Kaba ve kara bir hırsla değil, aydınlık ve girişimci bir arzu ile çalışıyoruz

0
42

2002 yılından bu yana yoluna başarıyla devam eden İstanbul Medikal ve Sağlık Ürünleri’nin Yönetim Kurulu Başkanı Sinem TORUN ile bir söyleşi yaptık.

Kadın yönetici sayısı pek de fazla olmayan ülkemizde özellikle de sağlık sektöründe böylesine güçlü, ayaklarının üzerinde duran bir kadına rast gelmek gurur verici. 16 yıl önce inşa ettiği İstanbul Medikal’in şu anda geldiği noktaya bakınca Sinem Torun’u takdir etmemek imkansız. Biz de bu başarının anahtarını öğrenmek ve İstanbul Medikal ve Sağlık Ürünlerini yakından tanımak adına İstanbul Medikal ve Sağlık Ürünleri’nin Yönetim Kurulu Başkanı Sinem TORUN ile röportaj yaptık. İşte o röportajdan satırlarımıza yansıyanlar…

Öncelikle sizi biraz tanıyabilir miyiz?
1979 yılında Yılmaz soyadı ile Bandırma’da doğdum. İlk, orta, lise eğitimimi burada tamamladım. Hemşirelik okulunu kazanmıştım fakat tercihimi farklı alanlardan yana yaptım. Liseden sonra sırası ile Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesini ardından Kadir Has Üniversitesi İletişim Fakültesini bitirdim. Kısa bir zaman önce de İstanbul Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Pedagojik Formasyon eğitimimi tamamladım. Önümüzdeki günlerde, hayat bana neler sunar bilemiyorum ama farklı alanlarda kendimi geliştirmeyi seviyorum. Evliyim, Paris ve Pera adında kızlarım var. Yoğun bir iş hayatının yanı sıra sosyal hayatım da var. Seyahat en büyük motivasyonum. Kısaca hayatım bir olaydan diğerine koşturmakla geçiyor.

Biraz konudan sapmış olacağız ama kızınıza Paris adını vermenizin özel bir nedeni var mı?

Bu soru ile çok sık karşılaştığım için cevaplamaya alışkınım. Herkes Paris’te doğduğunu düşünüyor ama Paris’te doğmadı Paris’te oldu. Orada hamile olduğumu öğrendim ve orada karar verdik; “Cinsiyeti ne olursa olsun adı Paris olsun” dedik. Erkek olsaydı mitolojide yer alan Troya kralının oğlu Paris’ten esinlenecektik. Gücü, cesareti, zorluklarla mücadelesi özelliğinden dolayı. Biliyorsunuz doğduğunda İda Dağı’na bırakılmıştı fakat sağ kalmayı başarmıştı ve zor şartlarda yaşamına devam etmişti. Sonra da dünyanın en güzel kadınını kaçırıyor. Bundan sonrası tabii biraz karışık… Kız olursa da Paris Hilton örneğinden ilham ve cesaret aldık. Şaka bir yana Paris şehri, dünyanın en romantik şehri. Aşk ve tarih kokuyor. Biz de düşündük ki “Paris” için yazılan tüm güzel şiirler, şarkılar kızımızı anlatsın. Küçük kızımızın ismi de Pera. O da bir İstanbul çocuğu. Aynı duygularla hareket ettik. Büyüleyici bir İstanbul romanı, kültür beşiği, şiirler, şarkılar hep Pera. Bu vesile ile onu da anmış olalım.

İstanbul Medikal’in kuruluş hikayesini öğrenebilir miyiz?

İstanbul Medikal, 2002 yılında İstanbul Medikal ve Sağlık Ürünleri Ticaret Ltd. olarak faaliyet göstermeye başladı. Faaliyete başladığı günden bu yana tam 16 yıldır büyüyerek anonim şirket unvanı ile yoluna devam ediyor. Bayilikler ile başlayan ticari serüvenimiz, tecrübemiz ve güvenirliliğimiz sayesinde ithalat ve üretim ile devam etti.Büyüme hedefimiz devam ederken işimizi aynı titizlikte yapmaya devam ediyoruz.
Firmanız bünyesinde hangi ürünler var?
Modern yara bakım ürünleri kapsamında yaraya dair ne kadar detay varsa hepsi bünyemizde mevcuttur. Son yıllarda, sağlık sektöründe gördüğümüz ve daha çok özen gösterilmesi gerektiğine karar verdiğimiz Epidermolizis Bülloza hastalarının yaraları için öncelikli olarak çalışmaktayız.

