Türkiye’nin Kadın Değersizliği Haritası

0
61

Temmuz’da yayınlanan “2011 Türkiye’nin Değerler Haritasında” özellikle iki konuda meydana gelen değişiklik, insana “umarım bu ciddi bir ölçüm hatâsıdır” dedirtiyor.

Şimdi bu yazıyı şöyle limonata gibi bir havada, mutlaka su kenarında, püfür püfür esen yumuşak bir rüzgâr eşliğinde yazdığımı söylemek isterdim. Ama ne yazık ki o treni geçen hafta kaçırdım. Bodrum’da iki hafta boyunca okumak ve yazmak eylemlerine dair aklıma gelen tek şey; daha önceden alıp da, yoğunluktan okumaya fırsat bulamadığım kitapları bitirmekti. Zaten mis gibi begonvil kokuları içinde, denizi ve mehtabı önüne katarak, yanında da buz gibi bir rakı ile yazılacak tek şey “Hedonik Hayata Hazırlık-Vol.1” olurdu. Ama yine de okumak eylemi, içinde paylaşmayı da barındırdığı, ya da nihayetinde paylaşımla son bulduğu için belki de; bu yazının hamurunu o limonata gibi Bodrum’da yoğurdum diyebilirim. Bu bir avuntu değil azizim! Zira işte tam şu anda, ellerimi neredeyse klavyeye yapıştıracak İstanbul’un nemli sıcağında yazıyorum. Şimdi gelelim bu yazının o bahsettiğim hamuruna… İki hafta önceydi. Hemen hemen bütün büyük yayın organlarında “Türkiye’nin 2011 Değerler Haritası”ndan bahsediliyordu. Manşetler daha çok; “Türk insanı eşcinsel, AIDS’li, Nikâhsız, Ateist komşu istemiyor” şeklindeydi. Sanki Türk insanın bütün değerleri komşu seçme eylemi üzerine kurulmuş gibi. Oysa bu araştırma son yılların hatta belki de bugüne kadar yapılmış en homojen ve sonuçları bakımından da en çarpıcı araştırması. Geçtiğimiz ay Türkiye ayağının tamamlandığı Dünya Değerler Araştırması, ilk olarak 1981’de 25 ülkede ve daha sonra 1991, 1998, 2001 ve 2007 yıllarında Dünya Değerler Araştırması Derneği (WVSA) tarafından yapılmış. Bu yıl Türkiye için yapılan araştırma, Bahçeşehir Üniversitesi’nin araştırma desteği ve Bahçeşehir Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Esmer’in başkanlığında, 54 il ve 128 ilçenin kentsel ve kırsal yerleşimlerinde toplam 1605 kişi ile yürütülmüş. Araştırma sonuçları yukarıda bahsettiğim komşuluk tercihlerinden daha da ilginç bulgular içeriyor. Aslında bana göre manşetlerde ön plana çıkan tercihler çok da şaşırılacak bulgular değil. Çünkü bizim de; “This iiiis SPARTAAAAA!” diye çömkürüp en az bu araştırmadaki kadar eşcinsel, AIDS’li, Nikâhsız ve Ateist gözüken elçiye kapıcı tekmesini tattıran Kral Leonidas’tan pek farkımız yok. Üstelik bir de zenci! Gelelim araştırma sonuçlarının gerçekten ilginç bulgularına. Araştırma sonuçları toplam 13 başlık altında toplanmış. Bu başlıklar altında en ilginç sonuçlar kadın-erkek ilişkileri ve eşitliği ile ilgili sorgulamada çıkmış bana göre. Kadın-erkek eşitliği, cinsellik gibi konulardaki zihin haritamızın gelişmiş ülkelerden hayli farklı olduğu bir sır değil. 2011 araştırmasında da, bazı alanlarda sorunların aynen devam ettiği, bazılarında ise –belki sürpriz bir biçimde- daha da derinleştiği görülüyor. Özellikle iki konuda meydana gelen değişiklik, insana “umarım bu ciddi bir ölçüm hatasıdır” dedirtiyor. Biraz açalım…”Bir erkeğin, birden fazla eşinin olması kabul edilebilir” sözüne katılanların oranı 1996’da %10, 2009’da ise %11 iken,  2011’de bu oran %23 olarak ölçülmüş.  Üstelik örneklemdeki kadınların %19’u da (yani her beş kadın denekten biri) bu görüşe katıldıklarını belirtmişler. Ve kadına karşı şiddet… “Bazı kadınlar kocalarından dayak yemeği hak ediyor.” Bu görüşe katılanların oranı 1996’da %19 iken,  2011 bulgusu %30.  Ancak iki yıl önce, yani 2009’da bu oran %33 olarak bulunduğundan, bu soruda bir ölçüm hatâsı olasılığı iyice azaldığını söylüyor uzmanlar. Son dönemlerde artan kadın cinayetlerinin, kadını dayağa minnet etme noktasına getirmiş midir diye düşünmeden edemiyor insan. Diğer yandan,  “Ülkede, eğer insanlar iş bulamıyorsa, çalışmak kadınlardan çok erkeklerin hakkıdır” önermesine  katılan kadınların oranı yarıyı geçiyor (%54).  Erkeklerin %52’si, kadınların ise %45’i de, “eğer bir kadın, kocasından daha fazla para kazanıyorsa, bu durum evlilikte sorunlara yol açar” görüşünde. İşin üzücü yanı; tüm bu erkek üstünlüğünü vurgulayan değerlerin kadınlar tarafından da önemli ölçüde benimsenmiş olması. Oysa ki; kardelenlerin açtığı, bu ülkeye güneş gibi doğdukları, doğacaklarına inandığımız, güvendiğimiz bir zamandayız. Kendimce ben de bir araştırma yapmak istiyorum. Üstelik benim tek sorum olacak. Kadınlarını böylesine ucuz ve üstünlük diyemeyeceğim çünkü bence aşağılık! bir komplekse mahkum eden erkek zihniyetine: Sorun bizde mi? Yoksa sizde mi? Mis Kokulu Beganvil Akşamlarından Şefin Önerisi: Nasuh Mahruki’nin “Kendi Everestinize Tırmanın!” kitabı… Oku, Öğren, İçselleştir!

Beril Erem
beril.erem@gmail.com

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here