İltihaplı romatizmalar her yaşta hatta çocuklukta bile görülebilir

0
312

İstanbul Aydın Üniversitesi VM Medical Park Florya Romatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Zühre Sarı Sürmeli, romatizmal hastalıklarla ilgili önemli bilgiler verdi.

Çocukluğumuzdan itibaren hemen hemen hepimiz, yağmurlu soğuk havalarda dizlerini ovuşturup bir yandan da çektiği acıyla söylenen anneanne, babaanne ve dedelerimizden mutlaka duymuşuzdur: “Romatizmalarım arttı evladım.”  Peki, nedir gerçekten bu romatizma? Sadece yaşlı insanlarda mı görülür? Sadece yağmurlu havalarda mı ortaya çıkar? İrsî midir? Tüm bu soruların yanıtlarını ve bu konuda neler yapılması gerektiğinin ayrıntılarını İstanbul Aydın Üniversitesi VM Medical Park Florya Romatoloji Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Zühre Sarı Sürmeli’den aldık.

Romatizma Nedir?

Romatizma kas kemik ve eklemleri ilgilendiren hastalıklara verilen genel isimdir. Aslında romatizma tek tip bir hastalık değildir. Romatizma birçok hastalığı kapsar.

Bu hastalık en çok kimlerde görülür, neden?

Sadece yaşlılarda değil, her yaşta görülebilmektedir. Burada öncelikle romatizmanın iltihaplı mı yoksa iltihapsız mı olduğunun ayrımını yapmak çok önemlidir.

İltihapsız romatizma denilince daha çok osteoartrit dediğimiz eklem kireçlenmesi akla gelir. Kireçlenme özellikle 40 yaşından sonra görülmeye başlar. Dizler, ayaklar, el parmak uçları, omuzlar, kalça, omurga gibi eklemlerde görülür. Aşırı kullanmaya ve kiloya bağlı olarak da görülme sıklığı artar. Kireçlenmelerde kemiklerin yanlarında yeni küçük kemikler çıkar, eklem aralıkları daralır bunlardan dolayı ağrılar, eklemlerde hareket kısıtlılıkları ve sabahları yataktan kalkınca veya uzun süre oturduktan sonra ayağa kalkıldığında kısa süren eklem tutuklukları olabilmektedir. Yine yağmurlu havalarda osteoartritli kişilerde eklem ağrıları artabilmektedir. Ancak iltihapsız romatizma yani kireçlenmede kanda veya eklemlerde iltihap yoktur. Sıcaktan ve steroid olmayan antiinflamatuvar ilaçlar dediğimiz ağrı kesicilerden, fizik tedavi ajanlarından fayda görür.

Bunun yanı sıra genç-orta yaş kadınlarda daha çok görülen fibromiyalji de bir çeşit iltihapsız romatizmadır. Halk arasında “yumuşak doku romatizması” olarak da bilinmektedir. Fibromiyaljide uzun süredir devam eden yaygın ağrılar, uyku bozukluğu, enerji azlığı, isteksizlik, sabahları yataktan dayak yemiş gibi kalkma, sinirlilik, ellerde ayaklarda uyuşmalar, adet düzensizlikleri, karın ağrıları ve şişkinlikleri, baş ağrıları gibi çok çeşitli şikayetler gözlenir. Fibromiyalji tedavisinde anti-depresan/anti-epileptik ilaçlardan, aerobik egzersizlerden ve yaşam tarzı değişikliklerinden oluşan kombine bir tedavi uygulanır.

İltihaplı romatizmalar ise eklem, kas ve kemiklerin yanı sıra damarlarda ve akciğer, böbrek, deri gibi birçok organda da hastalık yapabilmektedir. Çok fazla sayıda iltihaplı romatizma çeşidi vardır,  hem bu yüzden hem de bazı özellikleri birbirleri arasında benzerlik gösterdiğinden iltihaplı romatizma tanısını koymak her zaman kolay olmamaktadır. İltihaplı romatizmalar her yaşta hatta çocuklukta bile görülebilmektedir. İltihaplı romatizmalar bağışıklık sisteminin yanlış olarak abartılı çalışmasından kaynaklanmaktadır. İltihaplı romatizmaların birçoğu ırsidir yani aile bireylerinde aynı hastalık varsa diğerlerinde de olma ihtimali artmaktadır. Bazı mikrobik enfeksiyonlar, sigara, bazı kimyasal maddeler iltihaplı romatizma gelişimini artırabilmektedir.

