upon Tyne’da 1990-1992 yılları arasında üst ihtisas yaptıktan sonra devlette ve özel sektörde ‘Çocuk Kalp Cerrahisi ve Varis Cerrahisi’ konularına odaklandım. 1995’te doçent, 2002’de profesör oldum. Fransa, Almanya ve Amerika Birleşik Devletleri’nde güncel varis tedavileri konusunda çalışmalarda bulundum. 2008 yılından itibaren tüm ilgi alanımı varis tanı ve tedavi yöntemleri oluşturdu ve Türkiye’nin en yoğun çalışan özel varis merkezini kurdum. Halen aynı konuda klinik ve akademik çalışmalarımı sürdürmekteyim.

Son zamanlarda daha sık duymaya başladığımız bacak reflüsü nedir Hocam?
Vücudumuzdaki kirli kanı kalbe ve akciğerlere, temizlenmek üzere taşıyan venler (toplardamar) bulunmaktadır. Bacaklarımızda 3 grup ven mevcuttur:
•Derin venler: Adeta ana otoyol gibidir.
•Yüzeyel venler: Derin venlere göre cilde daha yakın olmalarına karşın gözle görülmezler.
•Bağlayıcı venler: Yüzeyel vendeki kanı derin vene taşıyan ara bağlantılardır. Bir merdivenin basamakları gibi hayal edilebilirler.
Bacaklardaki venler, kanı taşıma görevlerini, aşağıdan yukarıya, yani yerçekiminin aksine gerçekleştirdiklerinden, içlerinde tek yönlü olarak çalışan kapakçıklar bulunmaktadır. Bu kapakların bozulması ve geriye kaçırmasına venöz yetmezlik (bacak reflüsü) adı verilir.

Peki, varis nedir, nasıl oluşur?
Ven kapaklarının bozulması, içlerinde bulunan kirli kanın geriye kaçısına ve yer yer göllenme yapmasına yol açar. Bu göllenen kan, toplardamarların çapını genişletir ve kıvrıntılı bir görüntü almalarına yol açar. Bu, kötü görünüşlü damarlara ‘varis’ adı verilir.

Varis oluşumunu artıran ya da tetikleyen unsurlar nelerdir?
•Yaş: Genel olarak, eğer kalıtım gibi hastalığın daha erken yaşlarda çıkmasına yol açan bir durum yok ise, yaş ilerledikçe varis riski artar.
•Cinsiyet: Kadınlarda, erkeklere göre 2 kat daha sık varis görülür.
•Kalıtım: Anne ve babasında varis bulunmayan bir kişide hastalığın ortaya çıkma olasılığı yüzde 20 iken; birinde var ise yüzde 25-62’ye; hem anne hem de babada var ise oran yüzde 90’a ulaşmaktadır.
•Fiziksel durum: Aşırı kilo, venöz yetmezlik oluşumunda çok önemli bir unsurdur.
•Yaşam tarzı: Uzun süre hareketsiz biçimde ayakta veya oturarak çalışma varisi doğurur. Sürekli ayakta durarak çalışanlarda %36, sürekli oturarak çalışanlarda yüzde 27 oranında varis görülmektedir.
•Hormonal sorunlar: Örneğin tiroid bezi hastalıkları gibi hormonal bozukluklar veya içinde hormon barındıran ilaçların kullanımı venöz yetersizlik riskini artırır.

Çeşitleri nelerdir?
Venöz yetersizlik 3 çeşitte karşımıza çıkar:
•Hafif venöz yetersizlik: Bacak venleri içindeki kapakçıkların ‘hafif’ düzeyde geri kaçırmaları ve bacaktaki kılcal damar görüntüleri ile beraber seyreden, ilk aşama. Burada yakınmalar sadece estetik boyuttadır.
•Orta-İleri venöz yetersizlik: Kapaklardaki kaçağın ciddi boyuta ulaştığı, hastalığın kozmetik aşamayı geçtiği, önemli bir damar hastalığı haline dönüştüğü düzeydir. Hastanın görsellik dışında, yaşam konforu da bozulmuştur.
•Derin venöz yetmezlik: Yüzeye yakın venlerdeki hastalık, tedavinin gecikmesi yüzünden, ‘kalbe ana taşıyıcı’ görevini yapan derin venleri etkilemiştir. Hasta, tedavisini yaptırsa dahi, sağlıklı bir bacağa tam olarak kavuşma şansını kaybetmiş veya kaybetmek üzeredir.

