Düşüncelerinizi yeniden inşa ederek, öfkenizi kontrol edebilirsiniz!

0
69

Manipüle edilen düşüncelere değil aklımıza güvenmemiz gerektiğini vurgulayan Reem Nöropsikiyatri Kliniği’nden Nörolog Mehmet Yavuz, öfke ve öfke kontrolü ile ilgili bilgiler veriyor.

Öfke doyurulmamış isteklere, istenmeyen sonuçlara ve karşılanmayan beklentilere verilen duygusal tepkidir. Bu tam olarak, bireyin herhangi bir engellenme, adaletsizlik ya da kendi benliğine yönelik bir tehdit hissettiğinde yaşadığı duyguya işaret eder. Tamamen insani ve doğal bir duygu olan öfkenin normallik düzeyi değişkendir. Basit bir sinirlilik ve kızgınlık halinden, yoğun bir hiddet durumuna dönüşebilen öfke, kontrol altına alınmadığında yıkıcı sonuçlar yaratabilir.

Hangi durumlarda öfkeleniyoruz?

  • Üzüntü,
  • Yalnızlık,
  • Kıskançlık,
  • Dışlanmışlık,
  • Kaygı,
  • Haksızlık,
  • Hayal kırıklığı,
  • Utanma,
  • Aşağılanma,
  • Anlaşılamamak.

Öfke, bize neler yapıyor?

Öfke sadece psikolojik değil fizyolojik ve biyolojik tepkimeleri de beraberinde getirir. Kalp atışlarımız hızlanır, tansiyon yükselir, adrenalin ve noradrenalin hormonları harekete geçer ve kan basıncımız artar. Son olarak beynimiz ‘Savaş ya da kaç’ sorusuyla yüz yüze kalır.

Eğer bu kararı sadece dürtülerimize bırakırsak önlenemez bir öfke nöbeti ile mücadele etmek zorunda kalırız. Bunun yerine sorunun cevabını aklımıza bırakmak en doğrusu olacaktır. Çünkü öfke, aklı ve sağduyuyu devre dışı bırakmamıza yol açar. Mantığı körelterek, iradeyi kullanılmaz bir hale getirir.

Giderek öfkeli bir topluma dönüşüyoruz

Sosyal bir varlık olarak insan, toplumsal ilişkiler içinde doğar, büyür ve ölür. Bu toplumsal ilişkiler ağı içinde bazen istemediği durumlarla karşı karşıya kalabilir. Bu noktada vereceği tepkiyi karakterize eden öfkenin derecesi, kişinin kontrol mekanizmasıyla ilgilidir.

Günümüz modern toplumlarına baktığımızda öfkeyi kontrol etmenin giderek zorlaştığını ancak kontrol gücünün de bir o kadar zorunlu olduğunu görüyoruz. Özellikle de kendi toplumumuzla ilgili bu tezin doğru olduğunu inkar etmek neredeyse imkansız. Giderek öfkeli, gergin ve sinirli bir topluma doğru evriliyoruz. Gazetelerin üçüncü sayfa haberlerine yansıyanlar, trafikte yaşadığımız kavgalar, yan baktığı için adam yaralayanlar, yemek geç geldi gerekçesiyle garsonu tartaklayanlar ve daha neler neler… Vahim bir tablonun ortasında olduğumuz aşikar. Bu durumda yapmamız gereken; öfkelenmek için bahaneler aramak yerine, kontrol gücümüzü ortaya çıkarmaktır. Aksi takdirde yarattığımız bu öfke sadece bireysel değil toplumsal bir infiale yol açacaktır.

Öfkeyi doğru ifade etme biçimine öfke kontrolü denir. Amaç ise, bu duygunun saldırgan davranışlara dönüşmesine, kendisine ve çevresine zarar vermesine engel olmaktır. Çünkü kontrol bizde değil öfkede olursa, yıkımdan başka bir sonuçla karşılaşmak mümkün değildir. Ancak burada şu noktayı atlamamız gerekir; hedefimiz öfkeyi minimize etmektir, yok etmek değil. Çünkü öfke tepkiseldir ve harekete geçirir. Sonradan pişman olacağımız durumlara mahal vermemek için, öfkemizi en optimum seviyeye çekmek ve sağlıklı bir şekilde aktarabilmek kilit meseledir.

Öfke kontrolü için;

  • İlk yapmanız gereken rahatlamak olmalıdır. Bunun için diyaframdan derin bir soluk alın, soluğunuzun karından geldiğini düşünün. Daha sonra kendinize ‘Boş ver, aldırma, rahatla’ telkinlerinde bulunun. İstediğiniz reaksiyonu alamadıysanız sizi rahatlatacak bir deneyimi ve anıyı hatırlamak, öfkenizi yatıştırmak için yararlı olacaktır.
  • Bilişsel yapılandırmadan yardım alın. Yani zihninizdeki düşünceleri kontrol edin. Çünkü zihin kızgınlık anında düşüncelerimize etki ederek, bizi yanlış yönlendirebilir. Böyle durumlarda düşüncelerimiz gerçeği yansıtmaktan çok, olayların abartılmış ve çarpıtılmış bir şekilde algılandığını yansıtır. Bu tür düşünceleri fark etmek ve yerine daha mantıklı olanları yerleştirmemiz gerekir.
  • Sizi öfkeye sürükleyen duyguların farkına varın. Çünkü ne ile karşı karşıya olduğunu bilen, duygularını tanıyan insan hislerini doğru şekilde ifade edebilir.
  • Öfkelendiğinizde ‘Asla, her zaman’ sözcükleriyle acilen vedalaşın. Çünkü bu sözcüklerle başlayan cümleler, size haklı olduğunuzu hissettirir. Problemin çözümüne katkı sağlamaz. Sağlıklı bir şekilde düşünmenizi engeller.