Organ naklinde tek eksik yetersiz bağış

 organ-calistayi-1

Organ Bağışı 2. Medya Çalıştayı’nda konuşan Prof. Dr. Ömer Özkan, “Organ bağışının topluma doğru anlatılması konusunda medyaya önemli sorumluluklar düşüyor” dedi.

Avrupa Birliği “Organ Bağışında Uyum için Teknik Yardım Projesi” kapsamında düzenlenen AB Organ Bağışı 2. Medya Çalıştayı, İstanbul Elite World Prestige Hotel’de yapıldı. Çalıştay, basın yayın kuruluşlarından medya mensuplarının katılımı ile gerçekleştirildi. Toplantıda, Proje Takım Lideri Dr. Lajos Kovacs, Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Türkiye’deki ilk yüz naklini yapan Prof. Dr. Ömer Özkan, Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden Prof. Dr. Erkan Saka, Florence Nightingale Hastanesi’nden Doç. Dr. Ata Bozoklar, Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Uzm. Dr. Arif Kapuağası birer konuşma yaptılar. Ayrıca Sabah Gazetesi Sağlık Muhabiri Didem Seymen, Hürriyet Gazetesi Sağlık Editörü Mesude Erşan, TRT Sağlık Editörü Fatma Demir Turgut, CNN Türk Yayın Yönetmeni Ferhat Boratav medyada organ bağışı haberlerinin ele alınışı üzerine görüşlerini dile getirdiler. Çok sayıda basın mensubunun katıldığı toplantıda, organ bağışı haberleri ile ilgili görüş alışverişinde bulunuldu. Dr. Lajos Kovacs yaptığı konuşmada; “Projenin genel amacı, Türkiye’deki kadavradan organ bağışının artırılmasına yoğunlaşarak, AB müktesebatının kamu sağlığı alanında uyumluluğu ve uygulamasına katkıda bulunmaktır.
Medya mensuplarının, kadavradan organ bağışında kamu bilinçlendirmesini daha verimli şekilde kazanabilmek için böyle bir organizasyon yapılmaktadır. Medya ve paydaşlar için organların bağışını, beyin ölümü tespitini ve etik ilkelerine ilişkin pozitif mesajın tasarlanmasına ve sunulmasına yardım edilmesi üzerinde durulacaktır. Toplantı kapsamında güven oluşturma, beyin ölümüne ilişkin korkuları ortadan kaldırmak, kötü uygulamaları göstermek ve önlemek için stratejiler sunmak, ulusal mevzuatı ve temel etik ilkelerini dikkate almak hedeflenmektedir” dedi. Prof. Dr. Ömer Özkan yaptığı konuşmada, herkesi organ bağışı yapmaya çağırdı. Prof. Dr. Özkan, organ nakli konusunda Türkiye’nin çok ileride olduğunu hatırlatarak, “Tek eksiğimiz yeteri kadar bağış yapılamaması. Sağlıklı kişiler, asla organa ihtiyaç duymayacaklarını düşünüyorlar ancak günün birinde herkesin hayatını devam ettirebilmek için organa ihtiyacı olabilir. Organ bağışının topluma doğru anlatılması konusunda medyaya önemli sorumluluklar düşüyor. Bu konunun önündeki toplumsal engel, bilgisizliktir” dedi. Geçtiğimiz yıl hakkında çıkan asılsız haberler nedeniyle yıpranan ve çalışmalarını yurt dışında sürdüreceği yönünde haberler çıkan Prof. Dr. Özkan, “Ülkemde bu işe çok emek verdim. Yurt dışına gitmem söz konusu bile değil. Ekip olarak bilimsel çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Dünyada kadavradan ilk başarılı rahim nakli yapılan Derya Sert, geçtiğimiz yıl başarısız bir hamilelik yaşamıştı. Yeni bir deneme yapmak için Derya’yı hazırlıyoruz. Her şey yolunda gidiyor. Hazır olduğunda ikinci embriyo transferini gerçekleştireceğiz” dedi. Prof. Dr. Ömer Özkan, bağış sayısının artırılabilmesi için öncelikle “beyin ölümü” kavramının iyi anlatılması gerektiğini söyledi.

“Organ bağışında medyanın rolü çok önemli”

Sağlık Bakanlığı Sağlık Hizmetleri Genel Müdür Yardımcısı Arif Kapuağası yaptığı konuşmada, Organ bağışı konusunda olumlu ve olumsuz haberlerin kişileri anında etkilediğini ve çok hızlı geri dönüş aldıklarını belirterek, “Medya mensupları ile beraber topluma organ bağışı ile ilgili en pozitif uyarıları nasıl verebiliriz, negatif uyarıları en iyi nasıl pozitif hale getirebiliriz, bunla ilgili karşılıklı görüş alışverişi yapmak için bir aradayız. Sizin verdiğiniz olumlu bir haber insanlara olumlu yansıyor. Olumsuz bir haberde ise birimimize organ bağışını iptal ettirmek için çok sayıda telefon geliyor. Toplumumuzda bir özellik var, manşete baktığı zaman alt tarafını maalesef okumuyor. Ondan sonra kararını veriyor, bizi arıyor ben bağışımdan vazgeçtim diyor. Halbuki içeriğine baktığı zaman manşetle içeriği çok farklı.” şeklinde konuştu.

“Merkezden empoze edilen projeler rağbet görmüyor”

İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Erkan Saka ise, organ bağışı konusunda yukarıdan empoze yerine özellikle dijital medya kullanıcılarının da katkısının olabileceği ve katılabileceği bir şekilde projeler üretmenin daha doğru olacağını ifade ederek, “Yeni medyada merkezden empoze edilen şeyler çok iyi niyetli de olsa alt tarafta kullanıcı tarafını çokta kabul görmüyor. Bir şekilde itirazla, çekince ile karşılaşıyor. Bu doğru ya da yanlış, çok iyi niyetle de olsa bazen özellikle yukarıdan gelen kamu spotu gibi şeylerin didaktiklik boyutu çok yüksek oluyor. Yeni, yoğun dijital kullanıcılar için korkunç bir tepki süreci başlıyor. Belki bu didaktiklik aslında her kategoride de sorun olabilir ama yeni medya kullanıcıları için bu daha da artıyor o yüzden öncelikle bu yeni medya diline uygun kampanyalar yürütmek lazım. Birazda çevreden, kullanıcı tabanlı, kullanıcıları teşvik edecek kampanya yürütebilmek lazım. Türkiye’de bu bakımdan çok şanslıyız; yeni medya kullanımı pasif değil aktif şekilde hızlı bir şekilde yükseliyor. Çok sayıda genç arkadaş yeni medya üretimi ile uğraşıyor. İçerisinde kutuplaşma alanları var ama böyle bir alanda bu kutuplaşmanın ötesinde beraberce üretim yapılabilir gibi” dedi.

“Bugünün insanının zihnini medya besliyor”

Florence Nightingale Hastanesi’nden Yrd. Doç. Dr. Ata Bozoklar, organ naklinin çok fazla hurafeleri ile bilinen bir konu olduğun söyleyerek, “Organ nakli aslında çok eski bir bilinç altına dayanıyor. İnsanoğlu çok eski çağlardan beri bunu kafasında kurgulamış. Daha iyisini, daha farklısını, daha güçlüsünü oluşturmak için zihninde bir çabaya girmiş. Yüzyıllar boyu bunu gerçekleştirme fırsatı bulamamış ama 20 yüzyıla gelindiğinde bir anda organ naklinin gerçekleşmesinde bütün fanteziler kafamızda yerleşmiş. Organ naklinin asıl popülaritesi ve tehlikesi buradan kaynaklanıyor. Ortalığa atılan küçücük bir şey biranda bizim tahminimizin ötesinde başka bir tarafa gidebiliyor. Bizler insanız, kafamızda bir sürü düşünce, kurgu ve birikim var. Biz zihnimizi neyle beslersek zihnimiz ona göre gelişiyor; bazen hurafe ve gerçeği birbirinden ayırmak kolay değil. Bugünün insanının zihnini ise medya besliyor. Medyayı suçlamak için söylemiyorum, medya o kadar ilginç bir kavram ki medya biziz aslında. Sadece medya mensubu ve onun profesyonel çalışanları değil. Televizyonda olumsuz bir haber gördüğüm zaman hemen doğruluğuna inanabiliyorum” diye konuştu.

“Organ naklinde dünyanın en şeffaf sistemine sahibiz”

Yrd. Doç. Dr. Bozoklar, organ naklinde bağış yapılan ve bağışçı aile bireylerin içinde bulunduğu hassas psikolojik duruma işaret ederek, “Kadavradan organ bağışına özellikle basın mensubu arkadaşların dikkatini çekmek istiyorum. Bir tarafta müthiş bir üzüntü ve ölüm var, yakınlarını kaybetmiş insanların o anlarda dünya umurlarında değil. Öte tarafta ise yaşam sevinci var ve o gün onların bayramı. Organ nakli sevinç ve üzüntüyü aynı anda içeren bir çok çelişkinin aynı anda yaşandığı bir durum. Tek bir cümle, tek bir satır, tek bir kelime eğer ki insanları rencide ederse inanın organ bağışını ilerletme şansımız yok. Bir hayır cevabı o kadar komplike bir şey ki 4 kişiyi daha kaybediyoruz o kişiyi gömerken. Bir evet cevabıyla da aslında bu kadar insanı yaşama döndürme yansımız oluyor. Dolayısıyla organ nakli kavramları sadece bilimsel kavramlar değil içinde felsefeden sosyolojiye her şeye kadar çok önemli komponentler içeriyorlar. Her organ kutsal bir değer ve kutsal bir hazine. Onun için de Sağlık Bakanlığı ile iş bitmiyor. Bunun için de tek tek bireylere varana kadar belediyeler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri, üyeleri hepsi ayrı ayrı önemli ve bu koskocaman bir zincir gibi. Bu zincirin halkalarından birisi koparsa bütün zincir darmadağın olabilir, istediğiniz kadar diğerleri tamam olsun. Medya bu zincirin beklide en önemli halkası. Bu zincirden bir gerdanlık yapacaksak en önemli fonksiyon medyaya ait” dedi. Organ nakli konusunda dünyanın en şeffaf sistemine sahip olduğumuzu söyleyen Bozoklar, “Bugün ülkemizde dünyanın en şeffaf sisteme sahibiz. Kim nerede hangi organı naklediyorsa ben bilgisayarda görüyorum. Hiç kimsenin benden habersiz bir şey yapmasına imkan yok, benimde başkasından habersiz bir şey yapmama imkan yok. Bu sistem için teşekkür ediyorum. İnsanı insan yapan en önemli şey toplumdur. Başkasının önünde her şeyi yapamazsınız. O nedenle şeffaflık çok önemlidir. Bir sistem şeffafsa güvenirlilik için ilk adım atılmış demektir ve devlet bunu başardı. Bu birinci adım. Hiç kimsenin organının endikasyonu dışında bir yere gitme şansı yok. Bizzat herkes bunu bilgisayardan takip edebilir” diye konuştu. Hürriyet gazetesinden Mesude Erşan da, organ nakli ile ilgili meslek örgütleri ve derneklerle sosyal sorumluluk projelerinde işbirliği yapılması gerektiğini, gazetecilerle bilgi paylaşımında bulunulması gerektiğini dile getirdi. Haberlerde canlıdan yapılan nakillerden ziyade kadavradan yapılan nakillere ağırlık verilmesi gerektiğini ifade eden Erşan, bu şekilde kadavradan yapılan nakillerin sayısının artacağını söyledi.

Yusuf KÜRKÇÜOĞLU

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir