37. Ulusal Radyoloji Kongresi

0
136
ulusal-radyoloji-kongresi

ulusal-radyoloji-kongresi
Türk Radyoloji Derneği (TRD) tarafından düzenlenen ’37. Ulusal Radyoloji Kongresi’, 1-5 Kasım tarihleri arasında Sueno Kongre Merkezi Belek-Antalya’da gerçekleştirildi. Radyoloji alanında birçok konun ele alındığı kongrede ‘Hırpalanmış Çocuk Sendromu’ da elealındı.

 Bini aşkın katılımcının takip ettiği kongrede, radyolojideki bilimsel son gelişmelerin vegüncel uygulamaların sunulması, karşılaşılan sorunlara çözümler üretilmesihedefleniyor. Bilimsel programda yer alan konular alanlarında uzman olandeğerli ulusal ve uluslararası bilim insanlarının katılımıyla tartışıldı. 97oturum başkanı olmak üzere 146 konuşmacının yer aldığı kongrede, paralel olarakdevam eden 5 salonda 63 oturum düzenlendi. Ayrıca her gün 5 adet ÇalıştayToplantısı gerçekleştirildi.

tamer-kaya-ulusal-radyoloji-kongresi
Kongrede düzenlenen basın toplantısında, ‘Hırpalanmış Çocuk Sendromu’ konusunda daaçıklama yapan TRD ve Kongre Başkanı Prof. Dr. Tamer Kaya, “Hırpalanmış çocuk sendromu çok ciddi bir sağlık sorunudur. Özellikle ileri ülkelerde çocukölümlerinin ilk sırada yer almasına neden olan bir şeydir. Ebeveynlerinçocuklarına şiddet uygulaması ile ilgili bir konudur. Peki, neden radyolojikonusunda buna değindik? Biz radyologlar, bu olguyu en erken yakalama oranınasahip grubuz. Radyolojik filmler başka amaçlarla çekilmiş olsa bile çocuklarınvücutlarında kırık gibi bulguları görerek, bu çocuğun böyle bir geçmişe sahipolduğunu anlama şansımız var. Görüldüğünden ve umulduğundan çok daha fazla birdurum ile karşı karşıyayız. Özünde bir dram yatıyor. Bu sadece bizim ülkemizeözel bir sorun değil. ABD’de de aynı sorunlar mevcut” dedi.

Çocukların elektronik cihaz kullanımıkonusunda daha hassas davranmalıyız

TürkRadyoloji Derneği Görüntüleme Fiziği ve Güvenliği Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr.Orhan Oyar da günümüzde evlerde kullanılan cihazların birçoğunun radyasyonyaydığına dikkat çekti. Bu cihazların gün geçtikçe zararlarının kanıtlandığınıkaydeden Prof. Dr. Oyar, “Evlerimizde kullandığımız mikrodalga fırınlar,saç kurutma makinaları; ultraviyole, infraruj ışımalar, hatta güneş ışınlarıbile elektromanyetik birer radyasyon olarak sınıflandırılmaktadır. Bu türdencihazları kullanarak görüntü elde ederken tüm hastalarımız için dikkatliolmamız bir zorunluluk olmakla birlikte çocuklarda çok daha hassasdavranmalıyız. Çünkü çocukların hücreleri daha hızlı bölünüp çoğaldığından veorganları daha az farklılaştığından radyasyona erişkinlerden daha duyarlıdır.Erişkinlere verilen dozlarla yapılan çekimlerde erişkinlere göre daha yüksekorgan dozlarına maruz kalırlar. Ayrıca önlerinde muhtemelen erişkinlerden dahauzun bir yaşam süresi bulunduğundan, hayatı boyunca iyonizan radyasyona bağlıistenmeyen kanser gelişim riski 2 ila 5 kez daha yüksektir. Bu nedenlerleçocukları gerek iyonizan gerekse non-iyonizan radyasyon uygulamalarından vebunları yayan cihazlardan uzak tutmalıyız” açıklamasını yaptı.

Hekimler hastanın MR isteğiyle mücadele edemiyor

Prof. Dr.Kaya, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) ‘Avrupa Birliği Sağlıkİstatistikleri ve Türkiye’ raporuna göre Türkiye’nin manyetik rezonansgörüntüleme (MR) uygulaması sıklığında birinci, bilgisayarlı görüntülemede (BT)ise Fransa’dan sonra ikinci sırada yer aldığını söyledi. Bu sonuca halkınbeklentilerinin neden olduğunu, sürecin bunun üzerine şekillendiğinidüşündüklerini belirten Prof. Dr. Kaya, “Hastalar kendilerine görüntülemetetkiki yapılmadığı zaman hiçbir şey yapılmadığı hissine kapılıyor. MR’ınzararı da, yan etkisi de yoktur. MR çektirmeden hastaneden çıkmanın yanlışolduğu hissi vardır. Vatandaşın tatmin olarak ayrılmasının tek yolu o hizmetinverilmesidir. Hekim bununla mücadele edemiyor, yani gerekmiyorsa bile, hekimistemese de vatandaşın zoruyla bu noktaya geliniyor” dedi.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here