Sinem Hanım İstanbul Medikal’in kurucusu olarak sizin sağlık sektörüne giriş hikayeniz nedir?

Öncelikle sağlıkçı değilim ama kendimi çok hızlı bir şekilde hem İstanbul’da hem de sağlık sektöründe buldum. Üniversiteden sonra İstanbul’da bir ecza deposunda çalışmaya başladım. Sağlık sektörüne bu şekilde dahil oldum ve işler öngöremedim bir şekilde gelişti ve iş buralara kadar geldi, güzel de oldu.

Bir kadın olarak hem işveren olmak hem de çalışan kadın olmak nasıl bir şey? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Aslında hayatın herhangi bir alanında kadın-erkek gibi bir ayrıma karşıyım. Fakat bu ayrımın azalabilmesi ya da ortadan kalkabilmesi için de bu pozitif ayrımcılığı maalesef biz de yapıyor ve destekliyoruz. Rakamlar hâlâ kadınların iş hayatında yeterince etkin olmadığını gösteriyor. Kadınların eğitim seviyesi yükseldikçe işgücüne katılım oranları da yükseliyor. Özellikle bizim sektörde kadın dokunuşları büyük farklar yaratıyor. Kadın çalışanlarımızın varlığı hedef kitlemizle ilişkimizi olumlu yönde etkiliyor. Bizim de çalışanlarımızın büyük çoğunluğunu kadınlar oluşturuyor. Son yıllarda hastalarımızın yüzde 70’i çocuk hastalar oluşturduğu için de kadın istihdamı özellikle annelik vasfımızdan dolayı, olumlu yönde katkılar sağlıyor. Ailelerin karşısında aynı hisleri paylaşan, aynı beklentileri olan kişilerin olması hedef kitleyi daha iyi anlamamızı sağlarken hasta ve hasta yakınlarına da güven veriyor.

Ürünlerinizden bahseder misiniz?

Yara alanında uzmanlaşan ve branşlaşan firmamızın ürün gamı her geçen yıl genişlemiş, güncellenmiş ve geliştirilmiştir. Katılım gerçekleştirdiğimiz gerek yurtiçi, gerek yurtdışı ileri yara bakım teknikleri sempozyumları ve kongrelerinden kazanımlarımız ile “branş firma” konumlandırmamızı gerçekleştirmenin gururunu ve sevincini yaşıyoruz. Akut veya kronik yaranın her tipine, yaranın her aşamasına uygun ürünlerimizle yara iyileşmesinde modern yara bakım teknikleri sunuyoruz. Grade 1,2,3,4 tip komplike yaralarda alternatif ve destek ürünlerimiz bulunuyor. Bugün İngiltere, İtalya, Portekiz, Hollanda, Almanya, Bulgaristan, Çin ve Güney Kore’den bu konu ile ilgili ithalatlar yapmaktayız. Ayrıca kendi tescilli markamız olan Parris markası ile de yaraya hitap eden çok sayıda ürünümüz 869 ile başlayan Türk barkodları ile raflarda yerini aldı ve her yeni parti üretim ile birlikte gelişip en yeni şekli ile üretilmeye devam edecek. Yakın bir tarihte de tüm üretim Türkiye’de gerçekleşecek.

Hangi firmaların Türkiye distribütörlüklerini yapıyorsunuz?
Hem kamu hem özel hastane çalışmalarımızda gözlemlemiş olduğumuz ihtiyaçlar bağlamında Ar-Ge çalışmalarımız neticesinde, üretim öncelikli olmakla beraber, yara bakımına destek olmak amacıyla firmamız bünyesine distribütörlükler de katmış bulunmaktayız. İthalatlarımızın başında İtalya’dan Eurosets firmasından ithal ettiğimiz Waterlily markası ile granülasyon sağlayıp hasta yatış süresini ve maliyeti düşürmek adına geliştirilmiş Negatif basınç ile yara tedavisi için cihazlar ve bu cihazlar ile kullanılan özel üretim sünger sarf malzemeleri gelmektedir. Yine Hollanda’dan MediqMedeco firmasından akut yaralarda kullanılan ve tedaviye destek olan Klinion marka modern yara örtüleri ve nekroze doku debridman jellerini ithal etmekteyiz. Portekiz’den Bastos&Viegas firmasından yara, yanık gibi enfeksiyon değeri açısından kontaminasyona sebebiyet vermemesi amacıyla 3-7 günlük pansuman değişimlerine destek ve özellikle epidermolizis bülloza hastalarının yaralarında kullanılan yara örtülerini sabitlemek amacıyla bandajlar ve İngiltere’den Clinisupplies firmasından yine bu hastalar ve yara, yanık, atopik egzama hastaları için Clinifast marka bandajlar ve giysiler ithal etmekteyiz. İthalatlarımızın yanı sıra kendi markamıza ait üretim ürünlerimiz de yine yara alanına hizmet etmektedir.

Üretimini yaptığınız Parris markanız hakkında daha fazla bilgi alabilir miyiz?

Parris markasını 2006 yılında oluşturduk. Çıkış noktası kızımın ismi olan Paris’dir. Özel isim olduğu için tescil edilirken çift “R” harfi kullanmamız gerekti ve kayıtlara “Parris” olarak geçti. İlk olarak Parris markası ile venöz ülser yaralarının tedavisinde kullanılmak üzere Parris Çoklu Bandaj Setlerini ürettik. Daha sonra sırasıyla Parris İkili Bandaj, Parris Varis Çorapları, ParrisRetractörler, ParrisVulvar Varis Giysisi ve ParrisTübüler Bandajlar üretildi. Şu anda ise bizi çok heyecanlandıran yeni ürünlerimiz olan Parris Silikon Yara Örtüleri, Parris Silikon Yara Temas Tabakaları, Parris Silikon Bantlar ürün gamımıza eklenen en yeni ürünlerimizdir.

Şu ana kadar bahsettiğimiz ürünlerin işlevlerinden de kısaca bahsedebilir misiniz?

Parris silikon yara örtüleri, alerjik reaksiyona sebebiyet vermeyen, silikon teknolojili ve üst katman poliüretan köpük ile üretilmiş yara bakıma destek ürünlerdir. Uygulamanın zor olduğu bölgelerde (uyluk, eklem, sakrum, topuk vb.) ince yapısı nedeni ile vücuda çok kolay uyum sağlar. Yaranın ihtiyaç duyduğu nem dengesini sağlamakla beraber kontaminasyona sebep olmaz. Bu durum yara iyileşmesinde önemli bir rol oynar. Ürünümüz poliüretan köpük sayesinde yüksek emme kapasitesine sahiptir. Ürünler, cerrahi yaralar, ikinci derece yanıklar, bacak, bası ülserleri, cilt yırtılmaları ve özellikle Epidermolizis bülloza hastalarının yaralarında kullanıma uygundur. Parris silikon temas tabakaları ise şeffaf ve yumuşak silikon ile kaplanmış cilde tutunan por aralıkları sayesinde hastayı travmatize etmeden, sağlık mensubu çalışanının önerdiği krem, losyon gibi iyileştirici özelliği bulunan ve reçete edilebilen ürünleri uygulamaya imkan sağlamaktadır. İkincil örtü kullanımında olası örtü değiştirme esnasındaki travmayı önler. Maserasyon riskini en aza indirir. Ameliyat sonrası yaralarda, sıyrıklarda, kısmi yada geniş greftlerde ve yine özellikle epidermolizis büllosa hastalarının yaralarında kullanıma uygundur. Parris silikon bandımız ise epidermolizis büllosa hastalarının yara örtülerine yardımcı fiksasyon amacı ile kullanılır. Normal bandın kullanıldığı her durumda Parris silikon bant kullanılır. Diyaliz hastaları, pediatri ve yeni doğanlar, dermatoloji, ortopedik cerrahi, plastik cerrahi için silikon bandımız idealdir.

Yeni üretilen ürünlerinizin hepsinin kullanım alanında Epidermolizis Bülloza özellikle vurgulanmakta. Epidermolizis Büllosa nedir?

