Önyargı, Şike, Leke…

Önyargı hep vardır içimizde… Bir insanla ilk karşılaştığımızda bir yerlerde… Neden öyle baktı, neden kırmızı gravat takmıştı, neden hiç gülmüyor? Bu denli sessiz… Hiç içim ısınmadı sanki her an bir terslik yapacak gibi… Veyahut bizden olmayan, biz gibi düşünmeyen karşıt gruba bakışımızda. Onların işidir, kesin onlar yapmıştır, onlar yaparsa vardır bir pislikleri vb… Bu belki kendimizi hasılı oluşacak zararlardan ötelemek adınadır… Belki de bir çekemezlik, kabullenemezlik şüphesindendir bilinmez ama… Bildiğimiz şu ki: Hepimiz insanız ve her şekli ile önyargılar ile doluyuz, şüphelerimiz ile yaşarız… Ve kimi zaman, esasında bu ön yargılarımızın bizleri yanıltmadığını ve taaa en baştan ne kadar da doğru saptamalar, düşünler içerisinde olduğumuzu, haklılığımızı görürüz… Kimi zaman da tüh yazık bana, neden böyle düşündüm ki, bak ne kadar yanılmışım, ne de haksızmışım der dururuz ve tembihleriz kendimizi bir daha sakın haaa diyerekten… Sonradan utanmamak, yüzünün kızarmaması ve pişman olmamak adına, sen sen ol bir daha sakın önyargılı olma kimseye karşı… E tabi ki bu sakın haaa’lar hiçbir zaman kâr etmeyecektir keza insanız, hisliyiz. Hislerimizle yaşarız… Hislerimiz olmadan neye yararız… Ön yargıların tetikleyicisidir Hisler… Hissediyorum o halde ön yargılayıma kadar götürür bu işleyiş bizi…

Şike…

Ne zaman ki son 17 maçın 16’sını kazanıp 1’inde berabere kaldığında Sarı kanarya, önyargılarım gelip oturmuştu beynime, düşüncelerime… Kavuşmuştum istemeden, irade dışı onlara… Ve eminim ben gibi düşünmüştünüz birçoğunuz… Nasıl olur da ilk yarının 17 maçından sadece 10’unu kazanan, 3 beraberlik ve 4 Mağlubiyet alan takımı; 2. yarı sadece ama sadece 1 maçta berabere kalırdı ve 16 maçı galibiyetle kapatırdı… Burnuma kötü kokular geliyor deyip durmuştum etrafıma… Şu an yaşanılan tabloya baktığımda ise sırf o takımı tutmadığım için hissettiğim ve duyduğum ön yargının beni aslında yanıltmadığını görmek… Enteresan… Şimdi elde var şike… Çıkan dedikoduların gerçekle uzaktan yakından alakası olmasa bile, Top yekun çamur at izi kalsın şeklinde karara bağlanacak olsa bile.. Mide bulandırmaya yetmiştir… Bu durumda neresini tutmaya gayret etseniz elinizde kalır, neyi nasıl açıklarsınız! Neye yanarsınız! Geçen bir koca yıla mı? Renklere gönül verenlerin yaşadığı hayal kırıklığına mı? At başı şampiyonluk kovalayan takımların alın terlerinin heba oluşuna mı? Kandırılan ve belki paraya kanan gencecik kimselerin yoldan çıkıp, oyunu kurallarına göre oynayamamasına mı? Senelerce dillere pelesenk olan 3 büyük – 4 büyük sloganının 7.2 şiddetinde yerle yeksan oluşuna mı? Hasılı neye, nasıl yanacağınızı bilmeden içine düştüğümüz acı tablodan çıkarılacak yegane slogan… Futbol her şeydir ama hakkaniyetle…

Leke…

Üzerine leke düşmeye görsün ademoğlunun, kurumların, toplumların… Ne Ace, ne renkliler-beyazlar için sair çamaşır suları derman olmayacaktır dertlerine… Ne de zamana bırakmak, zaman alır nasılsa lekeyi düşüncesi… Ne de esen rüzgâr alır götürür bizden lekeyi çok ama çookkk uzaklara demek… Temizlenmek, paklanmak hayaldir artık. Lekelendiğinde bir yerlerimiz ne utanılasıdır. Ne yadsınası, ne ayıplanası… Karalara bulanmışlık hissi, vuku olanlar neticesinde ortaya çıkan yüz kızartıcı durum ne sıkıntı vericidir… Kendimizi anlatabilmek ve esasında lekesizliğimizi ispat edebilmek adına kekeler dururuz… Kekelemeksiz ve lekesiz ömürler dilerim…

Kalınız Sağlıcakla.

Hüseyin Güngör Aytan
huseyingungor@medikalplus.com

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir