Eşdeğer ilaç pazarının yeni ve önemli aktörü Pensa İlaç

0
114
emin pacaci

emin pacaci Eşdeğer ilaç pazarında önemli bir kurum olmayı hedefleyen Pensa İlaç, Türkiye’de ilaca erişimi kolaylaştıran referans bir eşdeğer ilaç şirketi olmak istiyor.

Pensa İlaç, tüm dünyada hızla gelişen “eşdeğer ilaç” kavramının, Türkiye’de de bilinir ve kullanılır hale getirmeyi öncelikli görevleri olarak ele alıyor. Pensa İlaç Türkiye Ülke Müdürü Dr. Emin B. Paçacı, Türkiye ülke müdürlüğünün çalışmaları ile eşdeğer ilaç konusunda sorularımızı cevaplandırdı.

Pensa İlaç Türkiye’de ne zaman yapılandı?
Türkiye ilaç pazarına yatırım yapan ilk ve tek İspanyol ilaç firması Pensa İlaç, merkezi Barselona’da bulunan Pensa Pharma’nın Türkiye yapılanmasıdır. 2006’dan bugüne kadar Türkiye dahil Portekiz, İtalya, İsveç ve ABD’de hızla yapılanan Pensa Pharma, İspanya’nın en köklü firmalarından yaklaşık 200 yıllık bir eczacılık geçmişine sahip olan İlaç ve Kimya grubu Esteve’nin eşdeğer ilaç pazarındaki şirketidir. Pensa İlaç, Türkiyede’ki yapılanmasını Ağustos 2007 tarihinden itibaren sürdürmektedir.

Eşdeğer İlaç’ta önemli bir isim olmayı hedefleyen Pensa İlaç son üç yılda nereden nereye geldi?
Pensa İlaç olarak kurulduğumuz 2007 yılından bu yana, attığımız her adımda sürdürülebilirlik prensibiyle ürün yelpazemizi genişletiyoruz. Türkiye’de ilaca erişimi kolaylaştıran referans bir eşdeğer ilaç şirketi olmak istiyoruz. Bugün Ağrı, Kardiyovesküler Sistem, Merkezi Sinir Sistemi, Osteoporoz, Gastrointestinal Sistem, Diyaliz, Soğuk Algınlığı alanlarında toplam 16 farklı sunumda 9 adet molekülümüz bulunmaktadır. Bu ürünlerin bir kısmı Avrupa’dan ithal edilmekle beraber, büyük çoğunluğu Türkiye’de Dinçsa İlaç, Drogsan İlaçları ve Mefar İlaç’ta üretilmektedir. Global krizin etkilerine karşın bugüne kadar hep bir önceki yıla oranla ciromuzu iki katına yükselterek ciddi anlamda büyümeyi başardık. Yeni bir şirket olduğumuz göz önünde bulundurulduğunda büyüme rakamlarımızın ortalamanın üzerinde olduğunu görebiliriz. Türkiye ilaç pazarındaki yaklaşık 300 şirket içerisinde 60. sırada yer almaktayız.   

Pensa İlaç’ın Türk ilaç sanayine ve ekonomiye katkıları ne oldu?
Pensa İlaç’ın kurulmasıyla ülkemize ciddi bir yabancı sermaye girişi olmuştur. Türkiye’de yeni yapılanan bir ilaç firması olarak sağlık alanındaki yatırımlarımızın sürdürülebilir olması ve Türkiye ekonomisine katkıda  bulunmak, en önemli önceliklerimiz arasındadır. Nitekim Türkiye ilaç endüstrisi, üretim anlamında kendi kendine yeten hatta diğer ülkelere üretim yapacak kadar yüksek teknolojik alt yapıya ve kalifiye istihdama sahiptir. Pensa İlaç’ın birincil hedefi ilaç üretimindeki bu potansiyeli kullanarak istihdamın etkili kullanımına fayda sağlamak ve iç ekonomiye katkıda bulunmaktır. Bu fikirden hareketle, Türkiye’de bir tesis kurma imkânına sahip olmamıza rağmen, mevcut tesislere destek verip, bu tesislerin gelişmesi için de çaba sarfetmeyi tercih ettik. Bu şekilde hem Türkiye’deki tesislerin kapasitesini daha kullanılabilir hale getiriyoruz, hem de bilgi birikimimizi aktararak, karşılıklı güç birliği oluşturuyor ve tesislerin güncelleşmesini sağlıyoruz. Örneğin ilaçlarımızın bir kısmının üretimini yaptırdığımız Dinçsa İlaç’ın yeni fabrikası için çok ciddi bir  know how aktarımı yapmaktayız. AB standartlarında bir üretim merkezi oluşturmak üzere Pensa İlaç A’dan Z’ye  bu tesislere katkıda bulunmaktadır. Çünkü biz üretilen ilaçların sadece Türkiye’de değil, yurtdışında da satılabilmesi için çalışmalar yapıyoruz. Bu her ülkenin amacıdır ve her ülke bunun için çaba sarfetmelidir. Bütün bunlara paralel olarak ciddi boyutta istihdam da sağlıyoruz. İnsan Kaynakları alanında ciddi bir tedarik zinciri oluşturmuş durumdayız. Üretimimizi yaptırdığımız firmalarda, özellikle Ar-Ge departmanlarındaki çalışan sayısında ciddi bir artış söz konusudur.

AB’ye ilaç satma konusu gündeminizdeydi, eşdeğer ilaçta Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısı olmayı mı planlıyorsunuz?
Daha önce de ifade etmiş olduğumuz gibi, Türkiye’de beraber çalıştığımız üretim tesislerinin standartlarını yükselterek AB’ye ilaç üretebilecek niteliklere ulaşabilmeleri için mücadele etmekteyiz. Bütün bilgi birikimimizi aktarıyoruz. Avrupa standartlarını yakalamak ve buradan Avrupa’ya ve oradan da dünyadaki diğer şirketlerimize eşdeğer ilaç ihraç etmek için ciddi bir çaba harcıyoruz.

Tüm dünyada hızla gelişen “eşdeğer ilaç” kavramının, Türkiye’deki bilinirliği ve kullanımı hakkında neler söylersiniz?
Eşdeğer ilaçlar, referans ilaçlarla aynı özelliklere sahip olduğu, dolayısıyla, hasta üzerinde aynı tedaviyi sağladığı bilimsel çalışmalarla kanıtlanan ve referans ilaçların koruma süreleri bittikten sonra satışa sunulan ürünlerdir. Bir eşdeğer ilaç, referansıyla aynı etkinlik, kalite ve güvenilirliktedir. Bu sebeple de tıpkı referans ilaçlarda olduğu gibi ciddi bir Ar-Ge gideri gerektirmektedir. Eşdeğer ilacın sürdürülebilir olması Ar-Ge’nin sürekli göz önünde tutulmasına bağlıdır. IMS’in bir raporuna göre dünyada eşdeğer ilaçların geliştirilmesi için elde edilen gelirlerin yüzde 7’si Ar- Ge’ye ayrıldığı belirtilmekle beraber, günümüzde gereklilikler bu rakamı çok daha yüksek seviyelere çekmiştir. Eşdeğer ilaçlar ekonomik olma ve yüksek kutu sayısıyla piyasaya arz edilme özellikleriyle ilaca erişimi kolaylaştırmakla beraber, devlet bütçesi için de önemli bir tasarruf kaynağı oluşturmaktadırlar. Avrupa Eşdeğer İlaç Derneği’nin verilerine göre hazırlanan bir IMS raporu, eşdeğer ilaç sayesinde  Avrupa’da 30 milyar euro (€) tasarruf edildiğini ortaya koyuyor. Birliğe üye tüm ülkelerin eşdeğer ilaçtan elde ettiği tasarrufu hesaplayacak olursak, iki katı rakamsal  büyüklüğe ulaşılabilir. Türkiye’de ise eşdeğer ilacın nimetlerinin biraz daha iyi bilinmesi gerekiyor. Bugün  kutu bazında eşdeğer ilaçlar Türkiye’de satılan tüm ilaçların yaklaşık % 51.4’ünü teşkil etmektedir. Ancak değer olarak pazar paralelinde incelendiğinde oranın % 35.3’e düştüğü (tüm satılan ilaçların ciroları içerisindeki orana bakıldığında) görülmektedir. Türkiye’de eşdeğer ilacın sağlık harcamalarındaki tasarrufa desteğini devam ettirebilmesi için bir çok parametreyi ve dengeyi iyi organize etmek gerekmektedir. Çünkü eşdeğer İlacın üretimi de referans ilaç kadar maliyetli bir iştir ve kaliteli ürün elde etmek ciddi bir maliyet gerektireceği unutulmamalıdır.

Eşdeğer ilaç pazarında bir rekabet söz konusu mu?
Çok ciddi, kıyasıya bir rekabet söz konusu. Özellikle çok uluslu orijinal ürün üreten firmaların da bu pazara dahil olması ile rekabet artmıştır.

