Günümüzün öne çıkan bir problemi; obezite

Dünyada özellikle gelişmiş ülkelerde önemli bir sağlık sorunu olarak görülen, halk arasında şişmanlık olarak bilinen obezite artık ülkemizde de çok önemli sağlık sorunları arasında görülmektedir.

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) verilerine göre dünyada 1.6 milyar kişinin fazla kilolu, kiloluların 400 milyonunun da obez olduğu belirtilmektedir. Hızla artan obezite aslında önlenebilir bir sağlık sorunudur. Sadece erişkinleri değil, özellikle çocukları da çok yakından ilgilendiren yaşam kalitelerini ve yaşam sürelerini tehdit eden obezitenin nasıl önlenebileceğini daha iyi anlayabilmek için isterseniz önce beslenmenin ne olduğuna yakından bakalım.

Beslenme
Bilindiği üzere beslenme; anne karnında başlayarak yaşamın sonlandığı ana kadar devam eden yaşamın vazgeçilmez bir ihtiyacıdır. İnsanın büyümesi, gelişmesi, sağlıklı ve üretken olarak uzun süre yaşaması için gerekli olan besin öğelerini yeterli ve dengeli miktarda alıp vücutta kullanabilmesidir. Karın doyurmak, açlığı bastırmak, canının çektiği şeyleri yemek veya içmek değildir. Günlük yaşamda bireylerin (gebe, emzikli, bebek, okul çocuğu, genç, yaşlı, işçi, sporcu, kalp-damar, şeker, yüksek tansiyon hastalığı, solunum yolu bozuklukları vb.) yaşa, cinsiyete, yaptığı işe, genetik ve fizyolojik özelliklerine ve hastalık durumuna göre değişen günlük enerjiye ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir yaşam sürdürmek için, alınan enerji ile harcanan enerjinin dengede tutulması gerekmektedir. Yetişkin erkeklerde vücut ağırlığının %15-18’i, kadınlarda ise %20-25’ini yağ dokusu oluşturmaktadır. Bu oranın erkeklerde % 25, kadınlarda ise % 30’un üstüne çıkması obeziteyi oluşturmaktadır. Günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden fazla olması durumunda, harcanamayan enerji vücutta yağ olarak depolanmakta ve obezite oluşumuna neden olmaktadır. Buna paralel olarak, günümüz teknolojisindeki gelişmeler, yaşamı kolaylaştırmakla birlikte, günlük hareketleri önemli ölçüde sınırlamıştır. Anlaşılacağı üzere obezite; besinlerle alınan enerjinin (kalori) harcanan enerjiden fazla olması ve fazla enerjinin vücutta yağ olarak depolanması (% 20 veya daha fazla) sonucu ortaya çıkan, yaşam kalitesini ve süresini olumsuz yönde etkileyen bir hastalık olarak kabul edilmektedir. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından da obezite, sağlığı bozacak ölçüde vücutta aşırı yağ birikmesi olarak tanımlanmıştır.

