Yerli Malı

0
58

Genelgenin geçmişte yayınlanan genelgeden farkı yerli istekli kavramı yerine açık şekilde yerli malı kavramının kullanılmış olmasıdır.

Sayın Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan imzalı, Yerli Ürün Kullanılması konulu ve 2011/13 sayılı Genelge yakın zamanda gündeme neredeyse bomba gibi düşmüştür. Bu genelgenin geçmişte yayınlanan genelgeden farkı ise yerli istekli kavramı yerine açık şekilde yerli malı kavramının kullanılmış olmasıdır. Öncelikle genelgenin tamamına bir bakalım; “Tasarruf ve rekabet ilkelerine uygun hareket edilmesi kaydıyla, ülkemiz ihtiyaçlarının yerli ürünlerden karşılanması ekonomimiz açısından büyük önem taşımaktadır.

Mevcut hükümlere ilave

Bu çerçevede, mevzuatımızda yerli ürün kullanımına yönelik mevcut hükümlerin uygulanmasına özen gösterilmesine ilave olarak, kamu kurum ve kuruluşlarınca gerçekleştirilecek mal alımlarına ilişkin uygulamalarda;

1. Teknik şartnamelerde Türkiye’de üretilen ürünlerin teklif edilmesini engelleyen düzenlemelerin yapılmaması,

2. Kamu ihale mevzuatına aykırı olarak, isteklilerin ithal ürün ya da belirli bir ülkenin malını teklif etmesine yönelik düzenlemelerin yapılmaması,

3. Ürünlere ilişkin olarak yabancı belgelendirme kuruluşları tarafından düzenlenen ve zorunlu olmayan belgelerin ihale dokümanlarında aranmaması,

4. İthal ürün teklif eden isteklilerin yurt dışında mal teslim edebilmelerine imkân tanınması durumunda, teslim yeri, navlun, gümrük ve vergi giderleri gibi unsurların tekliflerin değerlendirilmesinde nasıl dikkate alınacağına dair ihale dokümanlarında düzenlemelerin yapılması,

5. İthal ürün teklif eden isteklilere mal tesliminden önce akreditif açılarak ön ödeme yapılmasına imkân tanınması durumunda, Türkiye’de üretilen ürünleri teklif eden isteklilere de avans ödemesi yapılmasına yönelik ihale dokümanlarında düzenleme yapılması, hususlarının dikkate alınarak, 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu kapsamındaki alımlar ile Devlet Malzeme Ofisinden gerçekleştirilecek alımlarda öncelikli olarak Türkiye’de üretilen ürünlerin tercih edilmesini ve kamu kurum ve kuruluşları yöneticilerinin bu konuda gereken duyarlılığı göstermelerini önemle rica ederim.”

Engeller kaldırılacak

Bu genelgenin geçmişteki genelgelerden ciddi bir farkı olduğu açıktır. İlk defa açık şekilde yerli malı kavramına değinilmiş ve devamında yerli malı lehine, ancak rekabet ve saydamlığı engellemeyecek bir takım avantajlar sağlanması istenmiştir. Çok dikkatli hazırlandığı açık olan bu genelge ile; yerli malı teklif eden isteklilerin önündeki bir takım engellerin kaldırılması amaçlanmaktadır. Nitekim Türkiye’nin imza koyduğu uluslar arası anlaşmalar ve uluslar arası ticaret rejimleri açık şekilde yerli malına bir avantaj sağlanmasına engeldir. Yerli istekli kavramı ile fark buradan kaynaklanmaktadır. Burada farkı anlamak için ilk olarak yerli isteklinin kim olduğu üzerinde durmak gerektiğini düşünüyorum. Burada referans noktamız “4734 Sayılı Kamu İhale Yasası” ve “ Mal Alım İhaleleri Uygulama Yönetmeliği”nde yer alan tanımlardır. Buna göre; “Yerli istekli; Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı gerçek kişiler ile Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişilikleri,”

Yerli istekli MADDE 5 – (1) Yerli istekli; Türk vatandaşı gerçek kişiler ile Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişiliklerdir.

(2) Gerçek kişilerin yerli istekli oldukları, başvuru veya teklif mektubunda yer alan Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarasından anlaşılır. Tüzel kişilerin yerli istekli oldukları ise başvuru veya teklif kapsamında sunulan belgeler üzerinden değerlendirilir. Yerli istekli olunduğuna ilişkin ayrıca bir belge istenilemez.

