Sevgi sevmektir, vermektir

0
76

Hatta büyük bir yanılgı içinde arayışlarını “Halimi anlayacak, derdime katlanacak, benimle ağlayacak bir sevgi istiyorum” diyecek kadar ileriye bile götürebilirler. Oysaki aramakla sevgi bulunmaz. Yalnızca vermekle bulunur. Bu sözlerle sevgi arayışı, şarkı değil, şirkete eleman arama ilanı gibidir. İnsana sorarlar “Sen yüklerini taşıyacak, kendi ürettiğin dertlere köle gibi katlanacak birini mi arıyorsun? Bu arzu ve düşünce içinde bir sevgi ortamı oluşturulamaz. Sevgiyi bulabilmek için özgürce paylaşım arzusu ile esirgemez olmak, sevmek, sevgi sunmak gerekir. Siz sevmeden sevginizi ifade etmeden hiç kimseden, sevgi isteyemezsiniz.

İnsanlığın en yüce değeri

Sevgi insanlığın en yüce değeridir. Siz sevginizde cömert olmazsanız, sevginize engeller koymazsanız, ileri sürdüğünüz koşullarla sevmeyi zorlaştırmazsanız, ayırım yapmazsanız sevgi insandan insana doğal olarak akar. Sevgi akışına engel olan şey, bizim içimizdeki sevgisizlik, çıkarcılık, kin ve kıskançlık gibi olumsuz duygulardır. Çünkü sevgi insanlığın özüdür. Doğduğumuzda katıksız sevgi halinde idik, içimizde kin, kıskançlık, hesap, çıkar yoktu, kalbimiz yalnızca sevgiyle atardı. Hiçbir karşılık beklemeyen anne sevgisiyle yaşardık, damarlarımızdan sevgi akardı. Aklımızın, nefsimizin ürettiği çıkar hesaplarına yakalanmadan, özümüzdeki sevgiyi korumamız, sevgimizi canlı cansız tüm varlıklara yansıtmamız; sevgiyi arayan değil, sevgiyi veren ve üreten olmalıyız. Çünkü siz sevgi üretemezseniz, karşıdan geleni de anlayamazsınız.

Evrende karşılığını en verimli şekilde bulan değer sevgidir, sevgi sınırsız ölçüde yeni sevgiler yaratır. Sevginiz üzerinde hesaplar yapmazsanız, karşılık beklemezseniz, sevginiz gerçekse ve içten geliyorsa ulaştığı her yerde, her insanda daha büyük sevgiler yaratır. Üstün Dökmen’in bir şiiri vardır. “Yola çıkınca her sabah, bulutlara selam ver, taşlara, kuşlara, atlara, otlara, insanlara selam ver. Üleştir dostluğunu varlığa, bir kısmı seni de sarsın”. Sevginizi sınırsız ve ayırımsız bir şekilde vermeden sevgi bulamazsınız,  sevgi içinde yaşayamazsınız. Sevginizde sınır, ayırım ve koşul olursa, o sevgi değil, bir zandır. Tüm yaratılanları içtenlikle sevmeyen “Onu severim, bunu sevmem” diyen insan, “Seviyorum” dediği şeyleri de bir gün sevmeyebilir. Onun sevgisine güven olmaz, güven içermeyen sevgi ise yaşamaz, yeni sevgiler yaratamaz.

Sevgi, insanın tüm evrene saygısını ve bağlılığını ifade eden bir yaşam biçimidir. Sevgi içinde yaşayan insanların yaşamı çok kolaylaşır. Sevgi içinde yaşayan insan, sevgi duyduğu insanlar hakkında kötü şeyler düşünmez, haklarına, hukuklarına saygılı olur. Düşeni kaldırır,  aç olanı doyurur, çaresize çare bulur, yalnızın yalnızlığını paylaşmak için çalışır. Kendisi de etrafında her zaman, seven ve paylaşan insanlar bulur. Sevgi içinde yaşayan bir insanın kavgası, gürültüsü, çekişmesi, stresi olmaz. Yaşadığı tek şey huzurdur, mutluluktur. Çünkü o, kendi olumlu düşüncesi ile etrafına huzur saçar, kendisi de oluşturduğu bu ortam içinde yaşar.

İnsanın kendine yapabileceği en büyük ihanet

Sevgi özümüzde sonsuz ve sınırsız ölçüde mevcuttur. Ne öğrenilir, ne öğretilir.  Çünkü o Allah’ın sesidir. Bir insanın kendine yapabileceği en büyük ihanet o sese kulakları kapatmak, duymamaktır. Dünya cazibesine kapılan birçok insan kulaklarını içindeki yüce sesten ayırır, dünyanın değerlerine, paraya, mala, şana, şöhrete odaklanır. Üzülerek izliyoruz, ne kadar çok insan var, dünya değerlerine daha kısa yollardan ulaşmak, daha çok şeye sahip olmak için; sevgiden, şefkatten, merhametten, adaletten, barıştan ve birlikten uzaklaşan… Gözleri yalnızca çıkara odaklı, içleri hırs ve hasislik dolu, kulakları dünya sesinden başka her şeye kapalı… Böyle yaşayanların kalbi de sevgiye kapalıdır, gönüllerinde sevgiyi yaşatamazlar. Sevgi, dünyayı ve kendi çıkarlarımızı tek hedef yapmaktan kurtulup canlı, cansız tüm varlıklara yönelmektir. Kendi mutluluğumuzu, sevdiğimiz varlıkların mutluluğu ve yaşamı içine yerleştirmektir.

“Seviyorum, severim” demekle, sevgiyi yalnızca dilde yaşatmakla sevgi içinde yaşanmaz. Sevginin yüceliği kadar da büyük sorumluluğu vardır. Her insan “Seviyorum” dediği şeylerin iyiliği, gelişmesi, güçlenmesi, büyümesi için çalışmakla yükümlüdür. Çocuk bakılmazsa büyümez, çiçek su verilmezse yaşamaz. Sevgi özen ister. Sevgi, sevilen için ilgi, bilgi, saygı, dostluk, destek olmalıdır. Saygı, selam, takdir, teşekkür, özür sevginin korunması için önemli değerlerdir. Saygı bir varlığı olduğu gibi görmek, mevcut hali ile kabul etmek ve onun varlığını sürdürebilmesi için olanak tanımak, ilgi göstermektir. Sevgi, saygısız olmaz. Saygı taşımayan sevgi, karşı tarafı kendi dilediği gibi kullanmaya ve sahiplenmeye hatta zorbalığa dönüşür. “ Benden başkasına bakan gözleri oyarım” vb. gibi.

Sevgi insan ilişkilerine güvenin verdiği gücü ve yakınlığı getirir. İnsanlar arasında güven olmadan sevgi yaşamaz. Bu nedenle sevginin yaşadığı ortamlarda açıklık ve netlik olmalıdır. Kapalı kapılar, örtülü perdeler olmamalı veya açıldıkları zaman arkalarından bilinmeyen şeyler çıkmamalıdır. Güven duygusu; korkuları ortadan kaldırır, ilişkileri sıcaklaştırır, güven ortamında tüm canlılar daha huzurlu olurlar. Korkusuz ortamların verdiği cesaretle insanların verimi artar, hayat daha zengin ve daha aydınlık yaşanır.

Bağımlılık değil bağlılık

Sevgi bağlılıktır, tutku, aşk veya bağımlılık değildir. İnsanları maddi ve manevi yaşamlarında en zayıf düşüren şey bağımlılıktır. Bağımlılık nedeniyle insanlar en kutsal değerlerden bile uzaklaşabilirler. Bağımlı oldukları şeye ulaşabilmek için analarına, babalarına, eşlerine, çocuklarına zarar veren, ahlaki değerlerini yok sayan, namusunu ortaya atan insanlar vardır. Bağımlılığın kesinlikle sevgiyle bir bağı yoktur. Bağımlılık sevgisizliğin yarattığı içsel boşluktan oluşur ve insan için bir esaret hükmündedir.  Sevginin verdiği ödül bağlılıktır. Hayat bağlılık ile zenginliğine kavuşur, maddi, manevi değerler bağlılık ile gerçek anlamını bulur. Bağlılık sevginin ayrılmaz bir parçasıdır. Ayrılık, ister duygusal, ister ruhsal veya fiziksel olsun sevginin yaşamasını zorlaştırır, yalnızca sevgi, canlıları birleştirecek ve birlikte yaşatabilecek büyük bir güce sahiptir. Zorlayarak yaşatmaya çalışırsanız sevgi biter bağımlılık devreye girer. Oysaki sevgi özgür ilişkiler içinde yaşar. Birçok ilişkide sevgi bitmiştir ama ayrılırsak ne olur korkusu veya alışkanlıkların yarattığı içgüdü bağımlılık haline dönüşmüştür. Anlamını yitirmiş olan ilişkiyi taraflar yaşatmaya değil, sürüklemeye çalışırlar.

İnsanı yaşama bağlayan sevgi ve umuttur. Evrende tasavvur edilemez düzeyde, sınırsız güzellik ve zenginlikler vardır. Bunları bir kenara bırakıp ego, çıkar, para, mal, şöhret gibi geçici şeylere odaklanmak ruhsal ve duygusal fakirlik ifade eder. Bunlara odaklanan insanlar, ruhsal aydınlıktan uzaklaşırlar, karşılaştıkları her kayıp ve acı, umutsuzluk ve isyan yaratır. Sevgi ve umut bittiği zaman artık hayatın bir anlamı kalmaz. İntiharların en bilinen nedeni, sevgi umudunun kalmamasıdır. Çünkü hayata bağlılığı, umudu, özlemi, isteği, arzuyu sevgi yaratır.