Çocuklarda obezite riski anne karnında mı başlar?
Obezitenin çocuklukta nedenleri ile ilgili pek çok çalışma yapılmıştır. Obezitenin nedenleri üzerine çocuğun doğumdan sonraki yaşam şekli, beslenme şekli üzerinde araştırmalar ve sonuçlar vardır. Ancak son zamanlarda, obezitenin nedenleri üzerine yapılan araştırmalar, doğum öncesi döneme kaydırılmıştır. Doğum öncesi dönemde, bebekte neler olmaktadır? Daha önce yapılan çalışmalarda, annenin bebeğe verdiği genlerin, doğum sonrası dönemde çocukta obeziteye neden olduğu söylenmişti. Fakat, şimdi, gebelik süresince aşırı kilo alan annelerin bebeklerinde ileriki yaşlarında obezite riskinin yüksek olduğu söylenmektedir. Son çalışmalara göre, gebelik süresince annenin aşırı kilo alması, bebeğin fazla kilolu doğmasına neden olmakta, bu da genetik faktörler dışında başka sebepler olduğuna işaret etmektedir. Önemli bir konu da, annenin spor yapmasıdır. Spor yaparak hem gıdalarla aldığı fazla kaloriyi yakacak, hem de kendini daha zinde hissedecektir. Annenin sosyal şartlarına ve doktorun önerilerine göre spor yapılmalıdır. Belli merkezlerde yapılabilen hamile egzersizleri dışında, en basit şekilde, günlük ortalama 1 saat yapılacak yürüyüşler, yüzme vs. gibi sporlar önerilebilir.
Çocuklarımızı nasıl koruyabiliriz?
Genetik faktörler dışında, çocukta obezite riskini azaltmak mümkün. Annenin gebeliği süresince ideal kilo alımı olan 9-12 kilo alması önemli. Bunun için de annenin düzenli ve sağlıklı beslenmesi ve spor yapması gerekmektedir. Günde 3 öğün yemek yemesi, abur cubur yememesi, yağlı-kızartma, şekerli yiyeceklerden (dondurma, çikolata gibi) mümkün olduğunca uzak durması, sebze – meyve – et ağırlıklı beslenmesi önerilir. Öğünlerde doyuncaya kadar yemesi, aile çevresinden yapılan “iki can besliyorsun, fazla yemen lazım” türü uyarılardan uzak durması gerekir. Çerezlerde de çok fazla kalori olduğu unutulmamalıdır. Anne adayının aylık doktor muayenelerini hiç aksatmaması ve bu kontrollerde kilo takibi yapılması ve önerilerde bulunulması gerekir. Gebeliğin ilk 3 ayında toplam 1 kg alınması, ilk 3 aydan sonra, ayda 1.5- 2 kg alınması, normal kilo alımı olarak kabul edilir.

4+4+4 sistem
Yeni ders yılının başlamasına 2 hafta kala, 66 ayı dolduran çocuğunun 4+4+4 eğitim sisteminin gerektirdiği gibi okula gitmeye hazır olmadığını düşünen anne ve babaların kaygıları artarken, özel sağlık kuruluşları başta olmak üzere yeni bir kampanya fırtınası başlatıldı, bu durum yeni bir tartışmanın fitilini ateşledi. “Çocuğunuz okula hazır mı? Gelin doktorlarımız yardım etsin” diyerek cep telefonu SMS’leri, internet siteleri gibi pek çok kanalla velilere ulaşan özel sağlık kuruluşları, sivil toplum kuruluşlarının ve bilim çevrelerinin tepkisini çeken girişimlerde bulunuyorlar.. Bu tartışmaların önemi gerçekten büyük ve tartışmalar bir süre daha devam edecek gibi görünmekte. Diğer yandan, konuya obezite açısından baktığımız zaman okula yeni başlayan bu miniklerin sağlıklı beslenmelerini temin etmek büyük önem taşıyor. Anneler 60-66 aylık miniklerinin doğru beslenmeye devam edebilmeleri için okulda neler yiyebilecekleri konusuna daha çok önem vermeliler.
Çocuklarımıza beslenme çantası önerileri?
Özellikle, çocuklarının kilo sorunu olduğunu düşünen anneler mutlaka bir uzmana danışmalılar. Bir yandan da beslenme çantalarını hazırlarken dikkatli olmalıdırlar. Kolalı içecekler, hazır meyve suları, gazozlar, çikolata, gofret, dondurma, şeker, pasta, kek gibi şişmanlatıcı gıdaların kısıtlanması, reçel, bal, yağ, ekmek, makarna, pilav, börek, mantı, hamur ve sütlü tatlılar ile yağ ve yağda kızarmış yiyecekler gibi karbonhidrat ve yağdan zengin besinlerin kısıtlanması, hamburger, döner ekmek, pizza, tost, sosisli sandviç gibi hazır yiyeceklerin tüketilmemesi, yemek aralarında kalori bakımından zengin abur cubur atıştırmalarının önlenmesi önerilmektedir. Taze meyve, sebze ve kuru baklagiller gibi posalı yiyeceklerin alınmasının desteklenmesi gerekmektedir. Posalı yiyeceklerin diyetin kalorisinin azaltılmasının yanı sıra, yeme süresinin uzatılması, emilim ve sindirimi uzun olduğu için acıkma hissinin gecikmesini sağlar. Annelerin alacağı bu önlemler bugünün miniklerini, yarının gençlerini obeziteden uzak tutmaya yardımcı olacaktır. Tüm bu süreçlerde annenin her ihtiyaç duyduğunda uzmanına başvurması önemlidir.

Oya MUTLU
Echomar Sağlık Grubu
Kurumsal Pazarlama Müdürü

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir