Beni Türk hekimlerine emanet ediniz…

Bir Amerikan vatandaşının Türkiye’ye gelip kendi ülkesinde bulamadığı şifayı, burada Türk hekimlerinin elinden bulacağını söylese; herhalde hepimiz güler geçerdik.

Cumhuriyet’in ilk yıllarında Mustafa Kemal Atatürk’ün söylemiş olduğunu varsaydığımız bu söz aslında Türk hekimlerinin o dönemlerdeki başarılarını ifade etmekten çok; tüm cihana karşı bir milli mücadele duruşu sergileyerek varoluşunu sürdürmüş Türk milletinin “Türk’ün Türk’ten başka dostu yok” duygusunun sağlık alanındaki bir devamı niteliğini taşımıştır. Belki de bu yüzden çocukluğu Kartal SSK Hastanesi’nin kreşinde geçen bir insan olarak, hastanenin ana girişindeki bu yazıyı her okuduğumda içimde gururdan çok hep Türk olmayana karşı temkinli olma duygusu oluşmuştu. Öyle ya, benim büyüdüğüm o dönemde Türk doktorlarının başarılarından ziyade hataları hep gündemde oluyordu. O yüzden de önemli bir hastalık söz konusu olduğunda yurt dışında tedavi görmek gerekiyordu. Önemli hastalıkların burada tedavi edilememesi ve hatta teşhis dahi edilememesi o kadar normaldi ki; birçok Türk filminde bunun örneklerine de rastlamışsınızdır. Sağlık hizmeti tüketicisi açısından durum buydu.

“Şapka çıkarmamız gerek”
Peki, Türk hekimleri ne durumdaydı? Bir günde yüzlerce hastaya kısıtlı imkânlarla bakmaya çalışan, uzmanlaşmak için uluslararası kongrelere katılacak bütçeyi bulamayan birçok Türk hekimi de kapağı yurt dışında bir üniversite ya da vakıf hastanesine atmaya bakıyordu. Her iki taraf için de Türkiye sağlık hizmeti açısından kurak, yeşermeye elverişsiz bir toprak parçası gibiydi. O zamanlar biri çıkıp da; bir Amerikan vatandaşının Türkiye’ye gelip kendi ülkesinde bulamadığı şifayı, burada Türk hekimlerinin elinden bulacağını söylese; herhalde hepimiz güler geçerdik. Şimdi bakıyorum da; aslında sadece 30 sene geçmiş bu anlattıklarımın üzerinden. Tıp alanında çok uzun sayılmayacak bir süre. Bir hekimin mesleki yeterliliğe ulaşması, daha sonra uzmanlaşması, deneyim kazanması ve bunlarla beraber uygun ortamın oluşması, teknolojiye adaptasyon süreci ve başarı için gereken daha birçok bileşeni de varsayarsak eleştirilerimize bir ara verip sektöre ve bugünlerin önünü açan değerli hocalarımıza şapka çıkarmamız gerek.

“Türkiye artık tercih edilen bir ülke”
Artık yukarıda yazdığım Amerikan vatandaşı örneğine hiç kimse gülmez. Çünkü gerçek. Bugün Amerikan Psikiyatri Birliği tarafından yayınlanan The American Journal of Pshchiatry’nin kapağında ilk kez bir Türk bilim adamının çalışmasının çıktığını söylesem, yine kimse gülmez. Çünkü bu da bir gerçek. Türkiye’nin artık hemen hemen her branşta tedavi için tercih edilen bir ülke olduğunu, özellikle de diş tedavisinde yabancı hasta sayısının her yıl % 20 arttığını ya da sağlık hizmeti alanında bölgede tercih edilen hastane olmak vizyonunu benimseyen hastanelerin, çalışanları için artık bunun sadece hoş bir sözden öte gerçekleşen bir hedef olduğunu söylesem? Kimse gülmez. Çünkü bunlar da gerçek.

Başarısızlıktan güçlü çıkmak
Geçtiğimiz ay ülkemizde yine tıp alanında yüzümüzü güldüren gelişmeler yaşandı. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi ve Hacettepe Üniversitesi Hastanesinin açmış oldukları yola umarım en yakın zamanda isimlerinin sonunda Eğitim ve Araştırma Hastanesi olan diğer kurumlar da girerler. Çünkü bu yol izlenmesi gereken bir yoldur. Arada tökezleyenler düşenler olsa da; önemli olan o yola girmektir. Başarısızlıklar elbette olacaktır ama bugün hangi cerrah bir hastasını kaybetti diye gelecekte ameliyata girmekten vazgeçer ki? Önemli olan o başarısızlıktan daha güçlü çıkmaktır.

Eleştiri ve övgü
Eleştiri, gelişimi tetikleyen en önemli unsursa; onu sürdürülebilir kılan yegâne şey de övgüdür. O nedenle ara sıra nefeslenip övünmek de lazım. Bugün en ünlü arama motoruna Türk hekimlerinin başarısı diye yazdığınızda tam 2.440.000 tane sonuç çıkıyor. Son kelimeyi başarısızlığı olarak değiştirdiğinizde ise 254.000. O yüzden bardağın dolu tarafı mı, boş tarafı mı diye tartışacağımıza bazen ara verip bardaktaki suyu tatmamız lazım.

Beril EREM

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir