Teknoloji özürlülüğü

0
222

Teknoloji özürlülüğü diye bir şey olduğuna yemin edebilirim. Yeterli bilimsel veri yok elimde zaten o yüzden yemin ediyorum ya…

Hatta kendisi hala var ve organik olarak var olmaya devam ediyor… Şu an iki metre ötemde bizzat eline verdiğim çayını yudumlayıp, yine eline verdiğim televizyon kumandası ile kanallar arası zap yapıyor. Ancak sosyo-teknolojik açıdan dışa bağımlı. Bu defakt üzerinde çalışmaya devam ediyorum ve şu ana kadar gözle görülür bir ilerleme kaydettik. Denek; Twitter, Sosyal Medya, Digitürk kumandası, bildiğin ev içi anten, navigasyon cihazı, Hard Disc gibi kavramları henüz içselleştiremeden blog yazmaya başladı.Ben daha ne olduğunu ve en önemlisi de nasıl olduğunu anlayamadan, denek onlarca yazı yayımladı. Denekle aramdaki yakıniyet sebebiyle bu yazıların hepsini okumak durumunda kaldım. Yani, tamam iyi yazıyor ne diyebilirim? “Kimin öğrencisi?”, “Vaaay, ben senin -bulok- açalım demeni biliyorum!” Yo, yo bunlar bana yakışmaz! Ama, bir dur yavrucum yaa! İnsan bir gecede 778 yazı yayınlamaz ki! Hadi yayınladın, insan karşısındakine her gece 778 kere aynı hevesle “Okudun mu yeni yazımı? demez ki! Hadi dedin, e karşındaki de bir insan yavrusu. Günde 778 kez aynı şaşkınlıkla ve heyecanla okuyamaz ki yazılarını. Her neyse olayın başına dönersek; denekle aramdaki ilişki seviyeli bir aşkla başlayıp, hiper-seviyeli bir evliliğe dönüşmüştür. Biliyorum, bu tip yakınlaşmalarda deneğin duygusal bir çökürtüsü olabileceğinden sonuçlar bilimsel açıdan kabul edilebilir olmayabilir. Ama ben yine de bulgularımı paylaşmak niyetindeyim. Zaten ilişkimizin Hiper kıvamına geçişinde kendisinin bir navigasyon cihazına yaklaşıp, heceleyerek GÜ-MÜÜÜŞ-LÜÜÜK diye sesli talimat vermesinin büyük bir etkisi vardır. Normalde ekrandaki klavye ile gidilecek adresin yazılması ve sadece ENTER tuşuna basılması yeterli elbette ama onun böyle “Güç Kalkanları Tam Yol İleri” diye komut verirmiş gibi navigasyon cihazına çömkürmesi bana ne bileyim o anda çok retro, çok romantik geldi. Zannediyorum hakimiyetimi ilk o an kaybettim. Zira gülmekten cidden hiçbir kasım uzun bir süre kendine gelemedi. Neyse, sonra bir anten olayı yaşandı. Yok yani, öyle uydu anteni falan değil. Bildiğiniz ev içi, modern tencere kapağı tasarımında olanlardan. Deneğin görevi bu antenlerden almak ve televizyona bağlamak. Birincisini getirdi, akşam sordum, olmadı dedi. İkincisini getirdi, akşamına sordum, yok bu da olmadı dedi. Üçüncü anteni getirdi, akşamına sordum , bu da olmadı diyecekti ki, dur bir de ben bakayım şekerim dedim.(Şekerim denmesinden hiç hoşlanmıyor denek. Kendisi Maskülen-Maço-Ağır Abi dadında) Neyse, ben taktım anten kablosunu televizyona, sonra manuel aramadan başladım kanal aramaya. Baktım bir bir geliyor bizim ulusallar.

Denek: “ Aaaa öyle arama mı yapacaktım?”

Ben: Yok hayatım takacaktın jak’ı, sonra evrene mesaj yollayacaktın, Gelsin ATV, Gelsin Kanal D, Gelsin Show…diye… En son Bodrum uçağında şöyle bir olay yaşandı: Denek ve ben online check-in yapmadığımız için son dakika check-in’e girme suçuyla Anadolu Jet savcılığı tarafından ayrı koltuklarda ama arka arkaya oturulma cezası ile cezalandırıldık. Tabi benimkisi tedirgin. Acaba ne gibi teknolojik challenge çıkacak önüme şeklinde… Ben arkasını pat patlıyorum, Aslansın, Kaplansın, alt tarafı 45 dakikalık bir uçuş diye… Neyse sonra bindik uçağa, ben 27 E, denek 26 E’de oturuyor. Sonra ne olursa oluyor ben bir şekilde 27 F’e geçmiş bulunuyorum. Bunu özellikle yazıyorum, çünkü ilginç olan benim oraya geçmiş olmam değil. Benim önümdekinin kim olduğu…26 F’de oturan kişi Gani Müjde! Peki, ben bunu nasıl anlıyorum? Aynen şöyle oluyor: Denek, kendi koltuğumu yatıracağım diye Gani Müjdenin koltuğunu yatırıyor. Bundan habersiz ve dolayısı ile de kasları arkaya yatmaya henüz hazır olmayan gevşeklikteki Gani Müjde direkt benim kucağıma büyük bir şaşkınlıkla yatıyor. Denek önce kendi yaptığına gülüyor, sonra sol tarafına bakıyor neden bu yanlışı yaptım diye, sonra tekrar sağına bakıyor, adamın Gani Müjde olduğunu görüyor, gözbebekleri büyüyor nedenini anlamadığım şekilde, sonra tekrar sol tarafına bakıyor ki “Ahaa işte orada benim minik düğmem” rahatlaması ile tekrar dönüyor sağa “Pardon” diyor. Gani Müjde deneğime bakıp “Komik” diyor ve bu, bu şekilde sürüp gidiyor dermişim ama öyle sürmüyor maalesef… En son konumuz, nasıl iPhone kullanılamaz olacağını tahmin ediyorsunuzdur herhalde. Ahizeli telefondan sonra teknoloji özürlülerin aslında en kolay kullanabileceği telefon iPhone’dur herhalde. Ah bir de o parmak kaydırma olayı olmasa.

Beril Erem
beril.erem@gmail.com

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here