Hastalığın aşamalarına göre belirtileri nelerdir?
•Görsel aşama: Varisler, bacaklarımızda sadece ince kırmızı veya mavi-yeşil renkli 1-4 mm çapındaki kılcal damarlar şeklinde kendilerini gösterirler.
•Tıbbi aşama: Bacaklarda 4 mm’den daha kalın, spagetti makarna görünümlü, kıvrıntılı yapıdaki damarlar oluşur. Hastalık ilerledikçe, özellikle ayak bileği düzeyinde çorap izinin kalması ile kendini belli eden ‘ödem’ (şişlik); akşama doğru bu bölgede kaşıntı, kızarıklık, kahverengiye çalan renk değişikliği ve son olarak 3-4 ay iyileşmeyen yaraların gelişmesi, bölgesel belirtilerdir. Kişinin, sabahtan akşama ve özellikle hareketsiz kaldığında, ayak tabanından bacağa doğru hissettiği huzursuzluk, yanma veya ağrılar, sorunun ilerlediğini düşündürmelidir.
•Hayati aşama: Venöz yetmezlik zemininde gelişen bir pıhtının yerinden kopup akciğerlere gitmesi ölümcül bir tabloya yol açabilir.

Klasik tedavi yöntemleri nelerdir?
Venöz yetmezlik gelişmiş damarların genel anestezi altında, büyük kesiler ile bacaktan çıkartılması veya bulundukları yerlerde bağlanıp bırakılması klasik varis ameliyat şekilleridir. Ameliyatı takip eden erken dönemde bacakta ciddi morluk, şişlik ve ağrılara yol açması; geç dönemde ise yüzde 40-70 oranında aynı bölgede nüks görülmesi gibi olumsuz sonuçları bulunmaktadır. Diğer yandan gözle görünen kılcallar için yapılan klasik enjeksiyonlar veya lazer tedavileri, yara veya yanık izi gibi sonuçları da beraberlerinde getirmişlerdir. Bacakta makarna görünüşlü damarları çıkartmak için yapılan büyük ve dikiş gerektiren kesiler yüzünden, tedavi öncesine kıyasla çok daha kötü kozmetik sonuçlar doğmuştur. Tüm bu nedenler, klasik venöz yetmezlik-varis tedavilerinin büyük oranda terk edilmesine yol açmıştır.

Modern tedavi yöntemleri nelerdir?
•Bacaklardaki 1-4 mm çapındaki kılcal damarlar, içlerine bir ilacın verilmesi ile ortadan kaldırılabilir. Bunun günümüzde en sık kullanılan şekline ‘yüzeyel köpük skleroterapi’ adı verilir. Damarı büzüp kapatma özelliğine sahip ilaç, karbondiyoksit ve oksijen ile karıştırılıp köpürtülür ve damarın içine enjekte edilir.
•Çapı 1 mm’i geçmeyen kılcallara, arzu edildiğinde ‘yüzeyel lazer tedavisi’ yapılabilir.
•Spagetti görünümlü ve 5 mm’den kalın damarlara yüzeyel köpük skleroterapi yapılacak olursa, ağrılı, sert ve bazen de kalıcı damar oluşumlarına yol açar. Yine bu tip damarlara yüzeyel lazer yapılması yanık izleri veya yaraları doğurabilir. Bu nedenle, söz konusu damarlar, lokal anestezi altında, dikiş gerektirmeyen 1 mm’lik kesiler içinden, tığ benzeri bir aletle, ağrısız ve iz bırakmayan bir biçimde çıkartılmalıdırlar. Buna ‘ambulatuvar flebektomi’ adı verilir.
•Bacağın derinliklerinde yer alan ve içindeki kapakları geri kaçıran damarlar (‘yüzeyel venler’) için geliştirilen yöntem, varis tedavisindeki en büyük gelişmelerdendir. ‘EVTA’ adı verilen yöntem ile damar içine radyofrekans veya lazer ısısı ya da bir yapışkan verilip damarın büzüştürülmesi sağlanmaktadır. Bunlardan radyofrekans ve lazer için, her 2 tekniğin de mükemmelliği, büyük hasta gruplarında ortaya koymuştur.
•EVTA’yı tamamlayıcı olarak, ayak bileğine yakın bölgelere ‘kimyasal ablasyon’ yapılmakta, böylelikle geride kapakları kaçıran hiçbir ven bırakılmamaktadır.

Tedavi aşamasında hangi yöntemin kullanılacağını belirleyen unsurlar nelerdir?
•Venöz yetmezlik belirtileri yani varislerin varlığından şüphelenen herkes mutlaka bu konuda uzmanlaşmış bir kalp damar cerrahına başvurmalı, yakınmalarını aktarmalı ve bacağının muayene edilmesini sağlamalıdır. Ardından venöz yetmezliğin çeşidini anlamak için yatarak ve ayakta bir venöz doppler (bacak ultrasonu) incelemesi yapılmalıdır. Bu yöntem ile bacak venlerinin tam bir haritası çıkartılmalı ve kapaklardaki kaçağın hafif mi yoksa orta-ileri düzeyde mi olduğu gösterilmelidir.
•Venöz dopler ultrason incelemesinde ‘hafif venöz yetmezlik’ görülmüşse; bacaklarda sadece 1-4mm çapında kılcal damar belirginleşmeleri var ise sorun kozmetik/estetik boyuttadır. Yüzeyel Köpük Skleroterapi, Yüzeyel Lazer Tedavileri bu durumda uygulanabilir. ‘Yüzeyel’ veya ‘bağlayıcı’ venler kesinlikle ortadan kaldırılmamalıdır.
•Dopler ultrason incelemesinde ‘orta-ileri venöz yetmezlik’ belirlenmişse; sorun artık estetik değil tıbbi boyuttadır. Söz konusu genişlemiş, kıvrıntılı hale gelmiş damarın varlığı, zarar verir hatta hayati tehlike doğurur aşamaya gitmektedir. Bu durumda, ‘yüzeyel’ veya ‘bağlayıcı’ venler ortadan kaldırılmalıdır. EVTA ve Kimyasal Ablasyon Yöntemleri bu durumlarda kullanılabilir.
Doktorunuz size sorunun estetik mi tıbbi boyutta mı olduğunu açıklamalıdır.

Kadınların yüzde 70’inde varis sorunu yaşanıyor. Bu çok yüksek bir oran. Varis sadece kadınların sorunu mudur?
Hamileliğin, bacaklardaki varislerin oluşumunda en önemli neden olduğu düşünülmektedir. Yeni varislerin oluşumu hamileliklerin yüzde 28’inde görülürken; hamilelik sayısı arttıkça, oran da artmaktadır. Hiç gebe kalmamiş kadınlardaki varis sıklığı yüzde 32; 1 hamilelik geçirenlerde yüzde 38; 2 hamilelik yaşayanlarda yüzde 43; 3 kez’de yüzde 48, 4 veya daha fazla gebe kalanlarda yüzde 59’dur. Büyümekte olan rahimin karın alt bölümündeki venlere bası yaptığı; bacaklardaki venler içindeki basıncı artırdığı; bu damarların gerilmelerine ve içlerindeki kapakların yırtılmasına yol açtığı iddia edilmektedir. Östradiol adı verilen bir hormon yüksekliğinin de venlerde genişlemeye ve varislere yol açtığı, menapoz dönemindeki kadınlarda gösterilmiştir. Bacak venlerinde östrojen ve progesteron reseptörlerinin bulundukları; hamilelik sürecinde ortaya çıkan ‘östradiol’den zengin tablo’nun da, menapozdaki gibi, benzer sonucu doğurarak varislere yol açtığı düşünülebilir.
Çoğu erkek, bacaklarındaki varisleri, ağrı yapmadıkları için veya ağrı varsa dahi bunu gün sonundaki kas yorgunluğu veya egzersiz sonrasındaki ‘adale çekmesi’ olarak değerlendirdiklerinden, tedaviyi akıllarına getirmezler. Kadınlar, kozmetik olarak ‘keyif kaçırıcı’ olarak değerlendirdiklerinden, bacaklarında ince ya da kalın varisleri farkettikleri anda, bunları saklamaya veya gözardı etmeye çalışmadan doktora giderler. Oysa ki çoğu erkek, bacaklarının görünüşü ile ilgilenmez. Diğer yandan, bacaklardaki tüyler yüzünden, erkeklerdeki bacak varisleri, kısmen ‘saklanma-gözden kaçma’ şansını bulabilir. Bacak varislerinin görülme oranı, 1999 tarihinde yapılan bir araştırmaya göre erkeklerde kadınlara göre daha sık bulunurken; son yapılan yayınlarda kadınlarda 2 kat daha yaygın bulunmuştur. Sonuç olarak, bacak varisleri erkeklerde yüzde 17-50 oranında, her yaşta ve farklı şiddetlerde görülebilmektedir. Özetle, bacak varisleri, bir kadın hastalığı değildir.

Doğum kontrol hapları ve varis arasında bir ilişki var mıdır?
Hamilelik ve menopoz gibi, doğum kontrol haplarının kullanımı da benzer biçimde venöz yetmezlik ve varislere yol açabilir. Doğum kontrol haplarının içindeki hormonlar, ven duvarlarını gevşetir. Bunun sonucunda eskiden bacaktan akciğerlere başarıyla kirli kanı pompalayabilen venler, bu görevi yerine getirmekte zorlanmaya başlarlar. Yine bu ilaçlar, vücutta su tutulmasına neden olduklarından dolaşan kanın hacminde ve damarlara yansıyan basınçta artışa sebep olurlar.

Varis sadece kozmetik bir sorun mudur?
Varis, estetik boyuttan, önemli damar hastalığına ve son olarak da yaşamsal boyut’a uzanabilen bir damar hastalığının (venöz yetmezlik) belirtisidir. Kadınların yüzde 70’inde, erkeklerin yüzde 40’ında; özetle ‘yeterince yaşamayı başaran hemen herkesin’ yaşantısının herhangi bir döneminde karşısına farklı şiddette çıkabilecek bir sorundur.

Hayati bir risk oluşturabilir mi?
Venöz reflü gelişirken, bacaklardaki toplardamarların içindeki kapakçıkların geriye kaçırması yüzünden artan basınç, bu damarları kıvrıntılı bir yapıya dönüştürür. Kıvrımlı bir damarda, kanın akışkanlığı da yavaşlar. Uzun yolculuklar, bacağa gelen darbeler, vücudun susuz kalması gibi durumlarda, toplardamar içindeki zaten yavaş olan kan akımı tamamen durur ve pıhtı oluşur. Böylesine bir pıhtı, ister bacağımızın en iç kısımlarında yer alan ana damarlarda (derin venöz trombüs-DVT), isterse daha yüzeyel damarlarda olsun, bulunduğu yerinden kopacak olursa, ilk ulaşacağı hedef akciğerlerdir. Buna pulmoner emboli (akciğerde pıhtı) adı verilir. Pulmoner emboli, çok ciddi bir tablo olup, yaşamsal risk yaratır.

Varis oluşumundan korunmanın bir yolu var mıdır? Örneğin çok sık duyarız; “Bacak bacak üstüne atmak varise neden olur mu?”
Varisi ‘önleyici’ hiçbir yöntem yoktur. Zira ister yaşam-çalışma koşullarımız, ister gebelik gibi mükemmel bir olay, isterse bazı hastalıklar veya kullanımı kaçınılmaz olan bazı ilaçlar hayatımızın bir parçası olacaktır. Hepsinden önemlisi, aileden olan genetik geçiş en somut nedendir. Venöz yetmezlik ve varisler, sadece bir ileri yaş hastalığı değildir. Çocukluktan yaşlılığa her dönemde görülebilirler. Sürekli topuklu ayakkabı, dar pantalon giymekten, uzun süreli güneş banyoları-sıcaktan kaçınmak; ‘anneanne çorabı’ diye bilinen eski varis çoraplarının yerine geliştirilen, kolay giyilebilen, bacağın havalanmasını bozmayan, estetik görünümlü ‘kademeli basınçlı çorapları’ kullanmak, sorunun karşımıza daha geç dönemde çıkmasını sağlayabilir.

Eğrisiyle doğrusuyla varis

Varisle ilgili pek çok yanlış bilgi mevcuttur:
Yanlış: Varis bir kozmetik sorundur, tedavi şart değildir.
Doğru: Varislerin sadece bir bölümü estetik boyutunda kalırlar. Ama hastaların önemli bir oranında, altta yatan venöz yetmezlik, ciddi bir damar hastalığıdır.

Yanlış: Hayati risk taşımaz.
Doğru: Varislerin içinde bir pıhtı gelişebilir ve ölümcül sonuç doğurabilir.

Yanlış: Bacak bacak üstüne atmak varise yol açar.
Doğru: Bunun hiçbir doğruluk payı yoktur.

Yanlış: Sıcak su, varislere iyi gelir.
Doğru: Sıcak su, bacaklardaki zaten genişlemeye başlamış damarları daha da genişletir ve hastalığın olumsuz gidişini hızlandırır. Soğuk su ise, iyi gelir.

Yanlış: Bacaklarınızdaki varisleri ameliyat ettirmeyin. İlerde bu damarlar koroner bypass ameliyatı olmanız halinde gerekli olacaktır.
Doğru: Doppler ultrason ile kapaklarında orta-ileri venöz yetmezlik tanısı konmuş, çapları ileri derecede genişlemiş, yer yer kıvrıntılı hale gelmiş bacak venleri, koroner bypass ameliyatlarında kullanılamazlar. Kullanılırlarsa da kısa süre sonra tıkanırlar. Bugün bypass için, hastalıklı bir bacak veni yerine, göğüs kemiğinin arkasındaki, koldaki ve karındaki arterler çok daha güvenle kullanılmaktadır.

Yanlış: Bacaklarınızdaki kapakları ileri reflü gösteren damarları ortadan kaldırtırsanız dolaşımınız bozulur.
Doğru: Bacaklarda yegane ortadan kaldırılamayacak venler, ana otoban görevini gerçekleştiren derin venlerdir. Bunun dışındaki tüm venlerin bacakta yedekleri vardır ve bunlar hemen devreye girerler.