Dış politika ve ticaret

0
57

Merhaba,
Politikayla ticaretin ayrı dünyalar olduğunu düşünmek, aslında kamuoyu için uydurulmuş bir modern zamanlar efsanesidir.
Kelimenin en saf anlamıyla ‘politik’ bir efsanedir üstelik.
Bu efsane medyanın kamuoyuna dönük ekranlarında, sayfalarında sürer gider. Birbirinden ‘ayrı’ duran politika ve ekonomi sayfaları, birbiriyle ilgisiz gözüken ekonomi ve politika haberleri.
Hepsi biçilmiş rolleri ve sınırlanmış dünyaları içinde ‘yalıtılmış’ olarak algılarımıza arz-ı endam ederler.
Oysa arka planda politika ile ticaret doğrudan birbirinden etkilenmeye, birbirini etkilemeye sürekli teşnedir.
Eğer ekonomi sahip olma iradesini ve maddi gücü temsil ediyorsa, karar verme iradesi ve eyleme gücü olarak siyaset hiçbir zaman ‘yapışık ikizler’ olmaktan kurtulamaz.
Her zaman ve her yerde güçlü bir devletle güçlü bir ekonomi arasında ‘doğrudan korelasyon’ vardır.
Örneğin, ABD Başkanı Obama ekonomik sıkıntılardan dolayı içeride kan kaybettikçe ABD Dışişleri Bakanı Clinton Çin’de ağzının payını alıverir.
Sadece iç politikada değil, uluslararası siyasette de ‘güç’ temel belirleyicidir.
Artık bize öğretilen modern efsanelerin satır aralarını iyi okuyup Türkiye’nin güçlü ülke olmasının yolunun sadece siyasetten değil, aynı zamanda ekonomiden geçtiğinin farkına varmamız gerekiyor.
Milli servete kazandırılacak her kuruş uluslararası siyasette söylenebilecek bir sözdür.
Özellikle Türkiye’nin yakın coğrafyalarındaki hareketlenme ona güçlü olmayı mecbur kılmakta.
Diğer taraftan ticaret yeni rotalarını bu hareketlenmeye göre çizmelidir.
Çünkü dış politikada söylenecek her söz ticarette atılacak bir adımdır aynı zamanda.

Sağlıcakla kalın.

Orhan TAŞOVA

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here