Lale Devrini Yaşamak…

0
93

O dillendirilen “350 firma kalınacak, bu kadar firma fazla söylemleri” aleniyet kazandığında ben şimdiden duyar gibiyim o canhıraş koşturmacaları, veryansınları…  

Geçtiğimiz ay sonunda 27-30 Eylül 2012 tarihlerinde, TÜMDEF (Tüm Tıbbi Cihaz Üretici ve Tedarikçi Dernekleri Federasyonu) ve SEİS (Türkiye Sağlık Endüstrisi İşverenleri Sendikası) organizasyonunda I. Uluslararası – IV. Ulusal Tıbbi Cihaz Üreticileri Kongresi Çeşme’de gerçekleştirildi. 4 Kongreyi de takip eden birisi olarak bu geçen 7-8 sene zarfında sektörün daha eğitimli, bilinçli, idrakli, öngörülü, sebatkâr, ne istediğini bilen, paylaşımcı, el ele vermiş ve yol haritası çiziminde üstlenici ve danışılan bir hale geldiğini bizzat gördüm…

350 firma kalacak
Kamu ve bürokrasinin daha bir önem verdiği, hemen neredeyse sektörün tüm paydaşlarının bir araya gelip söz söylediği, görüş dillendirdiği bir kongremiz var artık… Lakin burada gözüme çarpan bir minik nuans şu ki “sahiplenici firmalar” anlamında hep aynı yüzler, aynı simalar boy göstermekte… Hazirunlar şöyle bir karşılaştırılsa eminim 1. Kongrede var olanlar 5 – 10 eksikle aynen 4. Kongrede de vardılar… E bu ne demektir bazıları hâlâ LALE DEVRİ’ni yaşıyor sanki kabuklarında… Gün gelip de o dillendirilen “350 firma kalınacak, bu kadar firma fazla söylemleri” aleniyet kazandığında ben şimdiden duyar gibiyim o canhıraş koşturmacaları, veryansınları… Demedi demeyin…

Değişimi devşirmek…
Eskiden “arz – talep meselesi” derdik… Bu iki olgu ticarette eşit ağırlık ve oranda etkili olurlardı… Belki arzın, talebe nazaran yüzdesi biraz daha kuvvetli idi o günlerde… Lakin günümüzde, arz cephesinin geçmişte varolan bu ağırlığı şimdi yerini talebin lehine çevirmiş ve talebe göre düzenleme ve pazarlama yapanların lehine gelişiyor gözükmekte… Malımı ürettim, ithal ettim alan alsın zihniyeti artık çok gerilerde kaldı… Ve tek adam yönetiminden ziyade şirket içi hareketlilikte; Çalışanların bilgi ve birikimlerinin, şirketin parasal sermayesinden ve fiziki gücünden daha önemli bir katma değer olarak görülmesi gerekliliği ortaya çıkmıştır… Çalışanın eleştiri ve fikirlerine değer veren ve onları baz alan yönetimsel bakış açısı muhtemel hata ve yanlışların minimize edilmesini ve dahi yok edilmesini getirmektedir… İş yönetimindeki bu zihniyet değişimini, üretim ve pazarlama sürecindeki yenilikleri, yeniden yapılanma planı ile bütünleştirebilenler rekabet edebilme gücüne sahip olabilmekteler…

Yüksek kar marjları artık yok
Bir zamanların yüksek kâr marjları ile iş yapabilmek artık na-mümkün gözükmekte, savurganlığı azaltmak gibi yöntemlerle elde edilen düşük marjlarla istikrarlı büyüme sağlanmaya çalışılmaktadır… Uhdesindeki ürünü piyasada bulunan sair ürünlere nazaran farklılaştıranlar ancak satışlarını aynı oranda tutabilir, belki artırır konuma gelebilmektedirler… Ürününü farklılaştırmayanlar ve yelpazesini genişletmeyenler girilmesi muhtemel en küçük girdapta dibi görme ihtimalini üzerlerinde taşıyacaklardır…

Pazardaki yer kaybı
Hiçbir yenilik ve farkındalık ortaya çıkarmadan hali hazırda bulunan ürünlerin aynılarını, taklit ederek üretmek belki ilk dönemde hacmi artırır gibi gözükse de, yığınlaşmanın oluşturacağı bir durağanlığa sürüklemektedir şirketleri ve piyasaları…
Hedef kitleyi ve kitlenin sınırlarını iyice belirginleştirerek, onların talep ve isteklerine göre hareket etmek kaçınılmaz olmuştur… Böylelikle hem kaynak israfı hem de pazardaki yer kaybının önüne geçilmiş olunacaktır… İç pazarda sağlam bir yer edinmiş ve marka haline gelmiş üreticiler artık küçülen ve iç içe geçen global pazarda hem iç hem de dış rakipleri ile mücadele etmek durumundadırlar, böylelikle sığ iç piyasadan dış pazarlara yönelmek zorunluluk haline gelmiştir…

Değişime ayak uyduracağız ya da…
Kalınız sağlıcakla.

Hüseyin Güngör Aytan
huseyingungor@medikalplus.com

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here