Günümüzün korkutan hastalığı; Abdominal Aort Anevrizması

Her yeni gün, yeni bir başlangıç demektir. Siz de hayatınız için bugünü bir milat kabul edebilir ve sağlığınız adına yeni başlangıçlar yapabilirsiniz. İlk yapmanız gereken bedeninizi tanımak ve ciddi sayılabilecek belirtileri önemsemek.

Unutmayın, kendinizde gözlemlediğiniz belirtiler herhangi bir hastalığın bulguları olabilir. Bazı hastalıkların belirtileri erken hissedilirken bazı hastalıklar kendisini çok geç gösterir. Tıpkı aort anevrizması(balonlaşması) gibi… Ciddi sağlık problemlerine ve hatta ölüme kadar yol açan aort anevrizmasını, belirtilerini ve tedavi yöntemlerini Avrasya Hastanesi’nden Kardiovasküler Cerrahi Uzmanı Doç. Dr. Ali Rıza Cenal ile konuştuk.

Aort anevrizması (balonlaşması) nedir?

Aort damarı kalbin sol karıncığından çıkan ve tüm temiz kanı vücuta dağıtan ana damardır. Çapı göğüs içinde ortalama 2,5 cm ebatında iken karın içinde ortalama 2 cm ebatındadır. Göğüs içindeki kısmına torakal, karın içindek kısmına abdominal aort denir. Aort anevrizması, en basit anlatımıyla bir atardamarda, damar çapının normalden %50 daha fazla genişlemesine yol açan bir cins balonlaşma olarak tarif edilebilir. Torakal aort çapı yaklaşık3.5- 4 cm’i, abdominal aortanın çapı 3 santimetreyi aşarsa balonlaşma teşhisi konulur. Abdominal aort çapının 3 santimetreden biraz geniş olması ciddi bir risk yaratmaz.5 yılda bir ultrason ile takip edilmesi önerilir. Eğer 4-4.5 cm çapında ise 6 ayda bir ultrason ile takibi gerekir.5,5 cm’in üzerinde ve yıllık genişleme hızı 1 cm’den fazla ise ve hangi çapta olursa olsun rüptüre(damarın çatlaması ve kanı dışarı sızdırması) ise cerrahi yada endovasküler stent uygulaması gerekir. Dünyada her yıl 150 bin insan aort anevrizmasının yırtılması sonucu ölmektedir.60 yaş üzeri erkeklerde ölüm sebepleri arasında 9.sıradadır.

Bu hastalıkta kimler risk altında?

  • Ailede bu hastalık
  • İlerleyen yaş
  • Sigara kullanma
  • Yüksek tansiyon
  • Yüksek kolesterol
  • KOAH (akciğer hastalığı)
  • Genetik bazı hastalıklar (marfan sendromu vb.)
  • Erkeklerde 3.5 kat daha fazla görülmektedir.

Bu belirtilere dikkat!

Anevrizma olan hastaların yüzde 70’inde herhangi bir şikayet saptanmamakla çoğu zaman tesadüfen fark edilmektedir. En sık görülen belirtileri ise aşağıdaki gibidir;

  • Böğürde veya sırtta zonklama şeklinde veya derinde hissedilen ağrı
  • Kasıklarda, kalçada veya bacaklarda ağrı
  • Karından alınabilen güçlü nabız
  • Az miktarda yemekten sonra bile gelen doygunluk hissi
  • Bulantı, kusma

Aort anevrizması göğüste olursa da aşağıdaki belirtiler görülebilir;

  • Göğüste ve sırtın üst kısmında aniden ortaya çıkan keskin ağrı
  • Nefes darlığı
  • Yutkunmada ve nefes almada güçlük

Daha önce anevrizması olduğu bilinen ya da bilinmeyen bir kişi ani gelişen şiddetli sırt ve karın ağrısı ile beraber bayılma, tansiyon yüksekliği ya da düşüklüğü durumunda yırtılma akla gelmeli hemen hastaneye başvurulmalıdır.

Tanı koyma süreci

Fizik muayene ile abdominal aort anevrizması 3,5-6 cm çapında olanların yarısı tespit edilmektedir. Ancak genelde anevrizmalar pek fazla şikayete neden olmadığı için çoğu kez yapılan incelemelere tesadüfen saptanır. Tanısında en basit yöntem ultrasonografidir. Ultrasonografi anevrizmaların tanısında basit, hızlı, ucuz ve güvenilir bir yöntemdir. Ultrasonografi ayrıca toplumda anevrizmalar için çok iyi bir tarama aracıdır. Anevrizma tedaviyi planlamak için başka yöntemlerde kullanmaktadır. Bunlar bilgisayarlı tomografi, manyetik rezonans ve anjiografidir.

Tedavi sürecinde yaşam tarzı büyük önem taşıyor!

Anevrizma tanısında en önemli detay çaptır. Anevrizma çapı 5.5cm altında ise takip altına alınır.  Anevrizmanın büyümesini engelleyen faktörler; sigaranın bırakılması, kilo vermek, tansiyonu normal sınırda tutmak ve varsa şeker hastalığının kontrol altına almak gibi önlemler olarak sıralanabilir. Anevrizmanın aralık olarak ultrason ve bilgisayarlı tomografi ile çap ve büyüme hızı izlenir.

İlaçlar ile risk faktörlerin (Kolesterol, Hipertansiyon) tedavisi

Ancak damar genişliği 5,5cm üzerinde ise o zaman tedavi planına geçilir. Bunlar açık ameliyat yöntemi veya kapalı ameliyat yöntemidir (stent).

  • Açık Ameliyat: Anevrizmanın klasik cerrahi yöntemi ile genişleyen damarın suni bir damar ile değiştirilmesidir. Ameliyat genel anestezi altında yapılmakta ve bir sorun olmadığı takdirde hastalar ameliyat sonrası 5-7 gün içinde taburcu edilmektedir.
  • Kapalı Ameliyat Yöntemi(EVAR/STENT)

Teknolojinin ilerlemesi ile birlikte yeni girişimsel tekniklerden biri de stenttir. Bu işlemde anestezi altında kasıktan özel bazı kateterler ile damarın içine girilip, anevrizmanın olduğu bölgeye suni stent-damar yerleştirilmektedir. Ancak bu hastaların aralıklı olarak görüntüleme yöntemleri ile takip edilmesi gerekmektedir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir