Yeni nesil lösemi tedavileriyle hastaların sağ kalım süresi her geçen yıl daha da uzuyor

0
68

Kan kanseri veya diğer adıyla lösemi, kan ve kemik iliğini tutan ölümcül bir kanser çeşididir. Kan kanserleri hastaların yaşam sürelerine göre akut ve kronik lösemi, köken aldığı hücrelere göre ise miyeloid ve lenfoid lösemi olarak sınıflandırılır. Akut lösemiler tedavi edilmezse yaşam süresi haftalar veya birkaç ay ile sınırlıdır. Kronik lösemilerde ise sağ kalım yıllarla ölçülebilir.

4 Şubat Dünya Kanser Günü vesilesiyle görüş bildiren Türk Hematoloji Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir, lösemi hakkında önemli bilgiler verdi: “Akut lösemi, kemik iliğindeki hücrelerin olgunlaşma ve farklılaşma özelliğini yitirmesi ve bu anormal hücrelerin kontrolsüz çoğalması olarak tanımlanır. Bu habis hücreler aşırı çoğaldığında kemik iliğini doldurarak diğer olgun hücrelerin oluşumuna engel olur. Böylece hastalar alyuvar yapımındaki azalmaya bağlı kansızlık, halsizlik, yorgunluk; kanın pıhtılaşmasında rol oynayan kan pulcuklarındaki azalmaya bağlı kanama eğilimi (ciltte toplu iğne başı büyüklüğünde küçük kırmızı döküntüler, kolay oluşmuş morluklar, burun kanamaları, diş eti kanamaları); akyuvarların yapımındaki azalma sonucunda  ciddi enfeksiyonlara yatkınlık, ateş, habis hücrelerin bazı organları işgal etmesi ile oluşan kemik ağrıları, vücudun değişik bölgelerinde ele gelen bezeler, organ büyümeleri (hepatomegali,  splenomegali), kilo kaybı, diş etlerinde şişlik gibi farklı yakınmalar ile doktora başvurabilirler. Tanı içinse tam kan sayımı ve kan yayması incelemeleri yapılır. Ardından kanda görülen habis hücrelerin tipinin ve sayısının belirlenebilmesi için kemik iliğinden örnekleme yapılması gerekir.”

 

Kemoterapi ve yeni nesil hedefe yönelik tedaviler bir arada kullanılarak önemli başarılar elde ediliyor

Türk Hematoloji Derneği Akut Lösemiler Bilimsel Alt Komitesi Başkanı Prof. Dr. İnci Alacacıoğlu lösemi tedavisindeki son gelişmeleri şöyle özetledi: “Ülkemizde mevcut ve hemen her gün kullanıma giren yeni hedefe yönelik ilaçlar sayesinde başarılı sonuçlar elde edilebilmektedir. Son yıllarda normal hücrelere zarar vermeden habis hücreleri hedef alarak ortadan kaldıran tedaviler geliştirilmiştir. Ancak bu ilaçlar genelde standart hücre öldürücü (kemoterapi) tedavilere ek olarak uygulanmaktadır. Güncel tedavilerle özellikle akut lenfoblastik lösemide (ALL) yüzde 60’lara varan oranda iyileşme sağlanmıştır.  Tedaviler hastalığın tiplerine göre değişiklik göstermekle birlikte tedavilerin temel amacı, öncelikle habis hücreleri ortadan kaldırmaktır. Bu amaçla hastaya hücre öldürücü tedaviler (kemoterapi) verilir. İlk verilen tedaviler ile ALL’de yüzde 75-80 oranında, akut miyeloid lösemide (AML) yüzde 80’in üzerinde görünür haldeki blastik hücreler ortadan kaldırılabilir. Genç hastalarda 5 yıllık sağ kalım oranı yüzde 40 civarlarında iken, 65 yaş üstü olgularda bu oranlar daha düşüktür. Bazı hastalarda hastalığın tekrar etme riskinin yüksek olması veya ilk sıra verilen tedaviye yanıt alınamaması durumunda akraba veya akraba dışı kemik iliği nakilleri önerilebilir.”

 

Hastaya ve hastalık türüne özel tedaviler sağ kalım oranını artırıyor

Prof. Dr. İnci Alacacıoğlu belirli mutasyon özellikleri taşıyan lösemi türlerine yönelik yeni nesil ilaçlarla elde edilen başarıları şöyle özetledi: “Farklı lösemi türlerinde farklı mutasyonlar görülebilmektedir. Bu mutasyonlara özel olarak üretilen tedavi yöntemleri iie hastalarda elde edilen sağ kalım süresi uzayabilmektedir. Örneğin Philadelphia kromozomu pozitif bir ALL vakasında sağ kalım süresi kısa, tekrarlama riski yüksektir ancak bu hücreleri hedefleyen özel ilaçların kemoterapilere eklenmesi ile sağ kalım oranları artırılabilir. Benzer şekilde CD20 adlı proteini taşıyan habis hücrelerden oluşan bir ALL türünde, kemoterapiye bir monoklonal antikor içeren ilacın eklenmesiyle, yüzde 45-50’lerdeki sağ kalım oranları yüzde 70-80’lere çıkarılmıştır. Bunların yanı sıra hastanın bağışıklık sistemini habis hücrelere karşı duyarlı hale getirerek etki eden yeni nesil immünoonkolojik ilaçlarla ALL vakalarındaki başarı oranları giderek artmaktadır. İleride hastalara, hastaların genetik özelliklerine uygun bireyselleştirilmiş tedaviler gündeme gelecektir.

 

Türkiye’de her yıl bin 500 ila 2 bin yeni lösemi olgusu ortaya çıkıyor

Türkiye’de her yıl bin 500 ila 2 bin yeni lösemi olgusunun teşhis edildiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Muzaffer Demir şöyle devam etti: “Akut miyeloid lösemi genelde erişkin yaş grubunda sık görülürken, akut lenfoblastik lösemi çocuklarda daha sıktır. Özellikle 1-5 yaş arası en sık olduğu yaş dönemidir. Akut lenfoblastik lösemi çocukluk çağı lösemilerinin %85’ini oluşturur. Erişkinlerde daha az görülen bu lösemi türü, erişkin lösemilerinin ise yüzde 15’ini oluşturur. Akut miyeloid lösemi ise her yaşta görülebilmekle birlikte, temelde ileri yaş hastalığıdır. Yaşla birlikte görülme sıklığı da artmaktadır. 60 yaş üzerinde görülme sıklığı 12/100.000 civarındadır. Erişkinlerdeki akut lösemilerin yüzde 85’ini oluşturur. Her iki lösemide de tedavi süresi uzun ve sancılı olup maddi manevi her yönden destek gerektirmektedir. Lösemi tedavisi için halen pek çok çalışma yapılmakta olup gerek Amerika’da gerekse Avrupa’da onay almış ve kullanımda olan pek çok hedefe yönelik ajana ülkemizde de artık ulaşılabilmektedir. Akut lösemiler için önemli bir tedavi seçeneği olan uygun zamanda ve uygun kişiye yapıldığı takdirde hayat kurtarıcı olan kemik iliği nakilleri de ülkemizde başarı ile uygulanmaktadır. Kemik iliği donör tarama havuzumuzun gelişmesi ve duyarlı insanlarımız sayesinde de uygun kemik iliğine ulaşım da zamanla daha da artmaktadır. Öte yandan yeni gelişmekte olan hedefe yönelik ajanlar ve kişinin kendi bağışıklık sistemini kullanarak kanser hücresini hedefleyen yeni tedaviler gelecek için umut ışığı olacaktır.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here