(3) Ortak girişimlerin yerli istekli sayılması için, ortak girişimi oluşturan ortakların her birinin yerli istekli olması zorunludur. Yerli malını teklif eden istekliler lehine fiyat avantajı uygulanması.

MADDE 61 – (1) Yaklaşık maliyeti eşik değerin altında kalan mal alımı ihalelerine sadece yerli isteklilerin katılabileceğine ilişkin düzenleme yapılabilir. Ayrıca sadece yerli isteklilerin katılımına açık ihalelerde, yerli malı teklif eden yerli istekliler lehine % 15 oranına kadar fiyat avantajı sağlanabilir.

(2) Mal alımı ihalelerinde yaklaşık maliyetine bakılmaksızın, tüm isteklilerin katılabileceğine ilişkin düzenleme yapılabilir ve bu ihalelerde yerli malı teklif eden istekliler lehine % 15 oranına kadar fiyat avantajı sağlanabilir.

(3) İhale veya ön yeterlik ilanı ve idari şartnamede, yerli malı teklif edenler lehine tanınan fiyat avantajı oranı belirtilir.

(4) Yerli malını teklif edenler lehine fiyat avantajı, bu istekliler dışındaki isteklilerin teklif ettikleri bedellere, kendi teklif bedelleri üzerinden ihale dokümanında belirlenen fiyat avantajı oranı esas alınarak hesaplanan tutarın eklenmesi suretiyle uygulanır.

(5) Ekonomik açıdan en avantajlı teklifin, fiyat dışındaki unsurlar da dikkate alınarak belirleneceği ihalede, öncelikle fiyat dışı unsurlar dikkate alınarak değerlendirilmiş teklif bedeli bulunur. Yerli malını teklif edenler lehine fiyat avantajı, bu istekliler dışındaki isteklilerin değerlendirilmiş teklif bedellerine, kendi değerlendirilmiş teklif bedelleri üzerinden fiyat avantajı oranı esas alınarak hesaplanan tutarın eklenmesi suretiyle uygulanır.

(6) Teklif edilen malın yerli malı olduğu Kurum tarafından belirlenen esaslara uygun olarak düzenlenen yerli malı belgesi ile belgelendirilir.”

Yerli Malı nedir?

Bu kavramlardan hemen sonra ise “yerli malı”nın ne olduğunu açıklamak gerektiğini düşünüyorum. Bu konuda açıklama Kamu İhale Genel Tebliği’nden gelmektedir. Buna göre;

6.2.2.1. Yerli malı belgesi; İstekli tarafından teklif ettiği malın yerli malı olduğu, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine bağlı ilgili Oda veya Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonuna bağlı ilgili Esnaf veya Sanatkârlar Odası tarafından düzenlenen Yerli Malı Belgesi ile belgelendirilir.” Yerli malı konusunda 12.12.2001 tarihli ve 24967 sayılı Resmi Gazetede yayınlana 2002/DK. D-8 sayılı Düzenleyici karar daha açıklayıcı bir tanım getirmiştir. Bu karar aynen geçerliliğini korumaktadır ve aşağıdaki gibidir; “6.2.4. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliğine bağlı ilgili Oda veya Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonuna bağlı ilgili Esnaf veya Sanatkârlar Odası tarafından “Yerli Malı Belgesi” düzenlenmesine ilişkin esaslar. 6.2.4.1.  Türkiye Ticaret, Sanayi, Deniz Ticaret Odaları ve Ticaret Borsaları Birliğine bağlı ilgili Oda veya Türkiye Esnaf ve Sanatkârları Konfederasyonuna bağlı ilgili Esnaf veya Sanatkârlar Odası tarafından, “Yerli Malı Belgesi” düzenlenmesinde aşağıda belirtilen kriterler esas alınır. 6.2.4.1.1. Tamamen Türkiye’de üretilen veya elde edilen ürünler ile üretim sürecinin önemli bir aşaması ve ekonomik yönden gerekli görülen en son esaslı işçilik ve eylemi Türkiye’de yapılan ürünler, yerli malı olarak kabul edilir.

Yerli malı kabul edilmesi için

6.2.4.1.2. Sanayi ürünlerinin yerli malı kabul edilebilmesi için;

a) Sanayi ve Ticaret Bakanlığı tarafından düzenlenen Sanayi Sicil Belgesine sahip firmalar tarafından üretilmesi,

b) Üretim sürecinin önemli bir aşamasının ve ekonomik yönden gerekli görülen en son esaslı işçilik ve eylemin Türkiye’de yapılmış olması, şartları aranır. Bu iki şartın bulunması halinde “Yerli Malı Belgesi”, sanayi ürününün üretildiği yer Sanayi Odası veya Sanayi ve Ticaret Odası tarafından; Esnaf ve Sanatkârlar Odalarına kayıtlı olanlar tarafından üretilenler için ise ürünün üretildiği yer Esnaf ve Sanatkârlar Odasınca düzenlenir. 6.2.4.2. TOBB ve TESK tarafından da yukarıdaki hususlar esas alınarak Birliğe veya Konfederasyona bağlı odalar tarafından “Yerli Malı Belgesi Düzenlemesine ilişkin Esaslar” yayımlanmıştır. Yerli Malı Belgesi talep eden tacir veya esnaf ve sanatkârlar, gerekli belgeler ile ilgili Oda’ya veya Borsa’ya yazılı olarak başvurmaları gerekmektedir. 6.2.4.1.6. Yukarıdaki ürünleri üreten firmanın, sadece Ticaret Odası üyesi olması ve üretimin, üyesi olduğu odanın faaliyet bölgesinde gerçekleştirilmesi durumunda, Yerli Malı Belgesi, bu Ticaret Odası tarafından düzenlenebilir. 6.2.5.1. 4734 sayılı Kanunun 13/2/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanunla değişik “Yerli İstekliler İle İlgili Düzenlemeler” başlıklı 63 üncü maddesi hükmü uyarınca, yaklaşık maliyeti eşik değerlerin altında olan hizmet alımı ve yapım işi ihalelerinin ön yeterlik şartnamesi ile idari şartnamelerinde sadece yerli isteklilerin ihaleye katılabileceği şeklinde düzenleme yapılabilecektir. Ayrıca idarelerce, yaklaşık maliyeti eşik değerlere eşit ve üzerinde olan hizmet alımı ve yapım işi ihaleleri ile yaklaşık maliyeti eşik değerlerin altında olmakla birlikte yabancı isteklilerin de katılımına açık olan hizmet alımı ve yapım işi ihalelerinin idari şartnamelerine, yerli istekliler lehine % 15 oranına kadar fiyat avantajı sağlanmasına ilişkin hüküm konulabilecektir.”

Yari mamul mallar

Ancak buraya kadar yapılan açıklama ve tanımların bir miktar yetersiz olduğunu düşünüyorum. Ancak “en son esaslı işçilik ve eylemi Türkiye’de yapılan ürünler, yerli malı olarak kabul edilir.” Tanımının ülkemiz sanayisinin yeni gücünü ve dinamiklerini yansıtmaktan uzak olduğunu düşünüyorum. Bu tanıma göre sterilizasyonun ülke içinde yapıldığı mamul mallar bile yerli üretim sayılabilecektir. Yine mamul olarak gelip, burada birleştirilen ürünler de aynı şekilde yerli malı sayılabilecektir. Sadece yarı mamul malların ülke içinde gelip mamul mal haline gelmesi ve esas ve son işçilikten ziyade malın yarısından fazlasının ülke içinde yapıldığı ürünlerin yerli malı sayılmasının daha adil olacağını belirtmek isterim. Aksi halde bir şekilde mamul malları alıp, hiçbir muameleye tabi tutmadan yerli malı avantajından yararlanan merdiven altı üretim yapan firmalar lehine avantaj sağlanmamış olacaktır. Ayrıca bu tanım ithalatı teşvik ederek, cari açığın artmasına da neden olacaktır. Gerek Ülke içinde istihdam meydana getiren ve gerekse de yerli kaynakları kullanan ve bu şekilde malın yarısından fazlasını ülke içinde üreten firmaların teşvik edilmesinin daha doğru bir politika olduğunu düşünüyorum.

 

Av. Muhittin Ertuğrul ERTÜRK
Avukat / SEİS Hukuk Danışmanı
ertugrul@ertugrulerturk.av.tr

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here