“KİŞİYE ÖZEL TEDAVİ PLANLAMASI” LENFOMADA TEDAVİNİN BAŞARISINI ARTIRIYOR…

0
75
kisiye-ozel-salik-planlamasi

kisiye-ozel-salik-planlamasi
Türk Aferez Derneği Başkanı ve Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş Dünya Lenfoma Günü nedeniyle bir basın açıklaması yaptı.
Lenfomanın lenf bezi kanseri olduğunu belirten Prof. Dr. Altuntaş, hastalığın genellikle lenf bezlerinden ve bazende herhangi bir organdan köken alan heterojen bir grup kanser türü olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Fevzi Altuntaş lenf bezi kanserlerinin Hodgkin ve Hodgkin Dışı Lenfoma olmak üzere iki alt tipi bulunduğunu belirterek bunların da kendi içinde çok sayıda alt grupları olduğunu kaydetti.
Türk Aferez Derneği Başkanı ve Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi Hematoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fevzi Altuntaş lenfoma ile ilgili şu bilgileri verdi:

LENFOMAYA NEDEN OLAN FAKTÖRLER
Genetik, immünsupresyon, çevresel faktörler, infeksiyöz ajanlar (viruslar, bakteriler) kimyasal ve fiziksel ajanlar, radyasyon, kemoterapi, kollajen doku hastalıkları, bağışıklık sistemi bozulması ve bağışıklık sistemi hastalıkları lenfoma gelişme riskini artırmaktadır.

LENFOMA BELİRTİLERİ
Lenf bezesinde büyüklük (boyun, koltuk altı, kasık vb), vücutta 38 derece ve üzerinde ateş, kilo kaybı, gece terlemesi, ciltte kaşıntı, halsizlik, yorgunluk, düşkünlük ve tutulan organa ait herhangi belirtiler görülebilir.

LENFOMA TEDAVİ EDİLEBİLİR Mİ?
Lenfoma tedavi edilebilir bir hastalıktır. Bir taraftan kanser tedavi edilirken diğer taraftan kanseri önleyici girişimler hayata geçirilmelidir. Lenfoma kür şansı olan yani tedavi sonrası tekrarlamayacak kanserlerden biridir. Güncel ilaç ve ışın tedavileri ile bazı lenfoma türlerinde %95’e kadar başarı var. Ağır seyreden bazı lenfomalarda ise kök hücre nakli ile yüksek başarı oranları sağlanabilir. Lenfoma tedavisinde dünyadaki ve Türkiye’deki çalışmaların amacı lenfomanın tansiyon, şeker vb. kontrol edilebilen kronik bir hastalık haline gelmesidir.

LENFOMADA TEDAVİ UYGULAMALARI DEĞİŞİYOR
Lenfoma tedavisinde eskiden sıklıkla hastane ortamında damardan verdiğimiz ilaç dönemi artık yerini evde, işyerinde ağız yoluyla alınabilen ilaç dönemine bırakıyor. Yani artık bazı lenfoma tiplerinde yeni bir döneme giriyoruz. Bazı lenfoma hastalarını artık ağızdan alınan haplarla yüksek başarı oranları ile tedavi ediyoruz. “Akıllı ilaçlar” dediğimiz moleküller sayesinde yan etkilerin çok azaldığı ancak etkinliğin bir o kadar arttığı yeni bir tedavi dönemindeyiz.

KÖK HÜCRE VE GENETİK ÇALIŞMALARI LENFOMA İÇİN UMUT VAAD EDİYOR
Pek çok hastalıkta olduğu gibi lenfomada da kök hücreler ve genetik çalışmalar umut verici düzeyde devam etmektedir. Genel hastalıktan ziyade hasta bazlı tedaviler gündemde olacaktır. Artık bireyselleştirilmiş tedavi çağındayız. Hastanın ve hastalığının fotoğrafını çekip ona göre tedavi planlama şansımız var.

BİREYSELLEŞTİRİLMİŞ TEDAVİ PLANI LENFOMA İLE MÜCADELE ŞANSINI ARTIRIYOR
Lenfoma; aynı tip ve evreye sahip hastalar arasında bile belirgin farklılıkların görüldüğü heterojen bir hastalık grubudur. Hastaya doğru tedaviyi, doğru dozda, doğru zaman ve sıklıkta vermek asıl hedef olmalıdır. Bu bağlamda “bireyselleştirilmiş tedavi” dediğimiz daha güvenli, daha etkin ilaç ve tedavilerin hastanın genotipi ve bireysel gereksinimine göre verilmesi hedeflenmelidir.

DÜZENLİ ARALIKLARDA VE YETERLİ DOZDA İLAÇ TEDAVİSİ ALMAK YAŞAMI UZATIYOR
Lenfoma tedavisinde yaşam süresi için en önemli göstergelerden biri ilk aylarda aldığı ilaçların toplam dozudur. Bu bağlamda uygun aralıklarda (iki, üç hafta) yeterli dozda (önerilen doz) ilaç almak gereklidir. Bu nedenle iki veya üç hafta aralıklarla verilen tedavi sürelerini tıbbi zorunluluk olmadıkça geciktirmemeye gayret edilmelidir.

LENFOMANIN ÜLKEMİZDE DÜNYA STANDARTLARINDA TEDAVİ ŞANSI VAR
Tedavide amaç ya yaşam süresini uzatmak ya da yaşam kalitesini artırmaktır. Bu bağlamda Türk tıbbında çok ileri düzeydeyiz. Hastalığın tedavisi için gerekli her türlü ilaca ve destek tedavilerine ulaşmak mümkün. Bazı batı ülkelerinde geri ödemede olmayan ilaçlara dahi ülkemizde makul sürede ulaşabiliyoruz. Bunda emeği geçen başta Sağlık Bakanlığı ve SGK her kademede çalışanına teşekkür etmek lazım.

LENFOMA TEDAVİSİNDE PSİKOLOJİK DESTEK ÖNEMLİ
Lenfoma tedavisinde hastalara psikolojik destek her kanser tedavisinde olduğu gibi önemli ve gerekli. Psikolojik destek alan hastalar daha umutlu yaşadıkları ve hayata daha olumlu baktıkları için hastalığın tedavisinde başarı şansı da artıyor. Çünkü psikolojik olarak güçlü olan hastalar hem tedaviye daha uyumlu hem de kendilerine ve sağlıklarına daha özenli yaklaşıyor. Öte yandan psikolojik destek tedavileri immün ( bağışıklık) sistemi güçlendirmekte, tedaviye uyumu artırmakta ve tedavinin başarısını artırmakta ve sonuçta kanseri yenmede önemli olmaktadır.

ŞEKER HASTALARI KAN KANSERLERİ BAKIMINDAN DAHA DİKKATLİ KONTROL EDİLMELİ
Diabetes mellitus yani halk arasında şeker hastalığı olarak bilinen tablo insan sağlığı üzerine çeşitli olumsuz etkilere neden olmaktadır. Dünyada lenf bezi kanserlerinde artış görülmektedir. Yakın zamanlarda yayınlanan çalışmalar, şeker hastalığının birçok kanser riskini artırdığını göstermektedir.
Şeker hastalığı olan kişiler normal sağlıklı kişiler ile karşılaştırıldığında, lösemi, lenfoma ve myeloma gibi kan, kemik iliği ve lenf bezi kanserleri gibi birçok kanser için risk faktörü olduğunu göstermektedir. Dünyanın çok saygın dergilerinden biri olan “Blood” son sayılarında Prof. Dr. Jorge J. Castillo şeker hastalığının lenfoma, lösemi ve myeloma gibi lenf bezi ve kemik iliği kanserler gelişme riskini artırdığını bildirmektedir.

LENFOMA HASTALARI YAŞAM TARZLARINI DEĞİŞTİRMELİ, HAYATIN İÇİNDE AKTİF OLARAK YER ALMALI
Rochester üniversitesinden Dr. Marshall Lichtman çalışmasında “Başarılı ve süregen kilo kaybı gelecekte lösemi, lenfoma ve myeloma gelişim riskini azaltmaktadır”. Bu nedenle kilo kontrolünün süreklilik arz etmesi çok önemlidir.
Sağlık Bakanlığının obezite ve sigara ile mücadele programları da lenfoma ve diğer kanserlerden korunmak için son derece önemli. Obezite ile mücadele için hem spor hem de düzenli yeme alışkanlığı edinilmelidir.
Lenfoma hastalarının hayata sıkı sıkıya bağlı kalmaya çalışmalarının, aile ve arkadaş çevreleri ile daha sıcak ilişkiler içinde bulunmalarının hastalık ile mücadelede çok önemli avantaj sağladığını biliyoruz. Lenfoma hastaları tıbbi gereklilik olmadıkça toplumdan kendilerini soyutlamamalıdır. Hastaların gelecek kaygısı nedeniyle kariyer planlamalarından vazgeçmemeleri, sevdikleri işleri yapmaları, sevdikleri yemekleri yemeleri yani hayatı olabildiğince normal akışında yaşamalarını öneriyoruz.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here