En Dinamik Genç Şirket ödülü almıştınız. Pazarlama, satış ve dağıtım ağınız hakkında bilgi verir misiniz?
Sadece pazarlama satış ağımız değil, bütün ekibimiz genç ve dinamik çalışma arkadaşlarımızdan oluşmaktadır. Nitekim ilaç sektörü çok dinamik ve yoğun bir iş temposu gerektirmektedir. İstanbul’da bulunan merkez kadromuzun yanı sıra Türkiye’nin 10 bölgesinde aktif olarak çalışan bir pazarlama ağına sahibiz. 

Türkiye ilaç endüstrisinin durumunu değerlendirir misiniz? İlaç fiyatlarının düşüşü sektörü nasıl etkiliyor?
İlaç temin eden devlet kurumlarının ilaç sektöründe yaptığı ciddi nitelikteki fiyat indirimleri global krizin etkilerinin geride kalmasına yol açan faktörlerden biridir. Söz konusu fiyat indirimleri sadece bizim ülkemizde değil tüm dünyada gerçekleştirilmiştir. Bu yönüyle düşündüğümüzde, fiyat düşüşleri sebebiyle ilaç sektöründe ekonomik krizin halen devam etmekte olduğunu söyleyebiliriz. Sektörün geleceğinin ve gelişiminin ve dolayısıyla bir çok kesimin bu indirimler, çeşitli yaptırımlar ve kısıtlamalar sonucunda olumsuz yönde etkilemesi doğaldır. Bunun yansımalarını zaman içerisinde daha gözle görülür şekilde yaşayacağımızı düşünüyorum. İlaç sektörü çok karlı bir sektör gibi lanse edilmekle beraber, özellikle eşdeğer ilaç sektörünün dışarıdan görüldüğü gibi çok da karlı bir sektör olduğunu düşünmüyorum. Eşdeğer İlaç kendi varlığı ile tasarruf anlamında önemli bir katkı sağlamaktır. Devletlerin tasarruf tedbirleri içinde tekrardan değerlendirilmesi, eşdeğer ilacın gelişmesini ve geleceğini zorlaştırmaktadır. İlacı diğer sektörlerden ayıran, sağlık alanında önemli bir gereksinim olduğu için bulunduğu stratejik konumdur. Bu nedenle uzun vadeli planların yapılması çok önemlidir. Daha önce de bahsettiğimiz gibi eşdeğer ilaç Devlet tasarrufu için önemli etken rol oynamaktadır. Bu sebeple sürdürülebilirliğinin Devlet Politikalarının desteğiyle sağlanmasını beklemekteyiz.

Bu arada bir motorsiklet tutkunu olduğunuzu bilmeyen yok. Hatta eşinizle birlikte Kuzey Kutbu seyahatiniz olmuştu.
Antalya da 80’li yıllarda Tıp Fakültesinde okurken başladı motor merakım. Motosiklet benim için Antalya’nın ve çevresinin keşfedilmesi için yeni bir ufuk demekti. Üniversiteden mezun olup diplomamı aldıktan sonra 1988 yılında İngiltere’ye gittim. O kadar çok çalışıyordum ki, motora elimin dahi değmediği 6 yıl geçirdim. Bu yoğun temponun böyle gitmeyeceğini anladım ve 1995 yılında Türkiye’ye döndüm. Motosiklete binmeye başladım ve bir çok uzun yol seyahati yaptım. Bence Motosiklet her motosiklete binen gibi benim için de bir yaşam biçimi, bir felsefe, hayatın kendisi. Ben motosiklet kullandığım zamanlar her şeyden arınıp istediğim konuya odaklanabiliyorum, benim gibi günlük iş hayatında aynı anda birçok şeyi yapıp daha da fazlasını düşünmek zorunda olan yöneticiler için fiziken olmasa bile manen iyi bir dinlenme. Aslında Kuzey Kutbu’na gitme gibi hiçbir hedefim ve hayalim yoktu. Bir buluşmamızda Aytekinhan Yıldırıcı laf arasında Kuzey Kutbuna Norveç sınırında bulunan karayoluyla ulaşılan son nokta olan  Nordkapp’a gideceğinden bahsetti. Akşam aradım ben de geliyorum diye. Tam 20 gün toplam 8 bin 500 kilometre motor üzerinde yol yaptık. Trieste, Salzburg, Gera, Rostock, Helsinki, Kemi, Alta, Overkalix, Normaling, Oslo, Kiev, Prag, Budapeşte, Sibiu, Bükreş ve İstanbul. Bir hayli uzun bir programdı.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here