Uluslararası bir marka

0
68

Türkiye yıllardır “uluslararası bir marka” çıkarma hayaliyle yaşıyor. Devletin ve özel sektörün birlikte paylaştıkları bu hayal, ne zaman gerçekleştirilir bilinmez. Komşu ülkelere satmak veya dünyanın belli bir bölümünde tanınıyor olmak “uluslararası bir marka” olmak anlamına gelmiyor. Ne zaman tam anlamıyla global bir markamız olursa o zaman bu hayal gerçekleşmiş olacak. Ama bir şey var ki, global bir marka kendi ülkesindeki sektörel gelişmişlikten çıkabilir. Sektörel hacimlerden, sektörel birikimlerden global markalar meydana getirilebilir.

Bugün farklı sektörlerde bazı markalarımız bir süredir bu hedefin peşinde kulvarlarını koşuyorlar. Ancak ben inanıyorum ki, Türkiye’nin uluslararası bir marka çıkarabilmesi için ulusal anlamda bir markalaşma kampanyası yapması, her kuruluşun marka oluşturma sancısıyla yaşaması gerekiyor.

Çünkü gerçek marka, marka dinamiklerinin yaşandığı bir ortamdan çıkabilir. Oysa Türkiye’de özel sektörün bu anlamda çok büyük bir anomalisi var:
Türkiye’de üretim yatırımıyla pazarlama yatırımı birlikte düşünülmüyor. Bakıyorsunuz, üretim için harcanan onca bedele karşın pazarlama için harcanan küçük bütçeler…

Türk insanı hala satın almayı biliyor çünkü… henüz satmayı tam öğrenebilmiş değil. Bir şey satın alırken, 3 kuruş verip 5 köfte alınmayacağını bilmektedir; ancak 3 kuruş verip 5 köfte satamayacağını henüz aklı kesmiş değildir. Şunu demek istiyorum, satmak için de yatırım gerekir, ve bu yatırımın daha baştan, üretim aşamasındayken ayrılması, planlanması gerekmektedir. Bunu yapmayanların, reklama, pazarlamaya bütçe ayırmayan şirketlerin rotalarını düzeltmeleri çok zordur. Hep bir kısır döngünün içinde döner dururlar.Türk insanı ne zaman pazarlamaya bütçe ayırırsa o zaman markalar çıkarmaya başlayabilecektir.
Ancak bütçe ayırmak da yetmez; doğru pazarlamak gerekir.Bu konuya da gelecek ay değinmek istiyorum.

Sağlıcakla kalın.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here