Her 4 kişiden birinde görülen “PFO” inmeye sebep olabilir

0
158

Patent foramen ovale (PFO); kalbimizde bulunan küçük bir açıklığın adı. Bu açıklık hayatın ilk iki yılında büyük oranda kapanırken insanların yaklaşık olarak dörtte birinde açık olarak kalır. Peki, bu durum nasıl sonuçlar doğurur? Pediatrik-Doğumsal Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alpay Çeliker özellikle 60 yaş altında oluşan inmede sebep bulunamıyorsa kalbimizde doğumla birlikte ortaya çıkan bir açıklık olan Patent Foramen Ovale’nin mutlaka araştırılması gerektiğini söylüyor. Son zamanlarda daha sık duymaya başladığımız genç hatta bebeklik çağında ortaya çıkan kalp hastalıklarının ardında yatabilecek nedenleri daha iyi anlayabilmek adına Pediatrik-Doğumsal Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Alpay Çeliker ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Patent Foramen Ovale: Kalpte küçük bir delik deyince kulağa çok ürkütücü geliyor. Gerçekten de bu kadar korkmalı mıyız? PFO nedir ve neden olur?

Patent foramen ovale kalbin iki kulakçığı arasındaki duvarı oluşturan iki bölme arasında gözlenen çok küçük bir açıklıktır. Yenidoğan bebeklerde çok sık olarak gözlenir. Toplam erişkin nüfusun yaklaşık olarak yüzde 20-25’inde görülür. Neden kapanmadığı konusunda bir bilgi bulunmamaktadır. Buradan kan geçişi çok az miktarda olduğu için kalp yetersizliği veya kalpte büyüme gibi sorunlara neden olmaz.

 

Kalbin sol kulakçığından sağ kulakçığına kan geçişi bir sorun yaratmazken tersine bir akım geliştiği zaman, bazı problemlere yol açabilir. Bu durum oldukça nadir görüldüğü için hiçbir belirtiye neden olmaz.

 

Yarattığı problemler nedir? Uzmanlar tarafından saptanması kolay mıdır?

Özellikle bacak toplardamarlarında kan pıhtısı oluşumu sık görülen bir durumdur. Bu pıhtıların çok büyük çoğunluğu oldukça küçük çaptadır ve kalbe ulaştığı zaman sağ kulakçık ve sağ karıncık yoluyla akciğerlere gider ve burada filtrelenir. Ancak PFO bulunan bireylerde kalbin sağ kulakçığına gelen bir pıhtı bu açıklıktan sol kulakçığa geçtiği zaman ciddi sorunlara neden olur. Bu kan pıhtısı büyük atardamar (aort) yoluyla beyin veya diğer iç organlara gittiği zaman damarları tıkayarak inme gibi çok tehlikeli bir durum yaratır. Bunun yanında auralı migren ve dalgıçlarda görülen vurgunlarda da rolü olduğunu düşündüren yayınlar bulunmaktadır.

 

Özellikle genç yaşta, altta şeker hastalığı veya hipertansiyon gibi sorunları olmayan inmeli hastalarda PFO’nun araştırılması gereklidir. Kardiyak ekokardiyografi, transözefagal ekokardiyografi (yemek borusundan ekokardiyografi uygulaması) ile tanı konulabilir. Bazı yayınlarda transkranial Doppler’in tarama yöntemi olarak öne çıktığı görülmektedir.

Nasıl Tanı Konulur? Risk grubunda kimler var?

PFO’ye genellikle inme veya geçici inme yaşayan hastaların araştırılması sırasında tanı konulmaktadır. Bazı hastalarda başka nedenle ekokardiyografik inceleme yapıldığı durumlarda da tanımlanabilir. Belirli bir risk gurubu bulunmamaktadır. Ancak kanda aşırı pıhtılaşma sorunu olan hastalar PFO saptandığı zaman bilgilendirilmelidir. PFO’nin bazı anatomik özellikleri varlığında daha riskli olduğunu gösteren bilgilerimiz vardır.

Takibi nasıl olmalıdır?

Bu hastalarda rutin bir izlem nadiren gereklidir. Tesadüfen saptanan PFO’larda bazı durumlarda hiç şikâyet olmasa da tedavi önerilebilir. Bu durumların başında pilotluk, profesyonel dalgıçlık gibi meslekler gelmektedir. Bu meslek gruplarında PFO kapatılmasının faydalı olabileceği bildirilmekle beraber net bir endikasyon tanımlaması bulunmamaktadır.

Ancak inme veya geçici inme geçiren genç bir hastada neden bulunamıyorsa PFO’nin kapatılmasının tekrarlayan inme olasılığını belirgin olarak azalttığı gösterilmiştir. 2017 yılında yayınlanan bu araştırma bu tür hastaların tedavisinde oldukça belirleyici olmuştur. Bugün genç yaşta inme geçiren ve PFO dışında bir bulgusu olmayan bir hastada açıklığın şemsiyelerle kapatılması önerilen tedavi şekli olmuştur.

 

Tedavisi nedir?

2000’li yıllar öncesinde cerrahi yolla kapatma işlemi yapılıyordu. Bugün çeşitli nedenlerle kapatılması gereken PFO’lar şemsiyelerle çok başarılı bir şekilde kapatılabilmektedir. Nitinol bazlı ve PTFE materyel içeren şemsiyeler kullanılmaktadır. Bu yöntemde hastada herhangi bir kesik yapmadan kasık toplardamarı kullanılarak işlem yapılabilmektedir. Hasta hastanede sadece bir gün yatırılır ve 3 gün sonra işine dönebilir.

Ameliyat tekrar gerektiriyor mu, belli bir süresi var mı? Yıpranma ya da büyüme gibi…

PFO kapatılması sonrasında buraya konulan şemsiye materyelinin üzeri hastanın kendi dokusu tarafından altı ay içinde tamamiyle kaplanır. Bu nedenle yeniden bir uygulamaya gerek yoktur. Şemsiye doku içinde kalır ve açıklık sanki bir yama ile kapatılmış gibi olur. Yıpranma veya geç dönemde görülebilecek bir problem bildirilmemiştir.

Bu kişiler hayatlarına nasıl devam ediyor. Daha korunaklı bir hayat mı yoksa sıradan bir birey gibi mi? Örneğin hamile kalabilir, çocuk sahibi olabilirler mi?

Kapatma işlemi sonrası ilk altı hafta temas sporları dışında her tür aktivasyon yapılabilir. İşlemden sonraki altı ay içinde cihaz doku tarafından tamamen örtülene kadar aspirin kullanılması gerekir. Bu sürenin bitiminde hastanın hiçbir kısıtlanması kalmaz. Kadın hastalar rahatlıkla hamile kalabilir ve çocuk doğurabilirler.

Çocukları risk grubunda mıdır?

Son zamanlarda daha çok duymaya başladığımız “Fetal Kardiyoloji” nedir? Doğuştan kalp hastalıkları için nasıl bir öneme sahip?

Fetal kardiyoloji anne karnındaki bebeklerde doğumsal kalp hastalıklarının saptanması ve yönetiminde rol alan çok önemli bir bilim dalıdır. Tanı konulmasının yanında, aileye hastalığın seyri, olası problemler ve çözümü ile ilgili bilgi verilir. Özellikle ciddi sorunların saptandığı hastalarda doğumun uygun bir merkezde planlanması ile doğum sonrası hastanın tedavisi çok başarılı bir şekilde yapılabilmektedir.

Bebeklik ya da çocukluk döneminde kalp krizi geçirmek söz konusu olabilir mi? Bir dönem medyada yer alan haberlerle ebeveynler epey endişe duydu.

Bebek ve çocuklarda kalp krizi oldukça nadirdir. Koroner arterlerin doğuştan anormal olması veya Kawasaki hastalığı gibi bir nedenle koroner arterlerde edinsel problemlerin ortaya çıkması en sık görülen nedenlerdir.

Ancak bazı kalp kası hastalıkları ve ailesel ritm bozuklukları kalp krizi benzeri belirtilere neden olabilir. Bu durumlar koroner arter problemlerinden daha sık görülür. Bu nedenle ciddi spor yapan çocuklarda muayene ve EKG incelemesi mutlaka yapılmalıdır.