Türkiye’nin büyüme hızı

0
74

Merhaba,
Türkiye ekonomisinin büyüme hızına baktığımızda geçen yıl yavaşlayan büyüme hızının 2013’te tekrar yükselişe geçeceğini umut edebiliriz.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Türkiye’nin geçen yıl yavaşlamasının ardından 2013 yılında göreceli olarak az da olsa büyümeye devam edeceğini ve 2013 büyüme oranının yüzde 3.7 olacağını tahmininde bulunuyor.
Türkiye ekonomisinin büyümesinde ihracat kadar önemli diğer bir etken de yabancı sermaye yatırımları kuşkusuz. Ancak dünya sermaye çevrelerinin takip ettiği ve tabir caizse yatırım yapmak için ağzına baktığı “kredi derecelendirme kuruluşları” Türkiye’nin ‘not’larını bir türlü yükseltmiyorlar.
Türkiye 2013’ün ilk çeyreğinde yabancı sermaye girişi için söz konusu kredi derecelendirme kuruluşlarının vereceği ‘not’lara odaklandı.
Ancak söylemek gerekir ki, Türkiye’nin ekonomi dersinde “not’ beklentileri bir tür drama-komediye dönüşmüş durumda.
Haberlerde ara ara isimlerini duyduğumuz kuruluşlar: S and P, Fitch ve şimdi de Moody’s.. Türkiye ilk kredi notu olan “BBB” notunu 4 Mayıs 1992’de S and P’den almıştı; aynı günlerde Moody’s Türkiye’nin kredi notunu “BAA3” olarak duyurdu. Fitch ise 10 Ağustos 1994’te Türkiye’ye “B” verdi.
Dolayısıyla 1992 yılından beri Türkiye kredi derecelendirme kuruluşlarından ‘not’ alıyor. Ancak o günden bugüne yaşananlar drama-komediye dönüştü: S and P tam 37 kez Türkiye’nin kredi notunu değiştirirken, Moody’s ve Fitch tam 21 kere değişikliğe gitmiş.
Son olarak Moody’s’in 28 Ocak’taki telekonferansında “Yatırım Yapılabilir Notuna Yaklaşan Bir Ülke Olarak Türkiye” ifadesi geçmesine rağmen, son olarak BA1 olan kredi notuna dair bir değişiklik olmadı.
Drama-komedinin bir başka perdesi ise şöyle: Euromoney’nin yılda iki kere yaptığı ülke risk endeksine göre dünya üzerindeki en risksiz ülke “Lüksemburg”. Yani yüzölçümü 2.586 km2 ve nüfusu yarım milyondan az olan bir ülke dünyanın en risksiz ülkesi: o halde yatırımlarımızı Lüksemburg dükalığına yapabiliriz.
Ticaretin en önemli değerinin risk olduğu ve buna rağmen verilerin nasıl kotarıldığı ortada. Son tahlilde dünya ticari kredilendirme kuruluşları Türkiye’yi doğru okuyamıyorlar; verilerin ötesine geçip dinamik nüfusu ve agresif üretim faaliyetini tam olarak anlayamıyorlar. Bunun ötesinde Türkiye’nin dış politika kırılmalarına karşı nasıl direnç gösterdiğini ve bunun ekonomideki yansımalarını tam olarak farkedemiyorlar.
Evet, ticari istikrar kadar politik istikrar da kredi derecelendirme kuruluşlarının temel referansları arasında: ancak Türkiye’de 1990’lı yıllardan bugüne çok şeyin değiştiğini herhalde anlayamıyorlar.
Biz, ülke olarak ve iş dünyası olarak kredi derecelendirme kuruluşlarının sergilediği drama-komediye kulak asmadan yolumuza devam etmeliyiz diye düşünüyorum.
Geleceğimizi risk ‘not’ları söyleyemez.

Sağlıcakla kalın.

Orhan TAŞOVA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here