Epidermolizis Büllosa halk dilinde “kelebek hastalığı” olarak da bilinen bizim de çoğunlukla EB olarak adlandırdığımız bu hastalık deride ve mukozada bül (içi su dolu kabarcıklar-yanıkta da görüldüğü gibi) gelişimi olan bir hastalıktır. Genellikle büller bu bölgelerin maruz kaldığı bası yada çarpma gibi benzeri olayların yaşanması ile gelişir. Epidermolizis büllosa genetik bir hastalıktır, genetik bağ dokusu bozukluğudur. Bilinen 30’dan fazla varyatı ile EB tipine göre çok çeşitli şiddetlerde ortaya çıkar. Üç ana tip ise simplex (basit), distrofik (kusur bırakan), jonksiyonel (derinin bileşke yerinde) Bu hastalık bazen akraba evliliği ya da diğer nedenlere bağlı olarak görülür. Elimizde bu konuda yapılan araştırmalara göre çok değişken rakamlar olmakla birlikte 80 bin doğumdan birini etkileyen bir genetik nadir hastalıktır. Türkiye’de kesin bir istatistik bilgi olmamakla birlikte 2 bin tahmini hasta olduğu öngörülmektedir. Bizim kendi imkânlarımızla ulaştığımız ve varlığını bildiğimiz hasta sayısı 700 hastadır. Dünyada yılda yaklaşık 200 çocuk EB ile doğmaktadır. EB; cinsel ve etnik grup ayrımı yapmaz, kalıtsaldır fakat ebeveynler taşıyıcı olduklarını bilemeyebilirler. Bulaşıcı değildir. Henüz tedavisi olmamakla birlikte umut veren bilimsel çalışmalar da mevcuttur. Şimdiki tedavisi yara bakımı yapılarak yaralarının temiz tutulması ve yara içinde toz, krem, iplik vb. yabancı maddelerden uzaklaştırılması, bandajlama ile de cilt enfeksiyondan ve sürtünmeden korunmalıdır.

Ürünlerinizle ilişkisi nedir?
Bizim ürünlerimiz ile bağlantısına değinecek olursak; ürünlerimiz daha önce de belirttiğim gibi birçok alana hitap etmesinin yanı sıra Ar-Ge çalışmalarımızda, ürün tasarım, geliştirme ve işlevsellikte özellikle epidermolizis büllosa hastalarının yaraları düşünülmüş ve gözetilmiştir. Epidermolizis büllosa hastalarının yaralarının sürtünmeden, enfeksiyondan uzaklaştırılması ve kıyafetlerine yapışmasından korunması için bariyer görevi görecek yara örtülerine ihtiyaçları bulunmaktadır. Bu yara örtüleri cilde kolayca tutunmalı ve çıkarılırken pansuman değişimi esnasında cilde yapışmayan, ağrı, acı ve travmaya neden olmayacak ürünler olmalıdır. Bizim Parris silikon yara örtülerimiz de bu noktada devreye giriyor. Ürünlerimiz hastaların konforunu arttıracak ince yapıda olup özel büyük boy çalışılmış ebatlar ile yaralarının tümünde kullanım kolaylığı sağlamaktadırlar. Ürünlerimiz cilde nazikçe tutunup, örtü değişiminde hastaya hafif temas sağlamaktadırlar. Parris silikon yara örtülerimizi de ithalatını yaptığımız bandaj ve giysi grubumuz desteklemektedir. Örtülerin sabitlenmesi ve dış etkilerden korunması amacı ile yeni yara açılmasını önlemek, hastayı korumak adına özel üretilmiş, dikişlerin dışarıda olduğu, ciltte tahrişe ve temasa izin vermeyen, esnek ve koton yapıda her yaş grubuna uygun çorap, eldiven, tayt ve body şeklinde koruyucu giysilerimizi de örtülerimizin yanı sıra hastalarımıza sunmaktayız.

Epidermolizis Bülloza hastaları bu ürünleri nasıl temin ediyorlar?

2015 yılından önce hastalar ürünlere kendi imkanları dahilinde ücretli olarak temin ediyorlardı. Sağlık Bakanlığı Türkiye Kamu Hastaneleri Kurumu Mali Hizmetlerden 05.06.2015 tarihli Epidermolizis Büllosa konulu bir duyuru yayınlandı. Böylece Epidermolizis Büllosa hastaları ayaktan tedavilerinde SUT EK 2/B listesinde yer alan “530.533” kodlu “Epidermolizisbüllosa hastalığında yara bakım hizmetleri” işlemi üzerinden ödeme kapsamına alındı. Hastanın hizmeti kendisine en yakın evde sağlık merkezinin bulunduğu devlet hastanesinden alması esasına dayanan bu sistemde; EB tanılı hastalara yara bakım hizmetlerinin ödenebilmesi için 08.06.2017’de tekrar yenilenen duyuru ile hastalar, üçüncü basamak sağlık hizmeti sunucuları tarafından, deri ve zührevi hastalıkları uzman hekimi, plastik, rekonstrüktif ve estetik cerrahi uzman hekimi ile genel cerrahi veya çocuk cerrahisi uzman hekimlerinin yer aldığı sağlık kurulu raporu düzenlenmesi gerekmektedir ve bu rapor 1 yıl geçerli olacaktır.

Bu düzenlemelerden sonra “Her şey yoluna girdi” diyebilir miyiz?
Hastaların malzeme tedarikini kurumlar sağlık bakanlığının yayınladığı genelge doğrultusunda alım usulüne göre gerçekleştiriyorlar. Tabii ki işleyişte aksaklıklar yaşandığını gözlemleyebiliyoruz. Firmamız her durumda kamu yararını gözeten bir tutumla hareket ediyor. Şimdi de EB tanılı hastaların yanında bir Türk markası ile bulunmaktayız. İlk günden bu yana her zaman gerek raporlarda, gerek alımlarda tek bir markayı işaret eden söylemlerin karşısında durmuş ve tek marka fırsatçılığına hiçbir zaman izin vermemişizdir. EB hastalığı için alıma çıkılan yara örtüleri tedavi edici malzemeler değildir. Daha önce de belirttiğim gibi hastaları enfeksiyondan ve travmadan korumak ve yeni yaraların oluşmasını önlemek amacıyla hastaların konforunu arttırıcı destek ürünlerdir. Ürünler sarf malzeme niteliğindedir. EB tedavisinde yüklü miktarda pahalı sargıların yaşam boyunca kullanılabileceği göz önüne alınarak, alımlarda maliyet çok önem arzetmektedir. Bu bilinç doğrultusunda Türk markamız ile bundan sonraki EB ürünleri alımlarında da firmamız kamu faydasını gözetecek ve uluslararası markaların karşısında bir Türk markası ile bulunarak kamu zararını önleyecektir.

Sosyal sorumluluk projenizden bahsedebilir misiniz?

Özellikle son yıllarda Epidermolizis büllosa hastalarının yaraları bizim için öncelikli hale gelmiştir. Hastaların çoğunun çocuk olması bizi çok daha derinden etkilemiştir. Bu yüzden,şirket olarak bir proje düşünüyorsak bu kesinlikle EB’li çocuklar için olmalı diye düşündük. Yenidoğan ünitelerine dağıtılmak üzere Parris EB Bebek Kitini oluşturduk. Bu kit bir ilkyardım çantasıdır ve içerisinde EB ile doğan bebeklerin ilk etapta ihtiyacını karşılayacak ürünler, hastalık hakkında bilgilendirme yazısı ve geçmiş olsun kartımız bulunmaktadır. Kısacası bu kit aileleri bilgilendirici, rahatlatıcı ve destek amaçlı bir paket sunmaktadır.

EB’li bebekler ve çocuklar gerçekten kayıtsız kalınmayacak bir durum…
EB’li çocuğu kabullenme sürecini inceleyecek olursak, anne ve baba ilk etapta inançsızlık ve çaresizlik içinde bir şok yaşarlar. Sonrasında yaşanan depresyon ve çöküntü aslında gerçeğin farkına varmaya doğru bir gidiştir. Bazı anne-babalar çocuklarındaki bu farklılığı kabul etmeyerek uzmandan uzmana dolaşır, çareler arayarak çocuklarının iyi olabileceği umudunu taşırlar. İnkar edebilirler ki bu da bilinmeyen korkusundan ve çocuğunu gelecekte nelerin bekleyeceğinin belirsizliğinden kaynaklanmaktadır. Ailenin yaşadığı duygular arasında üstesinden gelinmesi en zor olan belki de suçluluk duygusudur. Aileler şu ya da bu şekilde çocuğun hastalığına neden olduklarını düşünürler. Çoğu zaman “Bu neden bizim başımıza geldi?” sorusu en başta olur. Biz de Parris bebek kitini hazırlarken bu dönemde aileye destek olmak ve bu süreci birlikte iyileştirmek için var olduğumuzu belirtmek ve göstermek istedik. Zaten bu sıkıntılı ve sancılı dönem atlatıldıktan sonra ailenin kabullenme ve uyum süreci başlıyor. Aile artık nadir hastalığa sahip bir çocuğu olduğunu ve neler yapabileceğini gerçekçi bir biçimde düşünmeye ve çocuklarıyla daha etkili, verimli bir ilişki kurmaya çalışır. Daha sonra prosedürler tamamlanır, gerekli raporları düzenleme girişiminde bulunulur. Tabii bu da aile bireylerinin olumlu yaklaşım ve iletişimiyle yakından ilgilidir. Bu kabulleniş çocuğun tedavi sürecinde olumlu rol oynar.

2018’i geride bırakmaya az kaldı. 2019 yılı için hedefleriniz nelerdir?

Finansal açıdan 2018 yılı başında koyduğumuz hedeflerin neredeyse tamamına ulaştık. Kısa vadeli finansal başarıyı şirket politikamızda öncelik haline getirmiyoruz. Kaba ve kara bir hırsla değil, aydınlık ve girişimci bir arzu ile çalışıyoruz. Ticaret uzun soluklu bir yarıştır,biz geçici mağlubiyetlere yada galibiyetlere bakmayız. Girişimcilik bizim için gelip geçici bir ruh hali değil.
Ticari rekabette fark yaratmak çok önemli. Biz farklı, butik bir konseptle kendimizi geliştirdik. Bu tarzımızdan ödün vermeden, verimliliği artırmak ve büyümeye devam etmek istiyoruz.
2019 yılı ihracata başlama yılımız olacak. Markamızı büyüttük, ürün portföyümüz genişledi. Kendimize ve markamıza olan inancımız arttı. İlk sırada Balkan ülkeleri ile ihracata başlama projemiz bulunmakta. Bulgaristan’da ihracat ağırlıklı çalışan bir firmamız mevcut.2017 yılında açılışını tamamladığımız firmamız ve bu proje üzerinde çalışan bir ekibimiz Bulgaristan ofisimizde hizmet vermeye devam ediyor. Daha sonra sırasıyla Ortadoğu ve Avrupa ile devam edeceğiz. Türk markasını ve Türk imajını dış pazarda, yaranın tüm muhataplarına en iyi şekilde lanse edip, uluslararası bir marka olmayı hedefliyoruz.

Markanız ile ilgili son olarak ne söylemek istersiniz?

Markamızı çok iyi konumlandırdık, büyüttük ve geliştirdik. Halihazırda markamızın genlerini taşıyan birçok fikrimiz bulunmakta. Bunların hepsi sırasıyla hayata geçecekler ve markamızı daha da ileriye götürecekler. Bu noktada ekip çalışması çok önemli. İş hayatında hiç kimse tek başına sonuç alamaz. Hem Türkiye ofisinde bulunan ekibimiz hem de Bulgaristan’da bulunan ekibimiz işbirliği içinde çalışmaya devam edecekler. Güçlerimizi birleştirip mükemmel işlere imza atmaya da devam edeceğiz. Türk markası algısını tüm dünyada en iyi şekilde oluşturacağız. Başta Türkiye’de olmak üzere uluslararası her platformda uluslararası yara bakım ürünleri markalarının karşısına güçlü bir Türk markası ile çıkacağız.2019 yılı sonunda da inşallah tüm üretimimizi Türkiye’ye taşıyarak Türk markası olmanın yanı sıra %100 yerli üretim, yerli ürün statüsüne geçiş yapacağız.