Türkiye’nin düşünce dünyasında…

0
103

Merhaba,

Cemil Meriç Türkiye’nin düşünce dünyasında, pek tanınmayan ama çok değerli aydınlarından birisidir.


Bu topraklarda, bu toprakların insanı için fikir üretirken ‘ideolojiler, zihnimizin deli gömlekleridir’ diyerek ideolojilere prim vermemiş, gerçekçi ve bağımsız bir düşüncenin sesi olmuştur.

Onun sevdiğim ve altını çizdiğim cümlelerinden biri şudur: ”Dünyadaki karmaşanın nedeni, eşyaların sevilmeleri ve insanların kullanılmalarıdır.”

Evet, yaşadığımız çağda insanın konumu ve değeri konusunda bir ‘karmaşa’nın olduğu su götürmez.

Ünlü psikolog Erich Fromm’un ‘Olmak’ ya da ‘Sahip Olmak’ ikilemiyle özetlediği insan davranışı, yaklaşık üç yüz yıldır ‘Sahip Olmak’tan yana ağırlığını koyuyor.

Eşyalara sahip olmak, mülklere, sermayelere… bunlar hayatımızın araçları olması gerekirken, amaçları haline geliyor; işte bu noktadan itibaren aslında neye değer vermemiz gerektiği konusunda dengeyi şaşırıyoruz.

Bizi yaşamın güzelliğini bile tadamaz hale getiren, onun anlamını gözden kaçırmamıza neden olan, sevginin ve dostluğun harikuladeliğini unutmaya sevkeden hep o sınırsız ‘sahip olma’ duygumuz. Hırsın, kaosların ve savaşların temel nedeni…

Oysa ‘Olmak’ ya da bir başka deyişle ‘Varolmayı Duyumsamak’ asıl amacımız olsaydı, o zaman eşyaları kullanıp insanları seviyor olacaktık.

Çinliler eski zamanlarda birisi için kötü dilekte bulunmak istediklerinde ‘ilginç bir çağda yaşasın’ derlermiş.

Demiryollarının yapılmasıyla, buharlı trenle başlayan, sermaye biriktirmek için büyük üretim tesisleriyle devam eden, insanlığa faydalı birçok bilimsel keşfin yanısıra atomun parçalanmasıyla ve ateşli silahların üretimiyle süregiden bu çağ, yeterince ilginç aslında.

Kimyasal maddeler bakım ürünlerinden gıdalarımıza kadar çevremizi istila etmiş durumda: zararlı kimyasalların dozu hasta etmeyecek ya da öldürmeyecek kadar ayarlanıyor; dolayısıyla farketmeksizin hasta oluyor ve erkenden ölüyoruz. Birbirimizi öldürmek için silah üretiyoruz. Bilimsel icadlarımız yanlarında orta ve uzun vadeli sağlık komplikasyonlarıyla geliyor. Videoyu, fotoğrafı, TV’yi, sinemayı, gazeteyi, ansiklopediyi, sözlüğü ve daha birçok etkinliği cep telefonunun içine sığdırdık, ama bu arada kendimizi de bu avuçiçi kadar cihazlara hapsettik. Özgürlükten söz ettik ama şehirlerimizi açık hapishanelere çevirdik. Eşitlikten söz ettik ama adaleti ceplerimizin astarında kaybettik.

Bu liste uzayabilir. Ancak Olma’yı, Varolmayı Duyumsama’yı, Sevgi’yi, Merhamet’i ne zaman yaşamımızın olmazsa olmazı yapabilirsek o zaman denge durumunu yeniden kazanabileceğiz.

Sağlıcakla kalın.
ORHAN TAŞOVA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here