İltihaplı romatizmalarda bir veya birden fazla eklemde şişlik, ağrı, şekil bozukluğu, hareket kısıtlılığı, yarım saatten uzun süren sabah tutukluğu ve gece ağrısı, geçmeyen bel ağrısı, uzun süren bel tutukluğu, yorgunluk, halsizlik gibi belirtiler gözlenir. İltihapsız romatizmaların aksine iltihaplı romatizmalarda sıcak uygulamalar eklem iltihabını artırabileceğinden sakınılmalı bunun yerine buz uygulaması ağrılı şiş eklemlere uygulanmalıdır. İltihaplı romatizmaların en sık görülenlerinden bazıları romatoid artrit, ankilozan spondilit, psoriatik artrit (sedef romatizması), reaktif artrit, bağ doku romatizmaları, ailevi akdeniz ateşi(FMF), gut  ve Behçet gibi hastalıklardır.

İltihaplı romatizmaların tedavisinde  çeşitli antiromatizmal ilaçlar tek başına veya birkaçı birlikte kullanılır.

Romatoloji bölüm ve hekim yeterliliği olarak ülkemiz nasıl bir durumda?

Romatoloji romatizmal hastalıklarla ilgilenen bilim dalıdır. Bazı romatizmal hastalıkların sırları henüz çözülememiştir ancak yine de romatoloji tıpta son yıllarda en çok gelişen, tedavi alanında da birçok yeniliğin olduğu bir bilim dalıdır. Romatolog da iltihaplı romatizmaları takip ve tedavi eden doktorlara denir. Romatolog olmak için dahiliye (iç hastalıkları) veya fizik tedavi uzmanı olduktan sonra 3 yıl daha uzmanlık eğitimi alınması gerekmektedir. Romatizmalı hasta sayısı çok fazladır ancak ülkemizde halen sınırlı sayıda romatoloji doktoru vardır.

Ülkemizde en sık görülen hastalıklar hangileridir?

Ülkemizde en sık görülen romatizmal hastalıklar osteoartrit (kireçlenme), fibromiyalji (yumuşak doku romatizması), romatoid artrit, ankilozan spondilit (iltihaplı omurga romatizması), psoriatik artrit (sedef romatizması) Behçet hastalığı, gut hastalığı, Ailevi Akdeniz Ateşi (FMF) hastalığı, reaktif artrit ve bağ doku romatizmalarıdır.

Bu hastalıkların yaşlara göre bir dağılımı söz konusu mu?

Osteoartrit görülme sıklığı yaşla beraber artar, kırklı yaşlardan sonra görülür, fibromiyalji genç-orta yaş kadınlarda daha sık görülür, romatoid artrit 30-50 yaş arasında kadınlarda erkeklere göre 2-3 kat daha fazla görülür, ankilozan spondilit (iltihaplı omurga romatizması)  her yaşta görülebilir ancak daha çok genç erkek hastalarda gözlenir, psoriatik artrit (sedef romatizması) sedefi olan kişilerde her yaşta olabilmektedir. Gut hastalığı yaşlı erkeklerde ve postmenopozal kadınlarda, ailevi akdeniz ateşi her yaşta ama çoğunlukla erken çocuklukta, reaktif artrit yine her yaşta, bağ doku romatizmaları daha çok genç-orta yaş kadınlarda olmak üzere her yaşta görülebilmektedir.

Bu hastalıklara yakalanmamak için neler yapılmalı?

Romatizmal hastalıklardan korunmak için aşırı kilo almamak, sigara içmemek, sağlıklı beslenmek, düzenli egzersiz yapmak, uyku düzenine dikkat etmek, stresten uzak kalmak, enfeksiyonlardan mümkün olduğunca korunmak, ağız ve diş sağlığına önem vermek, ailede romatizmal hastalık varsa bu hastalığın belirtilerine karşı tetikte olmak önemlidir.

Tedavi aşamasındaki uygulamalar nelerdir?

Romatizmal hastalıklar çok çeşitli olduğu için tedavileri de birbirinden farklıdır. Örneğin osteoartrit dediğimiz kireçlenmede analjezik anti-inflamatuvar ilaçlar, eklem içi enjeksiyon tedavileri, sıcak uygulamalar faydalı olabilmekteyken romatoid artritte ise metotreksat, leflunomid, prednizolon, biyolojik tedaviler gibi anti-romatizmal ilaçlar tek başına veya beraber kullanılmaktadır.

Şubat ayının son günü nadir hastalıklar günü olarak anılıyor. Romatologların da bu hastalıkların teşhisinde büyük önemi var. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Romatolojide sık görülen hastalıklar olduğu gibi nadir görülen ama hayati derecede önemli vaskülitler, sistemik skleroz, mikst bağ doku hastalığı, dermatomiyozit, polimiyozit, hiperimmunoglobulin D sendromu gibi hastalıklar da mevcuttur. Nadir görüldükleri için bu hastalıkların tanı ve tedavisiyle ilgili diğer romatizmal hastalıkların aksine daha az bilgimiz olmakla beraber görülebilecek ilk belirtileri konusunda dikkatli olunursa ve bu hastalıklar ayırıcı tanıda her zaman akılda tutulursa ve erken tanıyla tedaviyi çok daha iyi yönetebilmekteyiz.

Eklemler ve kemiklerle ilgili rahatsızlıklar için hem tedavi hem önlem aşamasında sporun önemi nedir?

Yüzme, yürüyüş, pilates, yoga gibi egzersizler tüm romatoloji hastaları için faydalıdır.   Bu egzersizler haftada iki üç kez yarım saat, kırk dakika arası yapılmalıdır. Ancak burada dikkat edilecek nokta eklemleri aşırı zorlamadan, eklemler üzerine aşırı yük bindirmeden hareketlerin yapılmasıdır. Yürüyüş, yokuş-iniş olmayan düz ve yumuşak zeminlerde yarım saat-kırk dakikayı aşmadan yapılmalıdır. Mesela eklemleri çok şiş ve ağrılı olan bir romatizma hastası o gün yürüyüş yapmayabilir ama yine de istirahat ettiği yerde eklemlerini hafif hafif eklem hareket açıklığı boyunca hareket ettirerek ve hafif dirence karşı çalıştırarak bazı egzersizler yapabilir. Ayrıca bu hareketlerin düzenli yapılması kilo almayı engelleyeceği için eklemler için çok yararlıdır. Ankilozan spondilit denilen iltihaplı omurga romatizmasında da egzersiz zaten tedavinin olmazsa olmaz bir parçasıdır.

Bu tür hastaların neleri yapmaktan sakınmaları gerekir?

Romatizma hastaları aşırı kilo almamalı, sigara içmemelidir. Düzenli ve dengeli beslenilmelidir, ancak gut hastaları proteinden fakir beslenmeli ve alkol kullanmamalıdır. Sistemik lupus eritematozus gibi bazı romatizmal hastalıklarda güneş hastalığı tetikleyebileceği için güneşten sakınılmalıdır. Hastalar romatizmaları alevli dönemdeyken kaplıcaya girmemelidir. Hastalar stresten uzak kalmalıdır. Romatizma hastalıkları genellikle kroniktir ve ömür boyu devam eder, bu yüzden hastalar doktorlarına danışmadan ilaçlarını bırakmamalı veya dozlarını değiştirmemelidir.  Romatizma hastalığı olan yakınlarının veya komşularının tavsiye ettiği ilaçları kullanmamalı, düzenli doktor takibinde olup ilaçlarını doktorlarına danışmalıdırlar.

Tedaviye yardımcı gıda takviyeleri konusunda ne düşünüyorsunuz?

D vitamini, omega-3 gibi takviyeler kullanılabilir. D vitamini kas, kemik ve eklem sağlığı açısından çok önemli bir vitamindir. Son yıllarda bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkileri de yapılan çalışmalarla ortaya konmaktadır. D vitamininin esas kaynağı güneştir. Güneş ışınları derimize geldiğinde sırasıyla deri, karaciğer ve böbrek bu vitamini sentezler. D vitamini yiyeceklerde çok fazla bulunmamaktadır. Bu yüzden her gün öğle vakitlerinde yüzü, dirseklere kadar kolları ve dizlere kadar bacakları on dakika kadar güneşlendirmek çok önemlidir. Bu güneşlenme sırasında camın arkasında olunmamalı, direkt güneş ışığı alınabilecek bahçe veya balkon gibi yerlerde bulunulmalı ve güneşlenme sırasında güneş kremi kullanmamalıdır. Bu şekilde düzenli güneşlenemeyenler ise vitamin D damla veya ampüllerinden kullanabilirler.

Omega-3, balıkta bulunan damar sağlığı açısından önemli bir yağ asididir.  Haftada 2 gün balık tüketmek omega-3 alımı açısından önemlidir. Ayrıca ceviz, semizotu ve keten tohumu da omega-3 açısından zengindir.