Hepatit C hastalığı 2030’larda tarihe karışacak

Prof. Dr. Sadettin Hülagü’nün kongre başkanlığı ve Prof. Dr. Mehmet Arhan’ın genel sekreterliğinde Antalya’da düzenlenen 14. Ulusal Hepato Gastroenteroloji Kongresi kapsamında gerçekleşen basın toplantısında konuşan Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir Dökmeci, “Canlı vericiden yapılan karaciğer naklinde Avrupa’da 1. sırada, dünyada da Güney Kore ile birlikte ön sırada yer alıyoruz” dedi. Gastroenteroloji Cerrahisi Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Musa Akoğlu, Türkiye’deki kadınlarda obezite sıklığının yüzde 41 olduğunu belirtirken, Uluslararası Avrasya Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Hasan Özkan, “kronik hepatit B’de tam şifa kapıda” şeklinde konuştu. Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği Üyesi Necati Örmeci ise Hepatit C hastalığının 2030’larda tarihe karışacağını açıkladı.

Prof. Dr. Sadettin Hülagü’nün kongre başkanlığı ve Prof. Dr. Mehmet Arhan’ın genel sekreterliğinde 5-8 Nisan tarihleri arasında Antalya’da düzenlenen 14. Ulusal Hepato Gastroenteroloji Kongresi kapsamında gastroentero-hepatoloji konularında  ülkemiz ve yurt dışından saygın bilim insanları bir araya geldi. Kongrenin ilk günü Kocaeli Üniversitesi Gastroenteroloji Kliniği’nden kongre merkezine canlı olarak vaka bazlı uygulamalar yapıldı. Yapılan bu uygulamalarda erken evre sindirim sistemi kanserlerinin endoskopik yöntemlerle tanı ve tedavisi, karaciğer safra yollarının endoskopik görüntülenmesi ve pankreas hastalıklarının endoskopik yöntemlerle tedavi uygulamaları başarıyla gerçekleşti. Kocaeli Üniversitesi Gastroentereloji Kliniği’ndeki canlı vaka uygulamalarına farklı üniversitelerden konusunda uzman bilim insanları katıldı.

Gastroenteroloji alanındaki gelişmeler ve yeni tedavi yöntemlerinin ele alındığı kongre kapsamında düzenlenen basın toplantısında ise Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir Dökmeci, Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği Genel Sekreter Prof. Dr. Hasan Özkan, Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği Üyesi Prof. Dr. Necati Örmeci, Gastroenteroloji Cerrahisi Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Musa Akoğlu, Kongre başkanı Prof. Dr. Sadettin Hülagü, Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği 2. Başkanı Prof. Dr. Selahattin Ünal, Sayman Prof. Dr. Mehmet Arhan açıklama yaptılar.

 

Canlı vericiden karaciğer naklinde Güney Kore ile birlikte dünya lideriyiz

Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Abdülkadir Dökmeci, Türkiye’de giderek artan karaciğer yağlanmasının, karaciğer sirozu, hatta karaciğer kanserine yol açabildiği uyarısında bulunarak, “Ülkemizde karaciğer sirozunun en önemli sebebi yüzde 60 oranıyla Hepatit B’nin yaptığı karaciğer hasarıdır. Hepatit C ikinci sıradadır. Alkol üçüncü sırada rol oynar. Karaciğer hücresinden kaynaklanan karaciğer kanseri ülkemizde ve dünyada kanser ölümlerinin önemli nedenlerinden birisidir. Ülkemizde organ bağışının yeterli olmaması nedeniyle kadavradan karaciğer nakli çok az oranda (yüzde 15-20) yapılmakta, sık oranda (yüzde 80-85) canlı vericiden gerçekleştirilmektedir. Canlı vericiden yapılan karaciğer naklinde Avrupa’da 1. sırada, dünyada da Güney Kore ile birlikte ön sırada yer almaktayız. Ülkemizde karaciğer nakli için çok sayıda hastanın bekleme sırasında olduğunu göz önünde tutarsak organ bağışının ne kadar önemli olduğu ortaya çıkar” dedi.

Karaciğer yağlanmasına günde 1-2 fincan Türk kahvesi

Toplumumuzda her 3-4 kişiden birinde karaciğer yağlanması olduğunu belirten Dökmeci, karaciğer yağlanmasını önlemek, varsa yağlanmadan korunmak ve tedavisi için önerilerini paylaştı:

– Kişilerin, özellikle üç beyazdan ( şeker, un, ve tuz) sakınmaları, bu yiyecekleri dengeli ve az tüketmeleri gerekir.

– Düzenli ve iyi çiğneyerek yenmek yenmesi, fast-food dediğimiz yiyeceklerden sakınılması, bol lifli, sebzeli yemeklerin tercihi, bitkisel protein, balık ve yeter miktarda kırmızı et yenmesi uygundur. Enginar, brokoli ve lahana gibi sebzelerin sık yenmesi faydalıdır.

– Alkol ve gereksiz ilaç kullanımından kaçınılmalıdır.

– Meyve suyu konsantreleri, kola, şekerli meşrubatlardan kaçınılması ve hatta taze meyve suyu tüketiminin abartılmaması gerekir.

– Gereksiz ve bilinmeyen ilaç kullanılmamalıdır.

– Ağır metallerle (civa, kurşun gibi) temas edilmemelidir.

– Karaciğer yağlanması olan yada olmayan hipertansiyon , obezite, şeker hastalığı, insülin direnci, hipotiroidi, kolesterol ve trigliserid yüksekliği olan ve damar sertleşmesi ve kalp hastalığı olan hastaların düzenli doktor kontrolünde olmaları gerekir.                                                        – Mutlaka eksersiz yapılması ve yağın karaciğer ve damarlarda birikmesinin önlenmesi gerekir. Bu amaçla ağır olmayan eksersizler en ideali günde 1 saat yürüme önerilir.                                                             – Son çalışmalarda kahvenin karaciğer yağlanmasına iyi geldiği gösterilmiş olup günde 1-2 fincan Türk kahvesi yada filtre kahve içilmesinin yararı vurgulanmıştır.

 

Türkiye’de kadınlardaki obezite sıklığı yüzde 41

Gastroenteroloji Cerrahisi Derneği Başkan Yardımcısı Prof.Dr. Musa Akoğlu, günümüzde obezitenin tüm toplumlarda ve her yaş grubunda görülen ve giderek küresel hale gelen bir sağlık sorunu olduğunu belirterek, şunları söyledi:

“ABD ulusal beslenme ve sağlık araştırması raporuna göre; obezite kadınları yüzde 35,8; erkekleri yüzde 35,5 ve 2-19 yaş aralığındaki çocukları yüzde 16,9 oranında etkiliyor. Sağlık Bakanlığı verilerine göre ise ülkemizde obezite sıklığı erkeklerde yüzde 20,5; kadınlarda yüzde 41 ve genel olarak yüzde 30,3 şeklindedir. Obeziteye yönelik yapılan sağlık harcamaları Ekonomik İş Birliği ve Kalkınma Teşkilatı’na üye ülkelerin çoğunda toplam sağlık harcamalarının yüzde 1-3’ünü, ABD’nin ise yüzde 5-10’unu oluşturmaktadır. Bütün bu nedenlerden dolayı ülkemizde son yıllarda obezite ile mücadele Sağlık Bakanlığı tarafından bir devlet politikası olarak uygulanmaktadır.”

Kronik hepatit B’de müjdeli haber; tam şifa kapıda

Bugün dünya çapında yaklaşık 350 milyon hepatit B hastası olduğunu belirten Uluslararası Avrasya Gastroenteroloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Hasan Özkan, şöyle konuştu:

“Halen şimdiye kadar uyguladığımız tüm tedavi metodları ile fonksiyonel kür (klinik şifa) % 25 civarında gerçekleşebilmekte, ancak tam şifa ideal bir hedef olarak kalmaktaydı. Tam şifaya tıbbi literatürde son günlerde radikal kür denmektedir. Diğer bir deyişle Virolojik Kür (HBV visüründen tümüyle temizlenme) olup tüm HBV DNA’ların negatifleşmesi ve karaciğerde rcRNA ve cccDNA yapımının durup vücuttan temizlenmesidir. İşte günümüzde bu hedefe yönelik araştırma ilaç geliştirme işinde sona gelinmektedir. HBV’nin karaciğer hücresine girip çoğalma aşamasında 6 farklı noktayı etkileyecek 9 ayrı stratejik çalışma geliştirildi ve bunların bir kısmı faz 3 aşamasındadır. Bu anlamda çok yakında aşısı da dikkate alındığında Kronik Hepatit B hastalığını tümüyle yok edebilmek için sona gelmekteyiz.”

Hepatit C hastalığı 2030’larda tarihe karışacak

Hepatit C hastalıklarının tedavisinde yeni ilaçların üretildiğine dikkat çeken Hepato Bilio Pankreatoloji Derneği Üyesi Necati Örmeci ise “Hepatit C hastalığını tamamen ortadan kaldırmak için her geçen gün yeni araştırmalar yapılıyor. Ülkemizde Mısır, Hindistan, Pakistan gibi bazı ülkelere nazaran hasta sayısı daha az olmasına rağmen, çalışmalar daha fazla ve yeni ilaçlarla hastalığı yenmede yüzde 100 başarıya ulaşıyor. Hepatit C hastalığı, ilaçların araştırılması ve geliştirilmesi sayesinde 2030’lu yıllarda tarihe karışacak. Hastalık tedavi edilmediği zaman yüzde 40 siroza dönüyor, siroza yakalananların yüzde 3 ile yüzde 5 arasında da karaciğer kanserine sebep oluyor. Ülkemizde karaciğer nakli yapılan hastaların 1/3’ü hepatit C virüsü sebebi ile nakil yaptırmaktadır. Bu sebeplerden dolayı erken tanı çok önemli” dedi.

Kanser riski taşıyan polipler erken dönemde çıkartılmalıdır

İleri yaş ve poliplerin kalın bağırsak kanseri için önemli bir faktör olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Arhan “Her polip kanser olmamakla birlikte kanser gelişimi açısından risk taşıyan oluşumlardır, 50 yaş üzerinde sık görülmeye başlar. Kanserleşme riski nedeniyle polipler çıkartılmalıdır, polip türü ve sayısına göre belirlenecek aralıklarla düzenli olarak kolonoskopi ile kontrol edilmelidir. Poliplerin erken tespit edilerek çıkartılmaları kalın bağırsak kanseri riskini önemli ölçüde azaltmaktadır” şeklinde konuştu.

 

Prof. Dr. Arhan, ayrıca “Beslenme ile kalın bağırsak kanserleri arasında da ilişki söz konusudur. Taze meyve ve sebzeden fakir, hayvansal yağdan zengin, kalsiyum, folat ve liften fakir diyetle beslenenlerde kalın bağırsak kanseri riski daha fazladır. Ayrıca sigara içenlerde içmeyenlere göre kanser riski artmıştır” dedi.  Prof. Dr. Arhan son dönemde ortaya çıkan dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, dışkıda kan ve buna eşlik eden kilo kaybı olan bireylerin özellikle de ailesinde erken yaşta kalın bağırsak kanseri olan varsa mutlaka bir hekime başvurmalarını önerdi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir